Sanat Dünyasının Hala Tam Olarak Cevaplayamadığı Sembol
Pablo Picasso'nun eserlerine dikkatle bakan birçok kişi, ilk bakışta fark edilmeyen ancak zamanla tekrar tekrar karşılarına çıkan ortak bir ayrıntıyı keşfeder gözler. Kimi zaman yüzün tam ortasında, kimi zaman anatomik olarak olması gereken yerden farklı bir noktada kimi zaman ise izleyiciye doğrudan bakan tek bir göz olarak karşımıza çıkan bu motif, sanat tarihinin en çok tartışılan sembollerinden biri haline gelmiştir Picasso bu konuda kesin bir açıklama yapmadığı için, göz figürü yıllardır sanat tarihçileri, psikologlar ve eleştirmenler tarafından farklı şekillerde yorumlanmaktadır. Picasso'nun özellikle Kübizm döneminde geliştirdiği anlatım dili, bir insanı tek bir açıdan göstermek yerine aynı anda birden fazla bakış açısından sunmayı amaçlıyordu. Bu nedenle eserlerinde gözler çoğu zaman alışılmış anatomik kuralların dışına çıkar. Bir yüzün iki farklı profili aynı kompozisyonda birleşebilir, iki göz birbirinden tamamen farklı yönlere bakabilir ya da tek bir göz bütün tablonun görsel ağırlığını taşıyabilir. Bu yaklaşım, yalnızca biçimsel bir tercih olarak değil insanın tek bir bakış açısıyla tanımlanamayacağını anlatan güçlü bir sanat anlayışı olarak değerlendirilmektedir.
Sanat tarihçilerine göre Picasso'nun gözleri yalnızca görmek için kullanılan organlar değildir. Pek çok araştırmacı, bu motifin tanıklık bilinç farkındalık ve iç dünyayı temsil eden sembolik bir anlatım taşıdığı görüşündedir. Özellikle savaş, acı ve insan psikolojisini konu alan eserlerinde gözlerin olağanüstü büyüklükte ya da dikkat çekici biçimde vurgulanması, izleyicinin yalnızca tabloya bakmasını değil aynı zamanda tablonun da izleyiciye baktığını hissettiren güçlü bir etki oluşturur. Bu nedenle bazı eleştirmenler Picasso'nun gözlerini sessiz tanıklar olarak tanımlar. Onlara göre bu gözler yalnızca resimde bulunan karakterlere ait değildir aynı zamanda yaşanan olayların, savaşların, korkuların ve insanlığın ortak hafızasının sembolik tanıklarıdır. Özellikle 20. yüzyılın büyük toplumsal kırılmalarını yaşayan Picasso'nun eserlerinde bu bakışın giderek daha yoğun hissedildiği yönünde yorumlar yapılmaktadır.
Bazı psikoloji araştırmacıları ise Picasso'nun göz motifini bilinçaltını görünür kılma çabasıyla ilişkilendirir. Bir insanın dış görünüşü ile iç dünyasının her zaman aynı olmadığını düşünen Picasso, parçalanmış yüzler ve farklı yönlere bakan gözlerle, insan kişiliğinin tek katmanlı olmadığını anlatmaya çalışmış olabilir. Bu yorum kesin olarak doğrulanmış değildir ancak sanat tarihi literatüründe sıkça dile getirilen değerlendirmelerden biridir. Özellikle portrelerinde dikkat çeken bir başka ayrıntı da gözlerin birbirinden tamamen farklı ifadeler taşımasıdır. Bir göz sakin görünürken diğeri endişeli olabilir. Bir göz izleyiciye bakarken diğer göz farklı bir yöne çevrilmiş olabilir. Bu durum birçok uzmana göre insanın aynı anda hem dış dünyaya hem de kendi iç dünyasına bakabilen karmaşık bir varlık olduğunu sembolik biçimde ifade eder. Böylece Picasso, tek bir yüz içerisinde birden fazla duygu ve düşünceyi aynı anda göstermeyi başarır.
Bazı sanat eleştirmenleri, Picasso'nun göz kullanımını modern insanın parçalanmış kimliğiyle de ilişkilendirir. Sanayileşme, savaşlar hızlı toplumsal değişimler ve modern yaşamın getirdiği kimlik çatışmaları, onun eserlerinde anatomik bozulmalarla birlikte görünür hale gelir. Göz bu anlatımın merkezinde yer alır; çünkü insanın dünyayı algıladığı, başkalarıyla ilişki kurduğu ve kendi benliğini sorguladığı en güçlü sembollerden biridir. İnternette zaman zaman Picasso'nun göz figürlerini gizli ezoterik semboller, okült mesajlar veya şifreli anlatımlar olarak yorumlayan iddialar da dolaşmaktadır. Ancak bugüne kadar bu iddiaları doğrulayan güvenilir tarihsel kanıtlar ortaya konmamıştır. Akademik çevrelerde daha çok kabul gören yaklaşım, Picasso'nun göz motifini sanatsal anlatımını güçlendiren sembolik bir araç olarak kullandığı yönündedir. Sanatçının eserleri farklı yorumlara açık olsa da, belirli bir gizli öğretiyi şifrelediğini gösteren güvenilir belgeler bulunmamaktadır.
Belki de Picasso'nun gözleri bu kadar etkileyici yapan şey, hiçbir zaman tek bir anlam taşımamalarıdır. Onlar bazen bir tanığın bakışıdır bazen insan vicdanının sesi, bazen korkunun yansıması, bazen de insanın kendi içine çevirdiği sessiz bir sorudur. Picasso bu sembolleri kesin tanımlarla sınırlamak yerine, izleyicinin zihninde yeni sorular doğurmayı tercih etmiştir. Aradan geçen onlarca yıla rağmen eserlerinin hala milyonlarca insanı düşündürmesi de belki tam olarak bu nedenle mümkündür. Bazen bir tablonun en büyük sırrı, içinde sakladığı cevaplar değil izleyicisine sormayı başardığı sorulardır.