Kadim Türk inancında Yada Taşı ya da Cada/Yede Taşı, doğa olaylarını etkileyebildiğine inanılan mistik bir taştır. Özellikle eski Türk topluluklarında, yağmur yağdırma, fırtına çıkarma, kar getirme ya da havayı değiştirme gücüne sahip olduğuna inanılırdı. Bu inanış, Göktürkler, Hunlar ve bazı Orta Asya şamanik geleneklerinde önemli bir yere sahipti.
Bazı anlatılara göre bu taş yalnızca belirli kişiler tarafından kullanılabiliyordu. Bunlar genellikle kamlar yani şamanlardı. Ritüeller sırasında dualar, davullar ve belirli sözlerle birlikte kullanıldığı söylenirdi. Türk destanlarında savaş zamanlarında düşmanı zor durumda bırakmak için yağmur ya da fırtına oluşturulduğuna dair hikayeler geçer.
Yada Taşı’nın kökeniyle ilgili farklı rivayetler vardır. Kimi anlatılarda gökten düştüğü, kimi anlatılarda ise kutsal hayvanların bedeninden çıktığı söylenir. Özellikle kurt, kartal ve ejderha benzeri mitolojik varlıklarla ilişkilendirildiği olurdu.
İslamiyet sonrası dönemde de tamamen kaybolmadı, halk kültüründe yağmur taşı, bereket taşı gibi farklı biçimlerde yaşamaya devam etti. Bugün tarihçiler bunun daha çok doğayı anlamlandırma çabasıyla oluşmuş mitolojik ve şamanik bir sembol olduğunu düşünür. Eski Türk kaynaklarında Yada Taşı tamamen hayal ürünü gibi anlatılmaz. Orta Çağ İslam tarihçileri ve Çin kayıtlarında da Türklerin yağmur taşı kullandığına dair notlar bulunur. Bu yüzden bazı araştırmacılar, olayın tamamen uydurma değil, belki meteorolojik gözlemler, ritüeller ve tesadüflerin birleşiminden doğmuş kültürel bir inanç olduğunu düşünür.
Bu konu, Türk mitolojisinin en gizemli unsurlarından biri kabul edilir. Hatta bazı araştırmacılar Yada Taşını, insanın doğa üzerinde kontrol kurma arzusunun sembolü olarak yorumlar.