İnsanlık tarihi boyunca ölümden sonraki yaşamı anlamaya yönelik merak hiçbir zaman tamamen kaybolmamıştır. Farklı coğrafyalarda yaşayan toplumlar, yaşam ile ölüm arasında görünmeyen bir bağ olduğuna inanmış ve bu bağın bazı insanlar tarafından hissedilebildiğini düşünmüştür. İşte bu kişiler, birçok kültürde medyum, ruh aracısı veya spiritüel iletişimci olarak tanımlanmıştır Özellikle on dokuzuncu yüzyılda Spiritüalizm hareketinin yaygınlaşmasıyla birlikte dünyanın birçok yerinde ruhlarla iletişim kurduğunu iddia eden medyumlar ortaya çıkmış, bazıları büyük ün kazanırken bazıları ise tarihin en tartışmalı isimleri haline gelmiştir. Bu medyumların en ilginç özelliklerinden biri, bazılarının seansları boyunca neredeyse hiç konuşmaması ve iletişimin sessizlik içinde gerçekleştiğini iddia etmesiydi. Onlara göre ruhsal iletişim her zaman duyulan seslerden oluşmuyordu bazen yalnızca zihne gelen imgeler, semboller, duygular veya içsel sezgiler gerçek mesajın kendisini oluşturuyordu. Bu nedenle birçok eski spiritüalist okul sessizliğin ruhsal algıyı güçlendirdiğine inanıyor ve uzun süre konuşmadan oturmayı önemli bir hazırlık aşaması olarak görüyordu.
Tarihin en çok konuşulan isimlerinden biri, 1848 yılında Amerika Birleşik Devletleri'nde ün kazanan Fox Kardeşlerdir. Kate ve Margaret Fox, evlerinde duyduklarını söyledikleri gizemli vurma sesleriyle görünmeyen bir varlıkla iletişim kurduklarını iddia etmiş ve bu olay modern Spiritüalizm hareketinin başlangıcı olarak kabul edilmiştir. Binlerce kişi onların düzenlediği toplantılara katılmış, Avrupa ve Amerika'da yüzlerce yeni spiritüalist dernek kurulmuştur. Ancak yıllar sonra kardeşlerden biri, bazı gösterilerin hile içerdiğini söylemiş daha sonra ise bu açıklamayı geri çekmiştir. Bu nedenle olay günümüzde de tartışmalı bir tarihsel vaka olarak anılmaktadır.
İngiliz medyum Daniel Dunglas Home ise tarihin en gizemli isimlerinden biri olarak kabul edilir. Home'un en dikkat çekici yönü gösterilerini karanlık odalarda değil, çoğu zaman iyi aydınlatılmış salonlarda gerçekleştirdiğinin anlatılmasıdır. Dönemin aristokratları bilim insanları ve gazetecileri onun oturduğu sandalyenin yerden yükseldiğini, masaların hareket ettiğini ve açıklanamayan bazı olaylara tanıklık ettiklerini yazmıştır. Hatta bazı tanıklar, Home'un açık bir pencereden dışarı çıkarak başka bir pencereden içeri girdiğini iddia etmiştir. Bu anlatılar büyük ilgi görmüş olsa da, bunları doğrulayan bilimsel kanıtlar hiçbir zaman ortaya konulamamıştır.
İrlandalı medyum Eileen Garrett, daha çok aldığı sembolik mesajlarla tanınmıştır. Garrett, geleceğin kesin olarak değişmez olmadığını görülen imgelerin olası ihtimalleri temsil ettiğini savunuyordu. Ona göre geleceğe dair görülen sahneler, insanların seçimlerine göre değişebiliyordu. Bu yaklaşım, diğer birçok medyumdan farklı olarak kaderin mutlak olmadığını öne sürmesi bakımından dikkat çekmiştir.
İngiliz medyum Gladys Osborne Leonard ise seanslarında uzun sessizlikler yaşamasıyla tanınıyordu. Leonard, ruhlardan gelen mesajların çoğunun kelimeler yerine semboller halinde geldiğini, bu sembolleri anlamlandırabilmek için zihnin tamamen sakinleşmesi gerektiğini söylüyordu. Katılımcılar, onun bazen dakikalarca hiç konuşmadan oturduğunu, ardından oldukça ayrıntılı anlatımlar yapmaya başladığını aktarmışlardır. Bu deneyimlerin doğası bilimsel olarak doğrulanmamış olsa da, döneminde büyük ilgi uyandırmıştır.
Bulgar kahin olarak tanınan Vanga da zaman zaman ruhsal rehberlerden bilgi aldığını ifade etmiştir. Kör olduktan sonra içsel görüşünün güçlendiğini söyleyen Vanga, kendisine görünmeyen varlıkların bilgiler aktardığını ileri sürmüştür. Destekçileri, bazı toplumsal olaylar ve doğal afetlere ilişkin sözlerinin gerçekleştiğini iddia ederken, eleştirmenler bu yorumların çoğunun olaylardan sonra yeniden yorumlandığını ve ifadelerin belirsiz olduğunu belirtmektedir.
Amerikalı Edgar Cayce ise klasik anlamda ruh çağırdığını söylemek yerine, trans halinde bilinçaltı ya da evrensel bilgi alanından cevaplar aldığını ileri sürmüştür. Cayce'nin binlerce okuması kayda geçirilmiş, sağlık, tarih, reenkarnasyon ve spiritüel gelişim üzerine geniş bir arşiv oluşmuştur. Bazı takipçileri, sağlık tavsiyelerinin faydalı olduğunu savunurken, tarih ve geleceğe ilişkin birçok iddiası doğrulanamamış veya tartışmalı kalmıştır.
Spiritüalizm tarihinde dikkat çeken ortak noktalardan biri, birçok medyumun geleceği kesin tarihlerle anlatmaktan kaçınmasıdır. Bunun yerine semboller, metaforlar ve olasılıklar üzerinden konuşmaları, yorumların farklı şekillerde anlaşılmasına yol açmıştır. Bu durum destekleyenler tarafından ruhsal bilgilerin doğasına bağlanırken, eleştirenler tarafından ise doğrulanması zor ifadeler kullanmanın bir sonucu olarak değerlendirilmiştir. Sessiz medyumlar üzerine yapılan tarihsel araştırmalar, onların kullandıkları yöntemlerin birbirinden oldukça farklı olduğunu göstermektedir. Kimileri uzun meditasyonlar yapmış, kimileri karanlık odalarda çalışmış, kimileri ise yalnızca sessizlik içinde oturarak zihnine gelen imgeleri aktardığını söylemiştir. Bu çeşitlilik, Spiritüalizm tarihinin tek tip bir uygulamadan değil farklı kültürlerin ve inançların birleşiminden oluştuğunu göstermektedir.
Bugün hala dünyanın birçok ülkesinde bu medyumlar hakkında kitaplar yazılmakta, belgeseller hazırlanmakta ve araştırmalar sürmektedir. Kimileri onları olağanüstü sezgiye sahip insanlar olarak görürken, kimileri psikolojik süreçler, gözlem becerisi, telkin etkisi veya sahne teknikleriyle açıklamaktadır. Kesin bir uzlaşı bulunmasa da, bu isimler Spiritüalizm tarihinin en çok konuşulan ve en gizemli figürleri arasında yer almaya devam etmektedir. Belki de bu hikayelerin en dikkat çekici yönü, verdikleri cevaplardan çok, insanlığın asırlardır değişmeyen tek sorusunu canlı tutmalarıdır. Ölüm gerçekten bir son mudur, yoksa yalnızca henüz tam olarak anlayamadığımız başka bir başlangıcın kapısı mı.