Normalleşen Yorgunluk: Çağın Gizli Hastalığı [ 28 Aralık 2025 ]


Normalleşen Yorgunluk: Çağın Gizli Hastalığı

Normalleşen yorgunluk, modern çağın en sessiz ama en yaygın hallerinden biri olarak hayatımıza yerleşmiş durumda; çünkü artık yorgun olmak bir istisna değil, neredeyse bir karakter özelliği gibi algılanıyor ve bu hâl, sorgulanmak yerine kabulleniliyor.

Sabah uyanırken bitkin hissetmek, gün içinde enerjinin hızla düşmesi, akşam saatlerinde zihnin ağırlaşması ve hafta sonlarını sadece toparlanmaya ayırma ihtiyacı, çoğu insan için yoğunluk ya da hayatın temposu olarak açıklanıyor; oysa bu sürekli hal, geçici bir yorgunluk değil, bedensel ve zihinsel bir tükenmişliğin işaretidir.

Bu yorgunluğun en tehlikeli tarafı, fark edilmeden içselleştirilmesidir; insanlar herkes böyle diyerek kendi bedenlerinden gelen uyarıları bastırır, dinlenmeyi tembellikle, yavaşlamayı geri kalmakla eş tutar ve bu da yorgunluğu bir sorun olmaktan çıkarıp normal bir durum gibi algılamaya başlar. Modern yaşam, insanı sürekli erişilebilir, üretken ve meşgul olmaya zorlar; bildirimler, ekranlar, bitmeyen sorumluluklar ve zihni hiç durmayan bir düzen, bedene dinlenme alanı bırakmaz, bu yüzden yorgunluk artık yalnızca kaslarda değil, sinir sisteminin derinliklerinde birikir.

Normalleşen yorgunluk, zamanla duygusal donukluk, dikkat dağınıklığı, tahammülsüzlük ve motivasyon kaybı gibi belirtilerle kendini göstermeye başlar; ancak bu işaretler çoğu zaman psikolojik ya da kişisel bir zayıflık gibi yorumlanır, halbuki mesele bireysel değil, yapısaldır. İnsan bedeninin ritmi, bu kadar kesintisiz bir performans hâli için tasarlanmamıştır; dinlenme, durma ve boşluk, sağlığın lüksleri değil, temel ihtiyaçlarıdır ve bu ihtiyaçlar sürekli ertelendiğinde beden yorgunluğu geçici bir sinyal olmaktan çıkarıp kalıcı bir duruma dönüştürür.

Çağın gizli hastalığı olan bu yorgunluk, çoğu zaman ilaçla, kahveyle ya da kısa kaçamaklarla bastırılmaya çalışılır; oysa çözüm, daha hızlı toparlanmak değil, neden bu kadar yorulduğumuzu dürüstçe sormaktan geçer. Sonuçta normalleşen yorgunluk, insanın kendini sürekli zorladığı ama bunu başarı, dayanıklılık ya da sorumluluk olarak adlandırdığı bir yanılsamadır; bu yanılsama kırılmadıkça, yorgunluk görünmez kalır, görünmez kaldıkça da hayatın doğal bir parçası sanılmaya devam eder.