1 Aralık 1948 sabahında, Avustralya'nın Adelaide kentindeki Somerton Plajı'nda takım elbiseli bir adamın cansız bedeni bulunduğunda, kimse bu olayın onlarca yıl boyunca çözülemeyen bir gizeme dönüşeceğini tahmin etmiyordu. İlk bakışta sıradan bir ölüm vakası gibi görünen olay, kısa süre içinde tarihin en ünlü kimlik ve casusluk gizemlerinden biri haline geldi.
Adamın üzerinde herhangi bir kimlik belgesi bulunmuyordu. Daha da ilginç olanı, kıyafetlerindeki tüm etiketler dikkatlice kesilmişti. Ceplerinde sigara, sakız ve birkaç küçük eşya dışında onu tanımlayabilecek hiçbir ipucu yoktu. Yapılan incelemelerde vücudunda belirgin bir saldırı izi bulunamaması ve ölüm nedeninin kesin olarak belirlenememesi, soruşturmayı daha da karmaşık hale getirdi. Bazı uzmanlar zehirlenme ihtimali üzerinde durdu ancak dönemin teknolojisiyle bunu doğrulayabilecek kesin kanıtlara ulaşılamadı.
Olayı daha da gizemli hale getiren gelişme ise aylar sonra yaşandı. Adamın gizli bir cebinde, üzerinde Farsça, Tamam Shud, yani Sona Erdi veya Tamamlandı yazan küçük bir kağıt parçası bulundu. Bu ifade, ünlü İranlı şair Ömer Hayyam'ın Rubailer adlı eserinin son sayfasından koparılmıştı. Daha sonra polis, bu kitabın bir nüshasını bulduğunda, kitabın arka kısmında şifreye benzeyen bazı harf dizileri ve kayıt dışı bir telefon numarasıyla karşılaştı.
İşte tam bu noktada olay, basit bir ölüm vakasından çıkarak bir gizli dosya niteliği kazandı. Çünkü II. Dünya Savaşı'nın hemen sonrasında yaşanan bu olay, Soğuk Savaş'ın başlangıç dönemine denk geliyordu. Bu nedenle birçok araştırmacı, Somerton Adamı'nın bir casus olabileceğini öne sürdü. Kimliğinin gizlenmesi, etiketlerin sökülmesi, olası bir zehirlenme ve çözülemeyen şifreler, dönemin istihbarat operasyonlarını akla getirdi.
Bazı teorilere göre adam, gizli bilgiler taşıyan bir ajan olabilir ve kimliğinin ortaya çıkmaması için profesyonel bir operasyon düzenlenmiş olabilir. Başka teoriler ise olayın trajik bir aşk hikayesi, intihar veya organize suç bağlantılı olabileceğini ileri sürmektedir. Ancak bugüne kadar bu teorilerin hiçbirisi kesin biçimde kanıtlanamamıştır.
Vakayı gizemli yapan bir diğer unsur da, onlarca yıl boyunca adamın kim olduğunun bilinmemesiydi. Dünyanın birçok ülkesinde arşivler incelenmiş, binlerce kayıp kişi kaydı araştırılmış ancak uzun süre herhangi bir sonuca ulaşılamamıştır. Ancak modern DNA teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte son yıllarda yapılan genetik incelemeler, Somerton Adamı'nın büyük olasılıkla Carl Webb adlı bir kişi olabileceğine işaret etmiştir. Buna rağmen ölümünün nasıl gerçekleştiği, neden kimliğinin gizlendiği ve cebindeki gizemli notun gerçek anlamı hala kesin olarak açıklanabilmiş değildir.
Somerton Adamı vakasının etkileri yalnızca kriminal araştırmalarla sınırlı kalmamıştır. Olay, kitaplara, belgesellere, akademik çalışmalara ve sayısız komplo teorisine konu olmuş, modern tarihin en büyük çözülememiş gizemlerinden biri olarak kabul edilmiştir. İnsanların bu olaya duyduğu ilginin temel nedeni ise, cevaplanamayan soruların fazlalığıdır. Bu adam gerçekten kimdi? Bir casus muydu? Şifreli not neyi anlatıyordu? Ve en önemlisi, neden kimliğini tamamen gizleyen bir şekilde hayatını kaybetmişti? Somerton Adamı vakasının asıl gizemi, cevaplardan çok cevapsız kalan sorularında yatmaktadır. Çünkü bazen tarihin en etkileyici olayları, çözülenler değil, onlarca yıl geçmesine rağmen hala bilinmezliğini koruyan dosyalardır.