Bazı korkular vardır ki insan onları yüksek sesle söylemez, çünkü bir korku dile geldiği anda gerçek olmaya başlar ve insan çoğu zaman gerçeğin kendisinden değil, o gerçekle yüzleşmek zorunda kalmaktan korkar işte bu yüzden şehirlerde yaşayan milyonlarca insanın içinde taşıdığı bazı korkular hiçbir zaman sokağa çıkmaz, kapıların ardında kalır, duvarların içine siner, geceleri odaların içinde dolaşır ama sabah olduğunda kimse onların varlığından söz etmez. Şehirler bu yüzden yalnızca binalardan ve yollardan oluşmaz. Şehirler aynı zamanda saklanmış korkuların yaşadığı dev bir labirenttir. Gündüz vakti insanlar sokaklara çıkar, kalabalık caddelerde yürür, işlerine gider, kahkahalar atar, telefonla konuşur ve hayatın olağan akışında güçlü, sakin ve kontrol sahibi görünmeye çalışırlar fakat bu görüntünün altında çoğu insanın iç dünyasında kimsenin görmediği bir karanlık köşe vardır ve o köşede yıllardır dışarı çıkamayan korkular sessizce yaşamaya devam eder. O gece şehir yine her zamanki gibi kalabalığın ardından gelen sessizliğe teslim olmuştu.
Sokak lambaları sarı ışıklarını ıslak kaldırımlara bırakırken, uzaklardan gelen araba sesleri giderek azalmış ve şehrin üzerine yavaş yavaş ağır bir gece çökmüştü. İşte o saatlerde, kimsenin pek dikkat etmediği bir sokakta, sırtını hafifçe geriye çevirmiş Kara Kedi yürüyordu. Yanında ise siyah tüyleri geceyle aynı renkte olan yansıması sessiz adımlarla ilerliyordu. Onlar şehrin gürültüsünü değil sessizliğini dinleyen iki tanıktı. Çünkü bazı gerçekler kalabalıkta duyulmaz. Bazı gerçekler yalnızca gece ortaya çıkar. Kara Kedi yürürken bir apartmanın önünde durdu. Pencerelerden birinde ışık yanıyordu. İçeride bir adam oturuyordu. Adam televizyonu açmıştı ama ekrana bakmıyordu. Boşluğa bakıyordu. Çünkü bazı korkular insanın karşısına bir olay olarak çıkmaz. Bazı korkular insanın içine yerleşir.
Bir gün başarısız olma korkusu. Bir gün yalnız kalma korkusu. Bir gün sevdiği insanlar tarafından unutulma korkusu. Adam bu korkuların hiçbirini kimseye söyleyemezdi. Ama geceleri onları düşünürdü. Şehrin başka bir köşesinde bir kadın balkon kapısını aralamıştı. Sokakta kimse yoktu. Ama kadın yine de etrafına bakıyordu. Çünkü bazı korkular görünmezdir. İnsan onları anlatamaz ama içinden atamaz. Bir hata yapma korkusu. Bir gün her şeyin çökeceği korkusu. Bir gün herkesin gerçeği göreceği korkusu. Bu korkular sokağa çıkmaz. Onlar insanların iç dünyasında yaşar. Ve şehirde milyonlarca insan aynı korkularla yürür ama kimse bunu birbirine söylemez. Kara Kedi yürümeye devam etti. Çünkü bu şehirde korkular yalnızca evlerin içinde değil, insanların yüzlerinde de saklıydı.
Bazı insanlar gülüyordu. Ama gözleri gülmüyordu. Bazı insanlar konuşuyordu. Ama söyledikleri cümlelerin içinde boşluk vardı. Bazı insanlar güçlü görünüyordu. Ama içlerinde kırılgan bir sessizlik taşıyorlardı. Kara kedi bir sokak lambasının altında durdu. O anda sokaktan biri geçti. Genç bir adamdı. Adımları hızlıydı. Ama omuzları ağır görünüyordu. Çünkü bazen insanın taşıdığı şey yük değildir. Korkudur. İnsan hayatı boyunca birçok şeyden korkar. Başarısızlıktan. Sevilmemekten. Yanlış seçim yapmaktan. Kaybetmekten. Ama çoğu insan bu korkuları sokağa çıkarmaz. Onları bir kutunun içine koyar. Kilitler. Ve hayatına devam eder. Fakat geceleri şehir sessizleştiğinde o kutuların kapakları aralanır.
İnsanlar yatağa uzandığında düşünceler konuşmaya başlar. Bir gün söyleyemedikleri cümleler. Bir gün yapamadıkları seçimler. Bir gün kaçırdıkları fırsatlar. Hepsi geri gelir. İşte o an şehirde görünmeyen bir şey olur. Sokaklar boş görünür. Ama aslında her evin içinde bir korku dolaşır. Her odada başka bir düşünce uyanır. Ve kimse bunu kimseye anlatmaz. Kara Kedi başını kaldırıp şehrin pencerelerine baktı. Binlerce pencere. Binlerce hayat. Binlerce korku. Ama sokaklarda yalnızca sessizlik vardı. Kara kedi ayağa kalktı. Bir an arkasına baktı. Sonra tekrar yürümeye başladı. Çünkü şehirlerde en tehlikeli şey karanlık değildir. En tehlikeli şey, insanların sakladığı korkulardır. Ve bu korkular bir gün sokağa çıkarsa… Şehir gerçekten değişir. Ama çoğu şehirde bu korkular hiçbir zaman dışarı çıkmaz. Onlar kapıların arkasında kalır. İnsanların kalplerinde saklanır. Ve gece boyunca sessizce yaşar. Bu yüzden bazı şehirlerde sokaklar boş görünür. Ama aslında o sokaklarda görünmeyen bir şey yürür. İnsanların sokağa çıkarmaya cesaret edemediği korkular.