Şehir gece olunca değişmez aslında… sadece gündüz sakladıklarını göstermeye başlar sokak lambaları, insanların sustuğu yerleri aydınlatır pencerelerdeki ışıklar yalnızlıkların şeklini belli eder ve o an anlarsın ki kalabalık dediğin şey, sadece birbirine temas etmeyen hayatların yan yana dizilmiş halidir. Kara Kedi yine oradaydı. Her zamanki gibi kimsenin fark etmediği bir köşede, ama herkesin içinden geçen şeyi bilen bir sessizliğin tam ortasında. Gözleri, karanlığa alışmış olanların gözleri gibi her şeyi görüyordu ama hiçbir şeye şaşırmıyordu. O gece farklıydı. Çünkü bu sefer şehirde dolaşan şey korku değildi yarım kalmış duygulardı.
Bir adam yürüyordu sokakta. Adımları normaldi ama içinde taşıdığı şey ağırdı çünkü bazı insanlar birini kaybetmez. Sadece ona söyleyemediklerini içinde taşımaya devam eder. Kara Kedi onu izledi. Yaklaşmadı. Dokunmadı. Konuşmadı. Sadece baktı. Çünkü bazı hikayeler müdahale edilince değil fark edilince değişir. Adam bir anda durdu. Hiçbir sebep yokken. Ama aslında vardı. İnsan bazen yürümeyi değil, kaçmayı bırakır. Ve işte o an, kara kedi hafifçe başını kaldırdı. Sanki şimdi dedi, ama sesi yoktu.
Adam arkasını dönmedi. Ama ilk kez içinde sakladığı şeyle yüzleşti. Çünkü kaçtığın şey. Seni terk etmez. Sadece seni, en hazır olmadığın anda yakalar. Kara Kedi gözlerini kapattı. Şehir bir anlığına sessizleşti. Ve o gece, hiçbir şey değişmedi aslında… Ama biri ilk kez kendinden kaçmayı bıraktı.