Bazı insanlar uzaklaşınca kurtulduğunu sanır. Bir mesajı cevaplamaz, bir yüzleşmeyi erteler, bir duyguyu içine gömer, bir vedayı yarım bırakır ve hayatın kaldığı yerden devam ettiğini düşünür. Oysa insanın kaçtığı şeyler kapının dışında beklemez. Sessizce içine yerleşir Günler geçer, aylar geçer, yıllar geçer ama kaçılan korku, çözülmeyen öfke, söylenmeyen cümle ve yaşanmayan yüzleşme zihnin en karanlık raflarında yaşamaya devam eder. Kaçmak ilk anda insana huzur veriyormuş gibi görünür. Çünkü beyin tehlikeden uzaklaştığını düşünür. Fakat bu rahatlama geçicidir. Her kaçış, zihne aynı mesajı gönderir Demek ki gerçekten korkulacak bir şey vardı. İşte tam bu yüzden kaçılan konu küçülmez, aksine büyür. Dün sadece bir konuşmadan kaçıyordun, bugün aynı kişiden kaçıyorsun, yarın ise o kişiyi hatırlatan her yerden uzak durmaya başlıyorsun. Kaçış zamanla hayatının haritasını çizer.
Kara Kedi bunu herkesten iyi biliyordu. Çünkü geceleri sokak sokak dolaşırken insanların en çok ayak seslerinden değil, kendi iç seslerinden kaçtıklarını görüyordu. Bir adam sevdiği kadından kaçıyordu ama her gece onun sosyal medya hesabına bakıyordu. Bir kadın affedemediği geçmişinden kaçıyordu ama her yeni insanda eski yaralarını arıyordu. Bir çocuk başarısız olmaktan kaçıyordu ama denemediği her gün başarısızlığını biraz daha büyütüyordu. Kimse fark etmiyordu kaçtıkları şey onları takip etmiyordu. Onlar, kaçtıkları şeyi sırtlarında taşıyorlardı. Hayatın ilginç bir kuralı vardır. Yüzleşmediğin hiçbir duygu seni terk etmez. Susturduğun her cümle başka bir gecede yeniden konuşur Ertelediğin her karar başka bir zamanda daha ağır bir bedelle önüne gelir. Çünkü hayat, çözülemeyen dersleri farklı isimlerle tekrar karşına çıkarır.
Kara Kedi bir gece eski, taş bir duvarın üzerine oturdu. Gökyüzüne baktı. Şehrin bütün ışıkları yanıyordu ama insanların içinde karanlık vardı. Sonra usulca mırıldandı. İnsan, kaçtığı yere değil. Yüzleşmeye cesaret ettiği yere özgür olur. Ve o gece, sokakta yürüyen herkesin gölgesi farklı bir yöne gidiyordu. Ama Kara Kedi biliyordu. İnsan gölgesinden koşarak kurtulamaz. Çünkü gölge, ışık değişene kadar hep seninle yürür. Gerçek cesaret kaçmak değildir. Dönüp kendi karanlığının gözlerinin içine bakabilmektir.