Karikatürün gücü, insanı aynı anda hem güldürebilmesinden hem de düşündürebilmesinden gelir. Yalnızca güldüren bir çizim kısa süreli bir eğlence sunar, yalnızca düşündüren bir çizim ise çoğu zaman bir illüstrasyona dönüşür. Gerçek anlamda başarılı bir karikatür ise insanın yüzünde bir tebessüm oluştururken, birkaç saniye sonra zihninde küçük bir huzursuzluk bırakır. Çünkü iyi bir mizah, çoğu zaman gerçeğin biraz abartılmış hâlidir.
İnsanlar genellikle kendilerinden bir parça gördükleri şeylere gülerler. Bir karikatürdeki sakarlık, toplumsal bir çelişki, gündelik hayatın absürtlüğü ya da insan doğasının zayıf yönleri bize tanıdık geldiği için komik gelir. Fakat gülme anı geçtikten sonra, aynı çizim bazen şu düşünceyi doğurur: "Aslında bu gerçekten böyle." İşte karikatürün düşündürücü yönü tam da burada ortaya çıkar.
Bu nedenle karikatür, yalnızca mizah üretmez aynı zamanda topluma ayna tutar. Siyaseti, insan ilişkilerini, yalnızlığı, kalabalıkları, modern yaşamın çelişkilerini ve insanın kendi iç çatışmalarını birkaç çizgiyle anlatabilir. Uzun bir makalenin anlatmakta zorlanacağı bir düşünce, bazen tek bir karikatürde çok daha güçlü şekilde ifade edilebilir. İnsan önce güler, sonra neden güldüğünü düşünür. Bazen fark eder ki onu güldüren şey, aslında hayatın içindeki küçük bir trajedidir. Bu yüzden iyi bir karikatür, yalnızca eğlendiren bir sanat değil, insanı kendisiyle, toplumla ve hayatın absürt yanlarıyla yüzleştiren sessiz bir düşünce biçimidir. Çünkü bazı gerçekler vardır ki, doğrudan söylendiğinde ağır gelir ama bir karikatürün içinde çizildiğinde hem daha kolay kabul edilir hem de daha uzun süre akılda kalır.