Sokak Köpeği Saldırılarından Doğan İdarenin Tazminat Sorumluluğu [ 25 Temmuz 2026 ]


Sokak Köpeği Saldırılarından Doğan İdarenin Tazminat Sorumluluğu

Sahipsiz sokak hayvanlarının neden olduğu zararlar, son yıllarda idare hukukunun en çok tartışılan konularından biri haline gelmiştir. Özellikle sokak köpeklerinin vatandaşlara saldırması sonucu meydana gelen bedensel ve manevi zararların hangi kamu idaresi tarafından karşılanacağı uzun yıllar uygulamada farklı değerlendirmelere konu olmuştur. Danıştay 8. Dairesinin 12.03.2021 tarihli, E.2020/7528, K.2021/1532 sayılı kararı ise bu konudaki belirsizlikleri önemli ölçüde gidermiş ve kamu kurumlarının sorumluluk alanlarını daha net biçimde ortaya koymuştur. Karar, sahipsiz hayvanlardan kaynaklanan zararların yalnızca belediyelerin değil, görev paylaşımı içerisinde bulunan tüm ilgili kamu idarelerinin ortak sorumluluğu kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan önemli bir içtihat niteliğindedir.

Danıştay, söz konusu kararında Anayasa'nın 125. maddesi başta olmak üzere 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu, 5393 sayılı Belediye Kanunu, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Hayvanların Korunmasına Dair Uygulama Yönetmeliği hükümlerini birlikte değerlendirerek kapsamlı bir hukuki yorum yapmıştır. Karara göre kamu hizmetinin yalnızca şeklen yerine getirilmesi yeterli değildir. İdare, yürüttüğü kamu hizmetini sürekli denetlemek, ortaya çıkabilecek riskleri önceden öngörmek, gerekli koruyucu tedbirleri zamanında almak ve vatandaşların can ve mal güvenliğini sağlayacak organizasyonu oluşturmakla yükümlüdür. Bu yükümlülüklerin gereği gibi yerine getirilmemesi ise idare hukukunda hizmet kusuru olarak nitelendirilmekte ve meydana gelen zararlardan idarenin tazminat sorumluluğunu doğurmaktadır.

Kararda özellikle ilçe belediyelerinin görev ve sorumlulukları ayrıntılı biçimde değerlendirilmiştir. 5199 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat uyarınca ilçe belediyeleri, sahipsiz hayvanların toplanması, rehabilite edilmesi, kısırlaştırılması, kayıt altına alınması ve vatandaşların güvenliğini tehdit eden durumlara karşı gerekli tedbirlerin alınması konusunda doğrudan görevli idarelerdir. Bu nedenle saldırının meydana geldiği bölgede sahipsiz hayvanların kontrol altına alınmasına yönelik gerekli çalışmaların yapılmaması veya risk oluşturan hayvanlara ilişkin gerekli önlemlerin alınmaması halinde ilçe belediyesinin hizmet kusuru bulunduğu kabul edilmektedir. Başka bir ifadeyle belediyelerin yalnızca şikayet üzerine hareket etmeleri değil, kamu güvenliğini sağlamak amacıyla önleyici idari faaliyetleri de sürekli yürütmeleri beklenmektedir.

Danıştay kararının dikkat çekici yönlerinden biri de büyükşehir belediyelerinin sorumluluğuna ilişkin yaptığı değerlendirmedir. Uygulamada zaman zaman büyükşehir belediyelerinin yalnızca koordinasyon görevi bulunduğu ileri sürülse de Danıştay bu görüşü benimsememiştir. Kararda büyükşehir belediyelerinin hayvan bakımevleri kurmak ve işletmek, rehabilitasyon faaliyetlerini yürütmek, ilçe belediyeleri arasında koordinasyonu sağlamak ve sahipsiz hayvanlara yönelik hizmetlerin etkin şekilde yerine getirilmesini temin etmek gibi doğrudan görevleri bulunduğu belirtilmiştir. Bu nedenle gerekli organizasyonun kurulmaması veya koordinasyon eksikliği nedeniyle meydana gelen zararlar bakımından büyükşehir belediyelerinin de hizmet kusuru nedeniyle sorumlu tutulabileceği açıkça ifade edilmiştir.

Kararın belki de en önemli yönlerinden biri, valiliğin sorumluluğunu da açık şekilde ortaya koymasıdır. Danıştay'a göre valilik, yalnızca idari gözetim görevi bulunan pasif bir kurum değildir. İl Hayvanları Koruma Kurulunun koordinasyonunu sağlamak, sahipsiz hayvanlara ilişkin sorunları takip etmek, ilgili kamu kurumları arasındaki iş birliğini sağlamak ve gerektiğinde kamu düzenini koruyacak idari tedbirleri almak valiliğin görev alanı içerisindedir. Dolayısıyla merkezi idarenin taşra teşkilatı olan valilik de görevlerini gereği gibi yerine getirmediği takdirde hizmet kusuru nedeniyle meydana gelen zararlardan sorumlu olabilecektir. Bu yaklaşım, kamu hizmetinin yalnızca yerel yönetimlere bırakılmadığını, merkezi idarenin de sorumluluk zincirinin önemli bir halkasını oluşturduğunu göstermektedir.

Kararının en önemli hukuki sonucu ise müteselsil sorumluluk ilkesine yaptığı vurgu olmuştur. Mahkeme, sokak köpeklerinin neden olduğu zararların tek bir kamu idaresine yüklenemeyeceğini, görev paylaşımı içerisinde bulunan ilçe belediyesi, büyükşehir belediyesi ve valiliğin olayın özelliklerine göre birlikte sorumlu tutulabileceğini kabul etmiştir. Bu nedenle ilk derece mahkemesinin yalnızca ilçe belediyesini davalı kabul ederek karar vermesi hukuka uygun bulunmamış, davada sorumluluğu bulunabilecek diğer idarelerin de hasım olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Böylece zarar gören kişinin yalnızca tek bir idareye yönelmek zorunda kalmasının önüne geçilmiş ve kamu hizmetini birlikte yürüten kurumların ortak sorumluluğu esas alınmıştır.

İdare hukuku bakımından değerlendirildiğinde bu karar, hizmet kusuru kavramının kapsamını genişleten önemli bir içtihat niteliği taşımaktadır. Danıştay, kamu hizmetinin yalnızca fiili müdahaleyi yapan kurum tarafından değil, planlama, koordinasyon, denetim ve organizasyon süreçlerini yürüten tüm idareler tarafından birlikte yerine getirildiğini kabul etmektedir. Dolayısıyla kamu hizmetinin herhangi bir aşamasındaki eksiklik veya ihmal, yalnızca doğrudan müdahaleyi gerçekleştirmeyen idarelerin de sorumluluğunu doğurabilmektedir. Bu yaklaşım, idarenin bütünlüğü ilkesinin ve kamu hizmetinin sürekliliği anlayışının doğal bir sonucudur.

Danıştay 8. Dairesinin E.2020/7528, K.2021/1532 sayılı kararı, sahipsiz sokak köpeklerinin neden olduğu zararların tazmini konusunda emsal niteliğinde bir içtihat oluşturmuştur. Karar, vatandaşların can güvenliğinin sağlanmasının yalnızca ilçe belediyelerinin görevi olmadığını, büyükşehir belediyeleri ile valiliklerin de mevzuattan kaynaklanan yükümlülükleri bulunduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bu nedenle sokak köpeği saldırıları nedeniyle açılacak tam yargı davalarında, olayın özelliklerine göre ilçe belediyesi, büyükşehir belediyesi ve valiliğin birlikte sorumluluğu değerlendirilmelidir. Böylece hem kamu hizmetinin bütünlüğü ilkesi korunacak hem de zarar gören kişilerin uğradıkları maddi ve manevi zararların etkin şekilde tazmin edilmesi sağlanacaktır. Bu karar, idarenin önleyici tedbir alma yükümlülüğünü güçlendiren ve kamu güvenliğini merkeze alan önemli bir idare hukuku içtihadı olarak uygulamadaki yerini almıştır.