Kıyafet ve ayakkabı uyumu, kombinasyonun en sessiz ama en belirleyici kısmıdır. Çünkü ayakkabı, kıyafetin nereye ait olduğunu söyler, yani aynı elbiseyi bir anda gündüz, gece, resmi ya da rahat bir hale sokan şey çoğu zaman ayakkabıdır.
Renk uyumu ilk eşiktir ama birebir eşleşme şart değildir; siyah kıyafet siyah ayakkabı ister gibi katı kurallar yerine, siyah bir elbiseyi nude, metalik ya da koyu bordo ayakkabıyla tamamlamak kombini daha bilinçli gösterir, çünkü ayakkabı kıyafetin gölgesi değil, dengesi olmalıdır.
Stil uyumu en az renk kadar önemlidir; spor bir elbise topukluyla şık olmaz, sadece kararsız görünür, aynı şekilde klasik bir kumaş pantolon sneaker ile giyilebilir ama bu bilinçli bir kontrast taşımalı, yani ayakkabı rastgele değil, tavır olarak seçilmiş olmalıdır.
Kumaş ve doku ilişkisi de uyumu belirler; keten, triko ya da pamuklu kıyafetler süet, nubuk veya mat deri ayakkabılarla daha doğal dururken, saten, ipek ve şık kumaşlar parlak deri ya da zarif topuklu ayakkabılarla bütünlük sağlar ve bu detay kombin kalitesini fark edilir biçimde yükseltir.
Vücut oranı çoğu zaman gözden kaçar; bilekten bağlı ayakkabılar bacağı daha kısa gösterir, sivri burun ayakkabılar hattı uzatır, kalın tabanlar kombini daha gündelik ve güçlü bir noktaya taşır, yani ayakkabı sadece kıyafetle değil, bedenle de uyum içinde olmalıdır.
Kısacası iyi bir kıyafet–ayakkabı uyumu, aynı renk mi, sorusundan çok aynı hikayeyi mi anlatıyorlar, sorusuna verilen cevaptır. Ayakkabı kıyafeti tamamladığında fark edilmez, uyumsuz olduğunda ise bütün kombin onun yüzünden dağılır.