Bazı insanlar vardır dışarıdan bakıldığında sanki hiçbir şey onları etkilemiyormuş gibi görünürler ne bir olay karşısında sesleri yükselir ne bir ayrılıkta gözleri dolar, ne de bir kayıpta içleri parçalanıyormuş gibi bir iz bırakırlar ve bu yüzden çoğu zaman ruhsuz olarak etiketlenirler oysa kimse durup şu soruyu sormaz. Bir insan gerçekten mi hiçbir şey hissetmez, yoksa hissettiklerini artık göstermemeyi mi seçmiştir. Çünkü gerçek şu ki insan bir anda ruhsuzlaşmaz bu bir gecede alınmış bir karar değil, zamanla biriken kırılmaların, hayal kırıklıklarının ve içe atılmış cümlelerin yavaş yavaş oluşturduğu bir savunma biçimidir ve çoğu zaman bu savunma, dışarıdan bakıldığında soğukluk gibi algılansa da aslında içeride kontrol altına alınmaya çalışılan bir fırtınanın sessizliğidir.
Bir insanı ruhsuz yapan şey çoğu zaman duygularının yokluğu değil duygularının fazlalığıdır çünkü çok hisseden insan, bir süre sonra o hislerin ağırlığını taşımakta zorlanır, her detayı fazla düşünür, her sözü gereğinden fazla anlamlandırır, her davranışın altına bir anlam arar ve bu yoğunluk zamanla bir yorgunluğa dönüşür işte o yorgunluk noktasında insan kendini korumak için bir şey yapar azaltır, geri çeker, kısar. Artık eskisi gibi tepki vermez çünkü her tepkinin bir bedeli olduğunu öğrenmiştir. Artık eskisi gibi bağlanmaz çünkü bağlanmanın kaybetme ihtimalini de beraberinde getirdiğini bilir. Artık eskisi gibi anlatmaz çünkü anlaşılamamanın insanda bıraktığı o derin boşluğu çoktan tatmıştır. Ve sonra insanlar ona bakıp şöyle der. Ne kadar ruhsuz biri
Oysa kimse bilmez ki o insan, bir zamanlar en çok hisseden, en çok bağlanan, en çok önemseyen kişiydi ama hayat ona şunu öğretti Her his, karşılığını bulmaz her çaba değer görmez her sevgi korunmaz. İşte tam o noktada insan bir karar almaz aslında… bir dönüşüm yaşar. Duygularını yok etmez sadece onları görünmez yapar. Sevmeyi bırakmaz sadece daha az belli eder. Kırılmayı durduramaz ama kırıldığını kimseye göstermez. Ve en tehlikelisi de budur çünkü gerçekten ruhsuz olan bir insan değil, ruhunu saklamak zorunda kalan bir insandır çünkü o insanın içinde hala bir şeyler hissedilir, hala bazı geceler geçmiş konuşmalar zihninde tekrar eder, bazı yüzler unutulmaz, bazı cümleler içini sızlatır ama dışarıya hiçbir şey yansımaz.
Çünkü öğrenmiştir. Hissettiğini gösterdiğinde kaybediyorsun. Anlattığında eksiliyorsun. Bağlandığında kırılıyorsun. Bu yüzden bazı insanlar ruhsuz değildir sadece kendilerini koruyacak kadar sessizdir. Ve belki de en acı gerçek şudur. Bir insanın hiçbir şey hissetmiyor gibi görünmesi çoğu zaman geçmişte her şeyi fazlasıyla hissetmiş olmasının sonucudur.