1973 yılında tanıtılan Porsche 911 Carrera RS 2.7, yalnızca hızlı bir spor otomobil olarak değil, otomotiv tarihini değiştiren mühendislik anlayışının sembollerinden biri olarak kabul edilir. Bugün birçok koleksiyoncu onu klasik Porsche olarak değil, tüm zamanların en saf sürüş otomobillerinden biri olarak tanımlar. Bunun nedeni yalnızca performansı değildir. Asıl farkı, sürücünün otomobille adeta tek bir mekanik organizmaya dönüşmesini sağlayan karakteridir. 1970'li yılların başında birçok üretici daha büyük motorlar ve daha ağır gövdeler geliştirirken, Porsche farklı bir yol izledi. Mühendisler, Daha hafif bir otomobil, daha güçlü bir motordan daha değerlidir düşüncesini benimsedi. İşte 911 Carrera RS 2.7 tam olarak bu felsefenin ürünüdür. Gereksiz görülen her gram otomobilden çıkarıldı Daha ince sac paneller, daha hafif camlar, minimalist iç mekan ve hafifletilmiş parçalar sayesinde otomobil yaklaşık 960 ila 1.075 kilogram arasında değişen ağırlığa sahipti. Günümüzde birçok spor otomobil bunun neredeyse iki katı ağırlığındadır.
Aracın kalbinde yer alan 2.687 cc hacminde hava soğutmalı, yatay karşılıklı altı silindirli (Boxer) motor, yaklaşık 210 beygir güç ve 255 Nm tork üretiyordu. Günümüz rakamlarıyla bakıldığında bu güç mütevazı görünebilir. Ancak düşük ağırlık sayesinde otomobil olağanüstü bir güç ağırlık oranına sahipti. Gaz pedalına dokunulduğu anda motorun verdiği tepki, elektronik filtrelerden uzak, tamamen mekanik bir karakter taşıyordu. Bu yüzden birçok sürücü, Carrera RS 2.7'nin verdiği hissin modern süper otomobillerden bile daha canlı olduğunu söyler. Aracın 0'dan 100 km/s hıza yaklaşık 5,5 saniyede ulaşabilmesi, 1973 yılı için olağanüstü bir başarıydı. Düz bir yolda 240 ila 245 km/s civarındaki son hızıyla dönemin Ferrari Lamborghini ve Maserati modelleriyle aynı ligde mücadele edebiliyordu. Fakat bu otomobili özel yapan şey düz çizgideki hızı değil, virajlardaki dengesi ve sürücüyle kurduğu doğrudan iletişimdi.
Carrera RS 2.7'nin en dikkat çekici özelliklerinden biri, otomotiv tarihinde büyük bir dönüm noktası sayılan Ducktail (ördek kuyruğu) arka spoyleridir. İlk bakışta sadece estetik bir detay gibi görünse de bu küçük aerodinamik parça yüksek hızlarda arka aks üzerindeki kaldırma kuvvetini ciddi şekilde azaltıyordu. Böylece otomobil hem daha kararlı hale geliyor hem de yüksek süratlerde sürücüye daha fazla güven veriyordu. Günümüzde neredeyse her performans otomobilinde gördüğümüz aerodinamik çözümlerin öncülerinden biri bu tasarımdı. Yol tutuş konusunda Carrera RS 2.7 hala saygıyla anılır. Arka motor yerleşimi nedeniyle otomobil deneyimsiz sürücüler için hata affetmeyebilir. Viraja yanlış hızla girildiğinde arka taraf beklenenden daha hızlı hareket edebilir. Ancak doğru teknikle kullanıldığında otomobil, adeta ray üzerinde ilerliyormuş hissi verir. Direksiyon sistemi hidrolik destekten yoksundur bu da lastiklerin asfaltla kurduğu bağı avuç içlerinizde hissetmenizi sağlar. Her küçük hareket, direksiyona ve sürücüye doğrudan iletilir.
Fren sistemi de dönemine göre oldukça gelişmişti. Dört tekerde disk fren kullanılması ve düşük ağırlığın sağladığı avantaj sayesinde yüksek hızlardan yapılan frenlemelerde bile otomobil dengeli kalabiliyordu. Elektronik denge kontrolü, çekiş kontrolü ya da ABS gibi günümüzde alışık olduğumuz yardımcı sistemlerin hiçbiri yoktu. Bu nedenle otomobil, sürücüsünün yeteneğini ödüllendirirken aynı zamanda ona büyük sorumluluk da yüklüyordu. Carrera RS 2.7, pistte olduğu kadar dağ yollarında da ün kazandı. Dar virajlar, hızlı yön değişimleri ve değişken zemin koşulları onun karakterini ortaya çıkaran alanlardı. Hafif ön tarafı ve güçlü arka çekişi sayesinde doğru kullanıldığında viraj çıkışlarında olağanüstü hızlanabiliyor, sürücüsüne mekanik bir hassasiyet hissi sunuyordu. Bugün bile birçok profesyonel pilot, bu otomobilin sürüş deneyimini öğretici olarak tanımlar çünkü elektronik sistemlerin gizlediği hataları burada doğrudan hissedersiniz
Üretim hikayesi de en az performansı kadar ilginçtir. Porsche başlangıçta homologasyon amacıyla yalnızca 500 adet üretmeyi planlıyordu. Fakat otomobile gelen yoğun talep, üretim planlarının defalarca revize edilmesine neden oldu. Sonunda toplam 1.580 adet üretildi. Bu sayı günümüzde onu son derece değerli bir koleksiyon otomobili haline getirdi. Bugün iyi korunmuş bir Porsche 911 Carrera RS 2.7, açık artırmalarda milyonlarca dolara alıcı bulabiliyor. Fiyatını belirleyen sadece nadirliği değildir. Bu otomobil, Porsche'nin yarış DNA'sını yola taşıyan ilk gerçek modellerden biri olarak görülür ve sonraki nesil 911 GT3 ile RS modellerinin temel felsefesini oluşturur.
Aradan yarım asırdan fazla zaman geçmiş olmasına rağmen Carrera RS 2.7 hala otomobil dünyasında bir referans noktasıdır. Çünkü bazı otomobiller yalnızca hızlanır, bazıları yalnızca güzel görünür. Porsche 911 Carrera RS 2.7 ise sürücüsüyle kurduğu bağ sayesinde her kilometreyi unutulmaz bir deneyime dönüştürür. Belki de bu yüzden, üzerinden onlarca yıl geçmesine rağmen adı hala saygıyla anılıyor ve birçok otomobil tutkunu için kusursuz sürüş makinesi denildiğinde akla gelen ilk modeller arasında yer alıyor.