İnsan ilişkilerinde manipülasyon çoğu zaman bağırarak, tehdit ederek ya da açık bir baskı kurarak gerçekleşmez tam tersine, çoğu zaman sessiz görünmez ve ustaca hazırlanmış bir psikolojik sahnenin içinde ilerler ve bu sahnede manipülatör kişi yalnızca sözleriyle değil, aynı zamanda olayların anlatılış biçimiyle, seçtiği kelimelerle ve kurduğu hikayeyle karşısındaki insanın zihninde yeni bir gerçeklik inşa etmeye çalışır çünkü manipülasyonun en güçlü aracı çoğu zaman güç değil, anlatının kontrolüdür. Bu yönteme mecazi olarak zihinsel tiyatro denebilir çünkü manipülatif kişiler çoğu zaman hayatın içindeki sıradan olayları bir tiyatro sahnesi gibi düzenler sahnede roller vardır karakterler vardır, suçlular ve mağdurlar vardır ve bu sahnenin en dikkat çekici özelliği, manipülatörün çoğu zaman kendisini hikayenin en masum karakteri olarak konumlandırmasıdır.
Zihinsel tiyatronun ilk adımı genellikle olayın çerçevesini değiştirmektir, yani manipülatif kişi yaşanan bir durumu olduğu gibi anlatmak yerine bazı ayrıntıları özellikle büyütür, bazı ayrıntıları ise tamamen görmezden gelir böylece karşısındaki insanın zihninde oluşan tablo, gerçekte yaşanan olaydan çok farklı bir biçim almaya başlar ve bu noktadan sonra tartışma gerçekler üzerinden değil, manipülatörün kurduğu hikaye üzerinden ilerler. Bu psikolojik sahnede kullanılan bir diğer güçlü teknik ise duygusal rol dağılımıdır, çünkü manipülatör kişi çoğu zaman karşısındaki insanı fark ettirmeden belirli bir role yerleştirir bazen karşı taraf suçlu, bazen duyarsız, bazen nankör, bazen de anlamayan kişi olarak gösterilir ve bu rol o kadar ustaca kurulmuştur ki kişi bir süre sonra kendisini gerçekten o rolün içinde hissetmeye başlar.
Zihinsel tiyatronun en tehlikeli taraflarından biri ise, manipülasyonun açık bir saldırı gibi görünmemesidir aksine çoğu zaman sakin bir konuşma masum bir cümle ya da küçük bir ima ile başlar ve bu nedenle kişi uzun süre manipülasyona uğradığını fark etmez, çünkü ortada açık bir saldırı yoktur, yalnızca yavaş yavaş değişen bir anlatı vardır. Manipülatif insanlar çoğu zaman anlatının merkezini ele geçirmeye çalışırlar çünkü bir olayın nasıl anlatıldığı, çoğu zaman o olayın nasıl algılandığını belirler bu yüzden manipülatör kişi konuşmalarda sık sık geçmişteki olayları kendi bakış açısıyla yeniden anlatır, bazı detayları dramatize eder, bazı noktaları ise tamamen siler ve sonunda karşısındaki insanın zihninde alternatif bir hafıza oluşmasına neden olabilir.
Bu durum psikolojide bazen algı yönlendirmesi olarak da tanımlanır çünkü manipülasyon yalnızca davranışları değil, aynı zamanda olayların anlamını da değiştirmeye çalışır ve manipülatör kişi, karşısındaki insanın yalnızca kararlarını değil, olayları nasıl yorumladığını da kontrol etmek ister. Zihinsel tiyatroda kullanılan bir diğer strateji ise tekrarın gücüdür, çünkü bir hikaye ne kadar sık anlatılırsa, o hikaye o kadar gerçek gibi algılanmaya başlar ve manipülatif kişiler çoğu zaman aynı anlatıyı farklı şekillerde tekrar ederek karşısındaki insanın zihninde yeni bir gerçeklik oluştururlar.
Bu yüzden manipülasyonun en tehlikeli anlarından biri, insanın kendi hafızasından şüphe etmeye başladığı andır çünkü kişi bazen Ben mi yanlış hatırlıyorum, Gerçekten böyle mi oldu gibi sorular sormaya başlar ve bu noktada manipülatörün kurduğu zihinsel sahne yavaş yavaş gerçekliğin yerini almaya başlayabilir. Ancak manipülasyonun bu görünmez tiyatrosunu anlamanın en önemli yolu, olayın kendisine değil, anlatının nasıl kurulduğuna dikkat etmektir, çünkü manipülasyon çoğu zaman gerçeğin tamamen değiştirilmesiyle değil, gerçeğin belirli parçalarının seçilip yeniden düzenlenmesiyle ortaya çıkar.
Gerçek bir iletişimde insanlar olayları anlatırken çoğu zaman belirsizlikleri, hataları ve farklı bakış açılarını kabul ederler oysa manipülatif anlatılarda hikaye genellikle çok net, çok keskin ve tek bir doğrultuda ilerler, çünkü o hikayenin amacı gerçeği anlamak değil, karşı tarafın zihnini yönlendirmektir. Bu nedenle zihinsel tiyatroyu fark etmek, yalnızca manipülasyonu anlamak açısından değil, aynı zamanda insanın kendi algısını koruyabilmesi açısından da büyük önem taşır çünkü manipülasyonun en sinsi tarafı, insanın gerçeği değil, kendisini sorgulamaya başlamasına neden olmasıdır.
Ve belki de bu yüzden manipülasyonun en güçlü panzehiri, olayların yalnızca anlatılan tarafına değil, gerçekte yaşananlara ve kendi iç sesimize dikkat etmektir çünkü zihinsel tiyatrolar ne kadar ustaca kurulursa kurulsun, gerçek çoğu zaman sahnenin arkasında sessizce varlığını sürdürmeye devam eder.