Antik Mısır inancında güneşin batması, ışığın birkaç saatliğine kaybolduğu sıradan bir doğa olayı olarak görülmüyor, aksine güneş tanrısı Ra’nın görünür dünyayı terk ederek gecenin karanlığında başka bir aleme geçtiğine ve sabah yeniden doğabilmek için tehlikelerle dolu uzun bir yolculuğa başladığına inanılıyordu. Ra gündüz boyunca güneş kayığıyla gökyüzünde ilerliyor, akşam batı ufkuna ulaştığında ise insanların görebildiği dünyanın sınırından ayrılarak Duat adı verilen gizemli gece alemine giriyordu. Ra’nın gece yolculuğunun en ayrıntılı tasvirlerinden bazıları, özellikle Yeni Krallık döneminde kraliyet mezarlarının duvarlarına aktarılan ve bugün Amduat adıyla bilinen metinlerde karşımıza çıkar bu anlatılarda gece on iki bölüme ayrılır ve Ra’nın güneş kayığının gün batımından gün doğumuna kadar bu on iki bölgeden geçtiği anlatılır. Her bölüm gecenin belirli bir saatini temsil ederken aynı zamanda Ra’nın karanlığın içine giderek daha fazla ilerlediği kozmik yolculuğun farklı bir aşamasını oluşturur.
Güneş batıya ulaştığında Ra gece kayığına geçerek Duat’ın ilk bölgelerine girer ve böylece ışık dünyasından karanlık dünyaya geçiş başlar fakat Duat tamamen boş ve sessiz bir karanlık değildir, burada tanrılar, ölülerin ruhları, kapıları koruyan varlıklar ve güneş kayığının ilerleyebilmesi için aşılması gereken çeşitli bölgeler bulunur. Ra’nın kayığı bu karanlık coğrafyanın içinden ilerlerken onun taşıdığı güneş gücü Duat’ın bazı bölgelerini geçici olarak aydınlatır ve Ra’nın geçişiyle birlikte karanlıkta bulunan varlıklar kısa süreliğine onun ışığıyla karşılaşır. Gecenin ilk saatlerinde yolculuk henüz başlangıç aşamasındadır, ancak güneş kayığı ilerledikçe çevredeki dünya giderek daha yabancı ve tehlikeli hale gelir. Ra görünür dünyadan gittikçe uzaklaşırken Duat’ın daha derin bölgelerine ulaşır ve kayığın yolculuğunun devam edebilmesi için belirli kapılardan, geçitlerden ve korunan alanlardan geçmesi gerekir. Bu nedenle Ra’nın gece yolculuğu yalnızca bir noktadan diğerine yapılan bir seyahat değil, karanlığın katmanlarının tek tek aşılması gereken düzenli bir kozmik geçiş olarak tasvir edilmiştir.
Gece ilerledikçe Ra’nın gündüz sahip olduğu güç de farklı bir biçime dönüşür gündüz gökyüzünün hakimi olan güneş tanrısı artık karanlığın içindeki bir yolcudur ve güneş kayığının çevresinde onu koruyan ilahi varlıklarla birlikte Duat’ın bilinmeyen bölgelerinde ilerlemektedir. Kayığın durmaması son derece önemlidir, çünkü Ra’nın yolculuğunu tamamlayamaması yalnızca güneşin doğmaması anlamına gelmez, aynı zamanda evrenin düzeninin devamını sağlayan döngünün kesintiye uğraması anlamına gelir. Gecenin orta bölümüne ulaşıldığında Ra’nın yolculuğu en kritik aşamalarından birine girer. Artık güneş tanrısı Duat’ın en derin karanlığındadır ve gündüz dünyasından neredeyse tamamen kopmuştur. Bu bölüm güneşin görünmez dünyadaki dönüşümünün gerçekleştiği ve sabah yeniden doğmasını sağlayacak gücün yenilendiği nokta olarak düşünülür. Ra’nın gece yolculuğunun temelinde de tam olarak bu fikir vardır güneş yalnızca karanlığın içinden geçmez, karanlığın içinde dönüşür.
Ancak Ra’nın yeniden doğuşa ulaşabilmesi için gece yolculuğunun en büyük tehlikesiyle karşılaşması gerekir. Duat’ın karanlığında Ra’nın yolunu kesmeye çalışan dev yılan Apep bulunur. Apep, güneş kayığının ilerlemesini durdurmaya ve Ra’nın doğu ufkuna ulaşmasını engellemeye çalışan kaos gücünü temsil eder. Bu karşılaşmanın önemi büyüktür, çünkü güneş kayığının burada durması halinde Ra’nın gece yolculuğu tamamlanamayacak ve güneş yeniden doğamayacaktır. Ra’nın kayığında bulunan koruyucu ilahi güçler Apep’e karşı mücadele ederken güneş kayığının yoluna devam etmesini sağlamaya çalışır. Bazı tasvirlerde Apep devasa bedeniyle kayığın önünü keserken bağlanır, etkisiz hale getirilir veya saldırısı engellenir fakat Apep’in tamamen ortadan kaldırılmaması, gece yolculuğunun sürekli tekrarlanan doğasını ortaya koyar. Ra o gece Apep’in engelini aşabilir, ancak ertesi gece güneş yeniden battığında aynı tehlike yeniden ortaya çıkacaktır. Bu nedenle Ra’nın gece yolculuğu hiçbir zaman kesin biçimde sona eren tek bir macera değildir.
Her gün yeniden başlar. Apep’in engeli aşıldıktan sonra güneş kayığı Duat’ın sonraki bölgelerine doğru ilerlemeye devam eder ve gecenin son saatlerine yaklaşıldıkça yolculuğun niteliği değişmeye başlar başlangıçta karanlığın içine doğru ilerleyen Ra artık karanlıktan çıkışa yaklaşmakta ölüm ve geceyle ilişkilendirilen bölgelerin ardından doğu ufkunda gerçekleşecek yeniden doğuş için hazırlanmaktadır. Gecenin on birinci ve on ikinci bölümleri özellikle önemlidir, çünkü Ra artık Duat’ın son sınırlarına ulaşmaktadır Güneş kayığı ilerledikçe gece tükenmeye, karanlığın hakimiyeti zayıflamaya ve güneş tanrısının yeniden görünür dünyaya çıkacağı an yaklaşmaya başlar. Yolculuğun başlangıcında batı ufkundan karanlığa giren Ra, gecenin sonunda aynı durumda geri dönmez. Duat boyunca gerçekleşen dönüşüm sayesinde yenilenmiş bir güneş olarak ortaya çıkmaya hazırlanır.
Son aşamada Ra doğu ufkunun sınırına ulaşır ve Duat’ın karanlık dünyasından ayrılarak yeniden yaşayanların dünyasına geçer. Güneşin doğu ufkundan yükselmesi, Ra’nın gece boyunca yaptığı yolculuğu başarıyla tamamladığının görünür işaretidir. İnsanların gördüğü gün doğumu mitolojik anlatının içinde düşünüldüğünde aslında çok daha büyük bir olayın son sahnesidir. Ra karanlığa girmiş, gecenin on iki bölümünü aşmış güneş kayığının ilerlemesini durdurmaya çalışan güçlerden kurtulmuş ve sonunda yeniden gökyüzüne ulaşmıştır Fakat Ra’nın zaferi kalıcı değildir. Sabah doğan güneş yeniden gökyüzünde ilerleyecek, gün boyunca doğudan batıya hareket edecek ve akşam olduğunda bir kez daha ufkun ardında kaybolacaktır. Batı ufkuna ulaştığı anda Ra’nın gece kayığı yeniden Duat’a girecek, on iki bölümlük yolculuk yeniden başlayacak ve karanlığın içinde aynı kozmik mücadele bir kez daha yaşanacaktır.
Bu yüzden Antik Mısır düşüncesinde gece, güneşin olmadığı boş bir zaman dilimi değil, insanların göremediği büyük bir yolculuğun gerçekleştiği dönemdi. Gökyüzü karardığında Ra yok olmuyor, yalnızca görünür dünyanın dışına çıkıyordu; karanlığın içindeki gizli yolları geçiyor, Duat’ın kapılarından ilerliyor, yolunu kesmeye çalışan güçleri aşıyor ve gecenin sonuna ulaştığında yeniden doğmak üzere doğu ufkuna yöneliyordu.. Her gün batımı bu yolculuğun başlangıcı, her gece onun görünmeyen sahnesi ve her gün doğumu Ra’nın karanlıktan geri dönüşüydü Çünkü Ra için gece, ışığın sonu değil; ışığın yeniden doğabilmek için karanlığın içinden geçtiği yolculuktu.