İntikam ertelemesi, yani literatürdeki adıyla revenge bedtime procrastination, kişinin fiziksel olarak yorgun olmasına ve uyuması gerektiğini bilmesine rağmen bilinçli biçimde uykuyu geciktirmesini anlatır ve bu davranışın merkezinde tembellik değil, kontrol ihtiyacı vardır.
Gün boyunca kendi zamanını, kararlarını ve temposunu belirleyemeyen insanlar için gece, kimsenin talepkar olmadığı tek alan haline gelir; telefonla oyalanmak, diziye bir bölüm daha eklemek ya da sadece sessizce oturmak aslında uykuya karşı bir direnç değil, bugün bana ait değildi ama bu saatler benim, deme biçimidir ve bu yüzden adına intikam denir. Çünkü kişi gün içinde alamadığı özerkliğin rövanşını geceden almaya çalışır. Bu durum özellikle yoğun çalışma temposu, katı iş saatleri, sürekli ulaşılabilir olma baskısı ve sosyal rollerin ağır olduğu dönemlerde ortaya çıkar; kişi uykuyu feda ettiğinin farkındadır ama kısa vadede kazandığı özgürlük hissi, uzun vadeli yorgunluğun önüne geçer. Bu davranışta asıl mesele uykusuzluk değil, özerklik hissidir; kişi geceyi uzatarak üretken olmak zorunda olmadığı, performans sergilemediği, kimseye cevap vermediği bir alan yaratır ve bu saatler bana ait duygusu, gün içinde eksik kalan irade ve seçim hissini telafi eder.
Burada sorun gece değil, gündüzdür; gündüz insan kendi sınırlarını çizemiyorsa, kendi adına karar alamıyorsa, “hayır” diyemiyorsa, gece uzar ve uykusuzluk bir semptom haline gelir, yani geç yatmak çoğu zaman düzensizlikten değil, bastırılmış bir özerklik arzusundan doğar.
İntikam ertelemesi, bedenin değil zihnin söylediği bir cümledir; “bugün başkalarının hayatını yaşadım, şimdi biraz da kendiminkini yaşayacağım” ve bu cümle çok tanıdık geliyorsa, çözüm daha erken yatmaktan önce, gündüzü biraz daha kendine ait kılmaktan geçer. Özetle, geç yatmak birçok insan için psikolojik olarak anlamlıdır.