Şeytan düğünü, halk dilinde ve eski anlatılarda tek bir somut olayı değil, daha çok insanın iç dünyasında, toplumda ya da doğada düzenin tersine döndüğü anları anlatmak için kullanılan çarpıcı bir mecazdır yani burada şeytan gerçek bir varlık olarak değil, aklı karartan, sınırları bozan, ölçüyü kaçıran halin simgesi olarak karşımıza çıkar ve düğün de normalde sevinç, birlik ve bereket çağrıştırırken bu ifade içinde ironik biçimde yanlış bir coşkunun, kontrolsüz bir birleşmenin, hayra değil kaosa açılan bir kalabalığın adı olur.
Anadolu’da ve çevre kültürlerde bu söz bazen ani çıkan fırtına, dolu, hortum, beklenmedik doğa olayı için söylenir; ortada sebep yokken kopan karmaşayı açıklamak için şeytan düğün yapıyor denir. Çünkü akıl orada mantık arar ama bulamaz, bazen de ahlaki sınırların silindiği eğlenceler, herkesin birbirine kapılıp düşünmeyi bıraktığı kalabalıklar için kullanılır yani çok gürültü vardır ama anlam yoktur, hareket vardır ama yön yoktur.
Daha derin okunduğunda ise bu ifade aslında insanın içindeki düğünü anlatır. Arzuların akılla evlendiği değil, arzuların arzularla evlendiği, frenin tamamen koptuğu anı; nefsin alkışlandığı, ölçünün ayıp sayıldığı, sorgulamanın dışlandığı o kısa ama yıkıcı zaman dilimini, o yüzden şeytan düğünü denir, çünkü orada kimse zorla tutulmaz ama herkes isteyerek yanlışa katılır. Kısacası bu söz, kötülük var demekten çok düşünmeden coşma var demenin halkça, sert ama çok isabetli bir yoludur.