II. Dünya Savaşı'nın en çok tartışılan ve yıllardır gizemini koruyan komplo teorilerinden biri, Nazi Almanyası'nın Antarktika'da gizli bir üs kurduğu iddiasıdır. Bu teoriye göre savaşın son yıllarında Almanya, yalnızca Avrupa'da değil, dünyanın en ulaşılması güç bölgelerinden biri olan Antarktika'da da büyük bir yeraltı tesisi inşa etmiş, burada ileri teknoloji projeleri yürütmüş ve savaşın ardından bazı üst düzey isimleri güvenli bir şekilde bu bölgeye kaçırmıştır. Ancak bu anlatının hangi kısmının tarihsel gerçeklere, hangi kısmının ise yıllar içinde büyüyen efsanelere dayandığı hala tartışma konusudur. Bu iddiaların çıkış noktası, 1938 ile 1939 yılları arasında Almanya'nın Antarktika'ya düzenlediği resmî keşif seferidir. Tarihsel kayıtlar, Alman gemisi Schwabenland'ın bölgeye ulaştığını ve bugün Doğu Antarktika'da bulunan bir alanı haritalandırarak buraya Neuschwabenland adını verdiğini göstermektedir. Sefer sırasında geniş alanların havadan fotoğraflandığı, coğrafi ölçümler yapıldığı ve bazı işaretlerin bırakıldığı bilinmektedir. Tarihçiler bu görevin temel amacının balina avcılığı için yeni bölgeler belirlemek ve olası ekonomik kaynakları araştırmak olduğunu belirtirken, komplo teorileri bu keşfin çok daha büyük bir planın ilk adımı olduğunu öne sürmektedir.
İddialara göre Nazi yönetimi, Antarktika'nın kilometrelerce kalınlıktaki buz tabakasının altında bulunan jeotermal sıcak su mağaralarını keşfetmiş ve bu doğal boşlukları kullanarak dışarıdan fark edilmesi neredeyse imkansız olan devasa bir yeraltı kompleksi inşa etmiştir. Bu anlatılarda üs uçak hangarlarından laboratuvarlara, enerji üretim alanlarından denizaltı limanlarına kadar birçok gelişmiş bölümden oluşmaktadır. Ancak bu yapının gerçekten var olduğuna dair doğrulanmış hiçbir arkeolojik ya da bilimsel kanıt bulunmamaktadır. Komplo teorilerinin en dikkat çeken bölümlerinden biri ise Alman denizaltılarıyla ilgilidir. Savaşın son döneminde bazı U-botların teslim olmadan önce uzun süre ortadan kaybolması çeşitli söylentilerin doğmasına neden olmuştur. Bazı anlatılar bu denizaltıların Güney Amerika üzerinden Antarktika'ya ulaştığını ve gizli üsse personel ile teknoloji taşıdığını iddia eder. Buna karşılık tarih araştırmaları, söz konusu denizaltıların büyük bölümünün savaş sonunda teslim olduğunu veya batırıldığını göstermektedir. Antarktika'ya düzenli sevkiyat yapıldığına ilişkin güvenilir bir belge bulunmamaktadır.
Teorinin yıllarca gündemde kalmasının nedenlerinden biri de II. Dünya Savaşı'nın hemen ardından gerçekleştirilen büyük Amerikan Antarktika operasyonudur. 1946 yılında düzenlenen Operation Highjump, binlerce personel, çok sayıda gemi ve uçaktan oluşan büyük bir askeri keşif görevi olarak tarihe geçmiştir. Resmi açıklamalara göre operasyonun amacı kutup şartlarında eğitim yapmak, bilimsel araştırmalar yürütmek ve ekipmanları test etmekti. Buna rağmen bazı komplo teorileri, operasyonun gerçek hedefinin Antarktika'daki gizli Nazi tesislerini bulmak ve etkisiz hale getirmek olduğunu ileri sürmektedir. Bu iddiayı doğrulayacak resmi belgeler ise bugüne kadar ortaya konulamamıştır. Yıllar içinde bu teori daha da genişletilmiş, Nazi bilim insanlarının burada deneysel hava araçları geliştirdiği, disk biçimindeki uçan araçlar üzerinde çalıştığı ve savaşın ardından araştırmalarına gizlice devam ettiği yönünde anlatılar ortaya çıkmıştır. Özellikle Die Glocke adı verilen gizemli proje ile Antarktika üssü sık sık aynı hikayenin parçaları olarak sunulmuştur. Ancak tarihçiler, bu anlatıların büyük bölümünün savaş sonrası yayımlanan spekülatif kitaplardan ve doğrulanmamış tanıklıklardan beslendiğini belirtmektedir.
Bazı teoriler ise çok daha ileri giderek, Antarktika'nın altında kayıp bir uygarlığın kalıntılarının bulunduğunu, Nazilerin bu yapıları keşfettiğini veya doğal mağaraları askeri amaçlarla kullanmaya çalıştığını öne sürmektedir. Bu iddialar, bilimsel araştırmalarla doğrulanmamış olup daha çok popüler kültür, romanlar, belgeseller ve internet söylentileri sayesinde yaygınlaşmıştır. Modern uydu görüntüleri, uluslararası bilimsel araştırmalar ve onlarca ülkenin Antarktika'da yürüttüğü çalışmalar bugüne kadar kilometrelerce büyüklüğünde gizli bir Nazi yeraltı üssünün varlığını ortaya koymuş değildir. Bölgenin büyük kısmı sürekli bilimsel gözlem altındadır ve elde edilen veriler, komplo teorilerinde anlatılan ölçekte bir tesisi desteklememektedir.
Buna rağmen Nazi Antarktika Üssü iddiası, gizemini koruyan en popüler komplo teorilerinden biri olmaya devam etmektedir. Bunun en önemli nedeni, savaşın son günlerinde yaşanan belirsizlikler, kaybolan belgeler, teslim olan ve kayıtlara geç ulaşan bazı denizaltılar ile kamuoyunun bilinmeyene duyduğu ilgidir. Tarihin boşlukları, çoğu zaman hayal gücüyle doldurulur ve bu boşluklar zamanla gerçek olaylardan daha güçlü anlatılara dönüşebilir. Bugün elimizdeki tarihsel veriler, Almanya'nın Antarktika'ya resmi bir keşif seferi düzenlediğini açıkça göstermektedir Ancak buzların altında dev bir Nazi üssü kurulduğu, savaşın buradan yönetildiği ya da ileri teknolojilerin burada geliştirildiği yönündeki iddiaları doğrulayacak güvenilir kanıtlar bulunmamaktadır. Yine de bu teori, tarih ile efsanenin kesiştiği en ilginç örneklerden biri olarak, gizem meraklılarının ilgisini çekmeye ve tartışılmaya devam etmektedir.