Larvikit, tarih boyunca adını yüksek sesle duyurmamış, tapınak sütunlarına yazılmamış, kralların mücevherlerinde parlamamış; buna rağmen özellikle kadın döngüleri, sezgisel ritimler ve içsel denge söz konusu olduğunda sessiz ama vazgeçilmez bir eşlikçi olarak kadim bilgilerin arka planında yer almış bir taştır ve onun asıl gücü, yükselten ya da uyaran bir enerji taşımaktan çok, kadının bedenini, zihnini ve sezgisel alanını aynı frekansta tutabilme yetisinde aranır. Kadim dönemlerde Larvikit, özellikle ay döngüsüyle uyumlanan kadınlar tarafından, doğrudan “koruma” ya da “şifa” amacıyla değil, dengeyi bozmadan geçişi kolaylaştıran bir frekans taşı olarak kullanılmıştır; çünkü bu taşın enerjisinin, kadın bedenindeki dönemsel değişimleri bastırmadığı, aksine bu değişimlerin doğal ritmini kabul ederek yumuşattığına inanılırdı ve bu nedenle Larvikit, adet döngüsü, doğurganlık dönemi, lohusalık ve menopoz gibi eşik zamanlarında, ani dalgalanmaları sakinleştiren bir zemin taşı olarak görülürdü.
Larvikit’in frekansı, ne tamamen yukarı yönlü ne de tamamen aşağı çekici bir yapıdadır; bu taş, kadının sezgisel alanını açarken aynı anda bedensel farkındalığı koruyan, yani ruhsal genişleme ile fiziksel gerçeklik arasında kopukluk oluşmasına izin vermeyen nadir titreşimlerden biri olarak kabul edilmiştir ve bu özellik, onu özellikle kadın bilgeliğiyle çalışan şifacılar, rahibe-şaman figürleri ve doğa ritüelleriyle iç içe yaşayan topluluklar için değerli kılmıştır. Eski kuzey geleneklerinde ve taşla çalışan topluluklarda Larvikit, ay tutulmaları, yeni ay ve dolunay gecelerinde yapılan kadın ritüellerinde, yere konan bir merkez taşı olarak kullanılırdı; bu taşın çevresine oturan kadınların, niyetlerini yüksek sesle dile getirmek yerine içlerinden geçirmeleri istenir, çünkü Larvikit’in enerjisinin sözle değil, bedensel farkındalık ve sezgisel titreşimle daha güçlü çalıştığına inanılırdı ve ritüelin amacı dönüşüm yaratmak değil, zaten var olan iç dengenin bozulmadan korunmasıydı.
Larvikit’in kadın dönemlerindeki etkisi, hormonal ya da duygusal dalgalanmaları bastırmakla değil, bu dalgalanmaların altında yatan asıl ihtiyacı görünür kılmakla ilişkilendirilir; bu taşın enerjisinin, kadının bedeninden gelen sinyalleri daha net algılamasına, yorgunlukla sezgiyi, korkuyla iç sesi birbirinden ayırmasına yardımcı olduğu ve özellikle “neden böyle hissediyorum” sorusunun cevabını dışarıda değil, içeride aramasını kolaylaştırdığı söylenir. Kadim ritüellerde Larvikit genellikle tek başına değil, sessizlikle birlikte kullanılırdı; ateş, tütsü ya da yüksek ritimli davullar yerine, toprakla temas, çıplak ayak, yavaş nefes ve karanlık ortam tercih edilirdi, çünkü bu taşın enerjisinin aşırı uyarıcı unsurlarla birleştiğinde zayıfladığı, en güçlü halini ise sade, yavaş ve içe dönük alanlarda gösterdiği düşünülürdü.
Larvikit, kadın enerjisiyle çalışan taşlar arasında “dönüştüren” değil, taşıyan bir frekansa sahiptir; acıyı yok etmez ama taşınabilir kılar, korkuyu silmez ama tanınabilir hale getirir, bu yüzden özellikle hayatın eşik dönemlerinde, kadının kendini kaybetmeden değişebilmesi için bir zemin oluşturur ve bu yönüyle Larvikit, kadim bilgeliğin acele etmeyen, bastırmayan, yönlendirmeyen ama varlığıyla güç veren taşlarından biri olarak kabul edilir. Taşlar serisinde Larvikit’i özel kılan şey, onun bir cevap vermemesi ama doğru sorunun ortaya çıkmasına izin vermesidir; çünkü bazı taşlar ışık saçar, bazıları kapı açar, Larvikit ise kadına şunu hatırlatır: denge, aranacak bir hal değil, hatırlanacak bir ritimdir.