Takva, 2006 yapımı, yönetmenliğini Özer Kızıltan’ın üstlendiği, başrolünde Erkan Can’ın yer aldığı ve Türkiye sinemasında inanç, vicdan, iktidar ve iç çatışma eksenini derinlikli biçimde tartışmaya açan çarpıcı bir filmdir. Anlatı, tarikata bağlı, son derece sade ve içine kapanık bir hayat süren Muharrem’in, şeyh tarafından vakıf işlerini yürütmekle görevlendirilmesiyle başlar ve bu görev ilerledikçe, karakterin manevi dünyasıyla dünyevi sorumluluklar arasındaki gerilimin nasıl bir iç çözülmeye dönüştüğünü adım adım gözler önüne serer.
Muharrem, rızkını helal yoldan kazanmaya çalışan, ibadetine sıkı sıkıya bağlı bir derviştir. Ancak para, yetki ve temsil sorumluluğu eline geçtiğinde, daha önce yalnızca teoride bildiği dünya ile fiilen temas eder ve film tam da bu noktada, takvanın yalnızca niyetle mi yoksa güç karşısında da korunabilen bir bilinçle mi mümkün olduğunu sorgulayan bir vicdan muhasebesine dönüşür.
Takva nedir? Yoksullukta mı, güçte mi sınanır? İyi niyet, sistemle temas ettiğinde neye evrilir? Bastırılan arzular ve korkular rüyalara, halüsinasyonlara ve sessiz bir deliliğe nasıl sızar? Takva bu sorulara cevap veriyor. Film, minimal mekan kullanımı, soğuk ve sade kadrajlar, uzun sessizlikler ve rüya sekanslarıyla, seyirciyi Muharrem’in zihninin içine davet eder, müzikten çok sessizliğin konuştuğu bu dil, karakterin iç dünyasındaki çatlağı dış gerçekliğe taşır ve anlatıyı didaktik olmadan felsefi kılar.
Takva, Berlin Film Festivali’nde FIPRESCI Ödülü kazanarak uluslararası alanda dikkat çekmiş, Türkiye’de ise inanç sineması denildiğinde akla gelen en güçlü örneklerden biri haline gelmiştir. Özellikle Erkan Can’ın performansı, karakterin sessiz kırılmasını abartıya kaçmadan taşımasıyla uzun süre konuşulmuştur. Takva, insanın inancının değil, inancını taşıma biçiminin sınandığı anı anlatan, sessiz ama ağır bir filmdir.