Hayat boyunca kendimizi çeşitli sıfatlarla tanımlarız. Mesleğimiz, eğitimimiz, yaşadığımız şehir, ailemiz ve sahip olduğumuz deneyimler kimliğimizin parçaları haline gelir. Ancak insan yalnızca bugün olduğu kişi değildir. Aynı zamanda henüz ortaya çıkmamış potansiyellerinin de toplamıdır.
Birçok insan hayatını alıştığı sınırlar içinde sürdürür. Yapabileceklerinden çok, şimdiye kadar yaptıklarına odaklanır. Bu durum zamanla görünmez bir kafes oluşturabilir. Çünkü kişi farkında olmadan kendisini geçmişteki başarılarıyla, başarısızlıklarıyla veya başkalarının ona yüklediği tanımlarla sınırlandırmaya başlar. Oysa insan sürekli değişen bir varlıktır. On yıl önceki düşüncelerimizle bugünkü düşüncelerimiz aynı değildir. Hayata bakışımız, önceliklerimiz ve hayallerimiz zaman içinde dönüşür. Bu nedenle geçmişte kim olduğumuz, gelecekte kim olabileceğimiz konusunda kesin bir hüküm veremez.
Kendini keşfetmek yalnızca mevcut özelliklerini tanımak anlamına gelmez. Aynı zamanda içinde henüz kullanılmamış becerileri, cesaretleri ve ihtimalleri fark etmek anlamına da gelir. İnsan çoğu zaman kapasitesini ancak zorlayıcı bir durumla karşılaştığında keşfeder. Daha önce yapamayacağını düşündüğü şeyleri başardığında kendisine dair yeni bir gerçek öğrenir.
Bu nedenle hayat bazen bizi planlamadığımız yollara sürükler. İlk bakışta olumsuz görünen değişimler, farklı kapıların açılmasına neden olabilir. Bir işin bitmesi, bir ilişkinin sona ermesi ya da yeni bir başlangıç yapmak zorunda kalmak bazen insanın hiç bilmediği yönlerini ortaya çıkarır. Belki de kendimize sormamız gereken en önemli soru kim olduğumuz değil, kim olabileceğimizdir. Çünkü insan yalnızca geçmişinin ürünü değildir. Aynı zamanda geleceğinin de mimarıdır. Bazen tek bir karar, yıllardır fark edilmeyi bekleyen bir potansiyelin ortaya çıkmasına yeter.