Okyanusun karanlıklarında ağır ağır hareket eden Nautilus'a ilk kez bakıldığında, kabuğunun içinden çıkan garip bir deniz salyangozu gibi görünebilir. Oysa bu canlı ne bir salyangozdur ne de sıradan bir kabukludur. Ahtapot, kalamar ve mürekkep balıklarıyla aynı sınıfta bulunan bir kafadanbacaklıdır. Üstelik atalarının geçmişi yüz milyonlarca yıl öncesine uzanır. Günümüzde yaşayan Nautilus türleri, eski kafadanbacaklı soylarının hayatta kalan temsilcileri oldukları için sıklıkla yaşayan fosil benzetmesiyle anılır.
Nautilus'un en dikkat çekici özelliği spiral biçimindeki kabuğudur. Ancak bu kabuk yalnızca onu koruyan bir zırh değildir. İç kısmı çok sayıda bölmeye ayrılmıştır ve hayvan büyüdükçe daha büyük yeni bir oda oluşturup kabuğun en dış bölümünde yaşamaya devam eder. Geride kalan odalar ise büyük ölçüde gaz ve sıvıyla doldurulur. Nautilus, siphuncle adı verilen özel bir yapı aracılığıyla bu bölmelerdeki sıvı ve gaz dengesini düzenleyerek yüzdürme kuvvetini kontrol edebilir. Bir anlamda kabuğunun içinde doğal bir denge ve yüzdürme sistemi taşır. Böylece büyük miktarda enerji harcamadan su içinde yükselip alçalabilir.
Nautilus'u ahtapotlardan ayıran şaşırtıcı özelliklerden biri de kollarıdır. Ahtapotların sekiz koluna karşılık Nautilus'un ağız çevresinde türüne ve cinsiyetine bağlı olarak onlarca, yaklaşık 90'a kadar çıkabilen uzantı bulunabilir. Bunlarda ahtapotların karakteristik vantuzları yoktur. Bunun yerine yapışkan yüzeyleri sayesinde besinleri kavrayabilir. Beslenmesinde kabuklular, küçük hayvanlar ve deniz tabanındaki organik kalıntılar yer alır. Güçlü gagası, sert besinleri parçalayabilmesini sağlar.
Nautilus'un gözü de en sıra dışı özelliklerinden biridir. İnsan gözündeki gibi gelişmiş bir merceğe sahip değildir. Bunun yerine ışığın küçük bir açıklıktan içeri girdiği, iğne deliği kamera sistemine benzeyen oldukça basit bir göz yapısına sahiptir. Bu göz ayrıntılı ve keskin görüntüler üretmek konusunda modern kafadanbacaklıların gözlerinden daha sınırlıdır. Nautilus bunun yerine kimyasal duyularından ve dokunma yeteneğinden de yoğun biçimde yararlanır.
Nautiluslar Hint-Pasifik bölgesindeki tropikal denizlerde, özellikle mercan resiflerinin derin yamaçlarında yaşar. Günün önemli bölümünü daha derin ve karanlık sularda geçirebilir, geceleri ise beslenmek amacıyla daha sığ bölgelere doğru hareket edebilirler. Bu dikey yolculuklar sırasında kabuğun basınca dayanması hayati önem taşır. Çok fazla derine indiklerinde kabuk üzerindeki su basıncı tehlikeli seviyelere ulaşabilir. Nautilus'un asıl büyüleyici tarafı yalnızca görünüşü değildir. Günümüzün son derece gelişmiş ahtapot ve kalamarlarıyla akraba olmasına rağmen kabuklu vücudu, basit gözleri ve kendine özgü yüzdürme sistemiyle çok eski kafadanbacaklıların bazı özelliklerini hatırlatır.
Bu yüzden Nautilus'a bakmak, yalnızca tuhaf bir deniz canlısına bakmak gibi değildir. Okyanusun derinliklerinde, Dünya'nın çok eski biyolojik geçmişinden günümüze ulaşmış bir yaşam biçiminin hâlâ hareket ettiğini görmek gibidir.