Daniel Day-Lewis, yalnızca başarılı filmleriyle değil, oyunculuk anlayışıyla da sinema tarihinin en saygı duyulan isimlerinden biri olarak kabul edilir. Akademi Ödülleri tarihinde En İyi Erkek Oyuncu dalında üç kez Oscar kazanan ilk ve tek isim olmayı başaran Day-Lewis, bu rekoruyla sinema tarihine adını altın harflerle yazdırmıştır. Seçici kariyeri nedeniyle yaklaşık kırk yıl süren oyunculuk yaşamında yalnızca 20'den biraz fazla filmde rol almasına rağmen, canlandırdığı karakterlerin hemen hepsi sinema tarihinin unutulmaz performansları arasında gösterilmektedir. Yoğun hazırlık süreçleri ve method acting (metot oyunculuğu) yaklaşımı sayesinde her rolünde adeta başka bir insana dönüşmesi, onu çağımızın en büyük oyuncularından biri haline getirmiştir.
1957 yılında Londra'da doğan Daniel Day-Lewis, sanatla iç içe büyüdü ve genç yaşta tiyatro eğitimi aldı. Kariyerinin ilk yıllarında tiyatro sahnesinde deneyim kazandıktan sonra sinemaya yöneldi. 1980'li yıllarda dikkat çekmeye başlayan oyuncu, kısa sürede sıradan rolleri kabul etmeyen ve her karakter için aylarca çalışan disiplinli bir sanatçı olarak ün kazandı. Uzun aralar vermesi, hatta bir dönem oyunculuğu bırakıp İtalya'da ayakkabı ustalığı yapması bile onun efsanevi kişiliğinin bir parçası haline geldi. Day-Lewis'e göre önemli olan çok film çekmek değil, her filmde unutulmaz bir karakter yaratmaktı. Bu yaklaşım sayesinde az sayıda filmle olağanüstü bir kariyer inşa etti.
1. My Left Foot (1989) IMDb Puanı: 7,8/10
Daniel Day-Lewis ilk Oscar'ını, gerçek bir yaşam öyküsünü anlatan My Left Foot filmiyle kazandı. Filmde, doğuştan serebral palsi hastası olan yazar ve ressam Christy Brown'u canlandırdı. Rolüne hazırlanırken haftalarca tekerlekli sandalyeden kalkmadığı, çekim aralarında bile karakterinden çıkmadığı ve tüm ihtiyaçlarının ekip tarafından karşılanmasına izin verdiği anlatılır. Yemeklerini bile karakterin fiziksel durumuna uygun şekilde yemeye çalışarak kas hareketlerini birebir deneyimledi. Bu olağanüstü hazırlık süreci, performansının gerçekçilik düzeyini önemli ölçüde artırdı ve ona kariyerinin ilk En İyi Erkek Oyuncu Oscar'ını kazandırdı.
2. There Will Be Blood (2007) IMDb Puanı: 8,2/10
There Will Be Blood filminde Daniel Plainview karakterini canlandıran Day-Lewis, sinema tarihinin en etkileyici performanslarından birine imza attı. Açgözlü ve acımasız bir petrol girişimcisini oynayabilmek için dönemin tarihini aylarca araştırdı, eski petrol işçilerinin yaşamını inceledi ve karakterine kendine özgü sert bir ses tonu geliştirdi. Çekim boyunca sette herkesten karakterine uygun şekilde davranmasını istedi ve Daniel Plainview kimliğinden neredeyse hiç çıkmadı. Performansı yalnızca Oscar değil, birçok uluslararası ödül de kazandı ve bugün hala modern sinemanın en güçlü oyunculuk örneklerinden biri olarak gösterilmektedir.
3. Lincoln (2012) IMDb Puanı: 7,3/10
Üçüncü Oscar'ını ise Lincoln ile kazandı. Filmde Amerika Birleşik Devletleri'nin 16. Başkanı Abraham Lincoln'ü canlandıran oyuncu, role hazırlanırken Lincoln hakkında yüzlerce sayfalık biyografi okudu, dönemin siyasi belgelerini inceledi ve tarihçilerin görüşlerinden yararlandı. Çekimler boyunca ekip arkadaşlarının kendisine Bay Başkan diye hitap etmesini istedi. Lincoln'ün yürüyüşünü, konuşma ritmini ve beden dilini aylar süren çalışmalar sonucunda yeniden oluşturdu. Sonuçta ortaya çıkan performans, Akademi tarafından En İyi Erkek Oyuncu Oscar'ıyla ödüllendirildi ve Day-Lewis'i bu kategoride üç kez ödül kazanan ilk ve tek erkek oyuncu yaptı.
Daniel Day-Lewis'in en dikkat çekici özelliği, rol aldığı karakterleri yalnızca oynamaması, onları adeta yaşamasıdır. Çekim süresi boyunca karakterinden çıkmaması nedeniyle sette gerçek adıyla hitap edilmesini istemediği birçok yapım olmuştur. Tarihi karakterleri canlandırırken döneme ait kıyafetlerle yaşamayı, o dönemin yemeklerini yemeyi ve karakterin konuşma biçimini günlük hayatına taşımayı tercih eder. Bu nedenle method acting denildiğinde akla gelen ilk isimlerden biri olarak kabul edilir. Onun oyunculuk anlayışına göre bir karakter ancak gerçekten yaşanırsa izleyiciye inandırıcı gelebilir.
Daniel Day-Lewis, yalnızca kazandığı üç Oscar ile değil, seçtiği filmler ve oyunculuğa duyduğu saygıyla da sinema tarihinin en etkili isimlerinden biri olarak gösterilmektedir. Kariyeri boyunca ticari başarı yerine sanatsal değeri yüksek projeleri tercih etmiş, her rolü için aylar hatta yıllar süren hazırlık süreçlerine girmiştir. Bu disiplin, onun performanslarını unutulmaz kılmış ve pek çok genç oyuncuya ilham vermiştir. Bugün Daniel Day-Lewis, birçok sinema eleştirmeni tarafından tüm zamanların en büyük oyuncuları arasında gösterilmektedir. Üç En İyi Erkek Oyuncu Oscar'ıyla ulaştığı rekor ise hala kırılamamış bir başarı olarak varlığını sürdürmektedir.