Gize platosunun kumları üzerinde, binlerce yıl boyunca güneşin doğuşunu ve batışını aynı sabırla izleyen, insan başlı aslan gövdeli o devasa varlık, yani Büyük Sfenks, yalnızca bir heykel değil, aynı zamanda tarihin üzerine bırakılmış bir soru işaretidir çünkü tarihçilerin büyük bölümü onun Eski Krallık döneminde, özellikle IV. Hanedan firavunlarından Khafre tarafından yaptırıldığını kabul etse de, bu kabul mutlak bir yazılı belgeye değil, arkeolojik bağlamın ve mimari bütünlüğün oluşturduğu güçlü bir ihtimale dayanır. Sfenks’in Khafre’ye atfedilmesinin temel nedeni, onun konumunun Khafre’nin piramidi ve vadi tapınağı ile kurduğu dikkat çekici geometrik uyumdur sanki dev heykel yalnızca çöle değil, doğrudan Khafre’nin anıtsal kompleksine bakacak şekilde bilinçli bir planlamayla yerleştirilmiş gibidir ve bu mekansal ilişki, yapının IV. Hanedan dönemine ait olduğuna dair en güçlü kanıtlardan biri olarak değerlendirilir.
Bunun yanında, Sfenks’in çevresindeki tapınak kalıntılarında kullanılan taş blokların, Khafre piramidinin yapımında çıkarılan taşlarla jeolojik olarak uyum göstermesi, araştırmacılara bu yapıların aynı inşa sürecinin parçaları olabileceğini düşündürür yani ortada bir yazıt olmasa bile, taşın kendisi adeta sessiz bir tanık gibi konuşur ve dönemin mimari pratiğini ele verir. Sfenks’in yüz hatları meselesi ise tartışmanın en ilginç boyutlarından biridir bazı araştırmacılar, heykelin yüz oranlarının Khafre’ye ait heykellerle benzerlik gösterdiğini öne sürerek bu bağlantıyı güçlendirmeye çalışırken, bazıları da erozyon ve restorasyonlar nedeniyle bu benzerliğin kesin bir kimlik tespiti için yeterli olmadığını savunur böylece heykelin yüzü yalnızca firavunun değil, tarihsel yorumların da aynası haline gelir.
Ancak burada önemli bir nokta vardır. Sfenks üzerinde doğrudan Ben Khafre tarafından yaptırıldım diyen bir yazıt yoktur ve bu durum, arkeolojinin doğası gereği yorumlara açık bir alan bırakır çünkü antik Mısır’da her büyük yapı ayrıntılı bir inşa kitabesiyle belgelenmemiştir ve zamanın yıpratıcı etkisi, pek çok iz ve kanıtı geri dönülmez biçimde silmiştir. Alternatif teoriler de tam bu boşlukta filizlenir özellikle bazı jeologlar, Sfenks’in gövdesindeki aşınma izlerinin rüzgardan çok yoğun yağmur erozyonuna benzediğini ve bunun da yapının bilinen tarihten binlerce yıl daha eski olabileceğini düşündürdüğünü iddia eder, hatta bazı radikal görüşler Sfenks’in kökenini MÖ 7000’lere kadar götürür ancak bu tezler ana akım Mısırbilim çevrelerinde geniş kabul görmez ve mevcut arkeolojik veriler ışığında IV. Hanedan tarihlemeleri daha tutarlı bulunur.
Bugün akademik dünyada hakim olan görüş, Sfenks’in yaklaşık MÖ 2500 civarında, Eski Krallık döneminde ve büyük olasılıkla Khafre’nin hükümdarlığı sırasında inşa edildiği yönündedir bu görüş, kesin bir imzadan ziyade, mekansal uyum, mimari stil, jeolojik analiz ve tarihsel bağlamın birleşiminden doğan kolektif bir kanaattir. Belki de Sfenks’in büyüsü tam olarak burada yatar. O, hem bir dönemin gücünü simgeleyen siyasi bir anıt hem de kesinliğin sınırında duran bir bilmecedir yüzü geçmişe dönük, gövdesi zamana gömülü, sessizliği ise insanlığın tarih yazma çabasına meydan okur ve her yeni kazı, her yeni analiz, o taş bakışın ardındaki hikayeyi biraz daha netleştirmeye çalışırken, Sfenks hala kumların üzerinde sabırla bekler.