İngiliz fosil avcısı ve paleontoloji öncüsü Mary Anning, 19. yüzyılın başlarında İngiltere’nin Dorset kıyılarında yaptığı olağanüstü keşiflerle Dünya’nın geçmişine ilişkin düşüncelerin değişmesine katkıda bulundu. Yoksul bir ailede büyüyen Anning, küçük yaşlardan itibaren Lyme Regis çevresindeki kayalıklarda fosil arıyor ve bulduklarını satarak ailesinin geçimine destek oluyordu. Henüz gençken kardeşiyle birlikte keşfettiği ve daha sonra tamamını ortaya çıkardığı ichthyosaur (ihtiyozor) iskeleti, bilim dünyasında büyük ilgi uyandırdı. Ardından 1823’te neredeyse eksiksiz bir plesiosaur iskeleti, daha sonra İngiltere’de bulunan ilk önemli pterosaur fosillerinden birini ortaya çıkardı. Ancak Anning’in bulduğu canlıların çoğu teknik olarak dinozor değildi; deniz sürüngenleri ve uçan sürüngenlerdi. Bu nedenle “dinozor avcısı” ifadesi etkileyici bir başlık olsa da bilimsel açıdan onu fosil avcısı ve paleontoloji öncüsü olarak tanımlamak daha doğrudur.
Anning’in hikayesini çarpıcı yapan yalnızca keşifleri değil, bunları yaptığı dönemin koşullarıydı. Kadın olduğu ve toplumun yoksul kesiminden geldiği için dönemin bilim çevrelerine tam anlamıyla kabul edilmedi; Geological Society of London’a üye olamadı ve bazı fosilleri bilimsel çalışmalarda incelenirken keşiflerdeki rolü her zaman hak ettiği ölçüde öne çıkarılmadı. Buna rağmen fosiller konusundaki bilgisi o kadar gelişmişti ki dönemin önemli bilim insanları onun görüşlerinden yararlanıyordu. Anning’in keşifleri, geçmişte yaşamış bazı canlı türlerinin tamamen yok olmuş olabileceği düşüncesini destekleyen önemli kanıtlar arasında yer aldı ve tarih öncesi yaşamın anlaşılmasına büyük katkı sağladı. 1847’de henüz 47 yaşındayken hayatını kaybeden Mary Anning, yaşarken bilim dünyasının merkezine alınmasa da bugün paleontoloji tarihinin öncü isimlerinden biri olarak kabul ediliyor; kayalıkların arasında bulduğu kemikler, milyonlarca yıl önce kaybolmuş dünyaların yeniden görülmesini sağladı.