Yüzyıllardır insanların en çok korktuğu gece deneyimlerinden biri olan karabasan, birçok kültürde doğaüstü varlıklarla ilişkilendirilmiştir. Anadolu'da karabasanın uyuyan kişinin göğsüne oturduğu, nefesini kestiği ve hareket etmesini engellediği anlatılır. Benzer inanışlar Avrupa'da şeytanlar, Japonya'da kötü ruhlar, İskandinav mitolojisinde ise geceleri insanlara musallat olan varlıklarla açıklanmıştır. Farklı coğrafyalarda isimleri değişse de yaşanan deneyim oldukça benzerdir.
Bilim ise karabasanı uyku felci (sleep paralysis) olarak adlandırır. Bu durum, kişinin uyanıklık ile REM uykusu arasında kısa bir süre sıkışıp kalması sonucu ortaya çıkar. Beyin büyük ölçüde uyanmıştır ancak REM uykusunda doğal olarak oluşan kas gevşemesi henüz sona ermediği için kişi birkaç saniye ya da birkaç dakika boyunca hareket edemez, konuşamaz ve çoğu zaman yoğun bir korku hisseder.
Karabasan yaşayan insanların önemli bir kısmı yalnızca hareket edememekle kalmaz, odada birinin bulunduğunu hissedebilir, göğsüne bir ağırlık çöktüğünü düşünebilir, ayak sesleri duyabilir veya gölgeler, insan siluetleri ya da ürkütücü yüzler gördüğünü söyleyebilir. Bu deneyimler kişiye tamamen gerçek gibi gelir. Bunun nedeni, beynin bir kısmı uyanmışken rüya üretiminden sorumlu bölgelerin kısa süre daha aktif kalabilmesidir. Böylece rüya unsurları gerçek odanın üzerine yansıtılmış gibi algılanabilir.
Dolayısıyla karabasan tam anlamıyla bir rüya değildir. Çünkü kişi çevresinin farkındadır, odasını görebilir ve çoğu zaman gözleri açıktır. Ancak yaşadığı görüntüler ve sesler de gerçek dış dünyadan değil, beynin o anki çalışma biçiminden kaynaklanan algısal deneyimlerdir. Bu nedenle karabasan, rüya ile uyanıklık arasında gerçekleşen özel bir bilinç durumudur. Araştırmalar, insanların yaklaşık %20 ile %40'ının hayatında en az bir kez uyku felci yaşayabildiğini göstermektedir. Yoğun stres, düzensiz uyku, sırtüstü uyuma, jet lag, bazı uyku bozuklukları ve aşırı yorgunluk karabasan görülme olasılığını artırabilir.
Peki karabasan sırasında görülen varlıklar gerçekten var mıdır? Bilimsel açıdan bu soruya verilecek yanıt hayırdır. Bugüne kadar karabasan sırasında görülen gölgelerin, hissedilen varlıkların veya duyulan seslerin dış dünyada gerçekten bulunduğunu gösteren güvenilir bir kanıt elde edilememiştir. Bilim, bunları beynin REM uykusundan uyanıklığa geçiş sırasında oluşturduğu canlı halüsinasyonlar olarak açıklar.
Bununla birlikte birçok kültür ve bazı dini gelenekler karabasanı farklı şekillerde yorumlamıştır. Kimileri bunu kötü ruhlara, cinlere veya doğaüstü varlıklara bağlamış, kimileri ise manevi bir deneyim olarak değerlendirmiştir. Bu yorumlar kültürel ve inanç temellidir. Bilim ise gözlemlenebilir ve test edilebilir kanıtlar doğrultusunda karabasanı nörofizyolojik bir uyku olayı olarak kabul etmektedir.
Karabasan ne tamamen bir rüyadır ne de bilimsel kanıtlarla doğrulanmış doğaüstü bir olaydır. Günümüzde en güçlü bilimsel açıklama, bunun uyku felci sırasında yaşanan geçici bir bilinç ve algı durumu olduğudur. Yaşayan kişi için son derece gerçek hissettirse de, mevcut bilimsel verilere göre bu deneyim beynin uyku ile uyanıklık arasındaki kısa geçiş sürecinin doğal bir sonucudur.