Gece bazen sadece karanlık değildir. Bazı geceler vardır, insanın içini açar gibi değil, içine çöker gibi olur sanki sokak lambalarının ışığı bile bir şeyleri aydınlatmak için değil, sadece ne kadar yalnız olduğunu göstermek için yanıyormuş gibi hissedersin ve işte tam o an kalabalığın ortasında bile kaybolmanın nasıl bir şey olduğunu anlarsın. Bir sokakta yürürsün. Adımların sana ait değildir artık, sadece alışkanlıkla ilerler bedenin seni taşır ama ruhun çoktan başka bir yerde kalmıştır belki geçmişte, belki birinin gözlerinde, belki de hiç var olmamış bir ihtimalin içinde sıkışıp kalmıştır ve sen fark etmeden kendini kaybetmişsindir.
İşte o anda. Karanlığın içinden bir şey çıkar. Sessiz. Sakince. Sanki hep oradaymış gibi. Kara kedi. Gördüğün bu senin kaçtığın bütün gerçeklerin şekil bulmuş halidir gözleri sana bakmaz, seni delip geçer, çünkü o senin kim olduğunu değil, kim olmaktan kaçtığını bilir Durursun. Çünkü ilk defa biri seni gerçekten görüyormuş gibi hissedersin. Ne söylediğinle, nasıl göründüğünle, ne başardığınla ilgilenmeyen sadece içindeki o sakladığın, susturduğun, hatta kendinden bile gizlediğin parçaya bakan bir şey vardır karşında.
Ve tuhaf olan şudur. Korkarsın ama kaçamazsın. Çünkü bazı karşılaşmalar vardır, insan kaçtığını sanır ama aslında yıllardır tam da o ana doğru yürüyordur. Kara kedi bir adım atar. Sen bir adım geri çekilirsin. Ama o geri çekilme. Bir kaçış değildir. Bu, yüzleşmenin başladığı ilk adımdır. Çünkü insan bazen hayatını kaybetmez. Kendini kaybeder. Ve çoğu zaman bunu fark etmez bile. Gülersin konuşursun, anlatırsın. Ama içinde bir yer vardır ki, kimseye açılmaz orası hep yarım kalmıştır, hep susmuştur ve en kötüsü, sen bile artık oraya gitmek istemezsin çünkü orada cevaplardan çok, sorular vardır.
Ben ne zaman bu hale geldim
Ne zaman kendim olmaktan vazgeçtim
Ne zaman susmayı seçtim
İşte kara kedi. Bu soruların cevabı değildir. O, bu soruları sormaya cesaret edebildiğin andır. Sana yaklaşır. Ama Dokunmaz. Seni zorlamaz. Ama kaçmana da izin vermez. Çünkü bazı gerçekler vardır, insan onları erteleyebilir ama silemez. Ve sen orada, o karanlık sokakta, belki de hayatında ilk kez hiçbir rol oynamadan, hiçbir şey kanıtlamaya çalışmadan, sadece olduğun kişiyle durursun Savunmasız. Filtresiz. Gerçek. Ve işte tam o anda fark edersin. Kaybolduğunu sandığın yer. Aslında hiç bulunmadığın yerdir. Çünkü insan en çok kendinden uzaklaştığında yoldayım sanır.
Ama gerçek yolculuk. Durduğunda başlar. Kara kedi gözlerini kısar. Sanki bir şey söylemek ister gibi. Ama konuşmaz. Çünkü bazı şeyler kelimelerle anlatılmaz. Sadece hissedilir. Ve sen anlarsın. Bu bir son değil. Bu, başlamak zorunda kaldığın yerdir. İşte bu yüzden o geceyi unutamazsın. Çünkü o gece, hayatının en karanlık anı değil. Kendine en yakın olduğun andır. Ve belki de ilk defa, içinden şu cümle geçer. Ben gerçekten kaybolmadım. Sadece kendime giden yolu ilk kez görüyorum.