İnsan çoğu zaman başkaları tarafından manipüle edildiğini düşünürken, aslında en büyük yönlendirmeyi kendi iç mekanizmalarından aldığını fark etmez çünkü zihin, özgürlüğünü tehdit altında hissettiği her an, görünmez bir savunma sistemi devreye sokar ve bu sistem, bireyin bilinçli karar alma sürecini sabote ederek yalnızca tepki üretmesini sağlar, oysa kişi bunu özgür bir seçim zanneder. Psikolojide reaktans olarak tanımlanan bu içsel direnç mekanizması, bireyin seçim hakkının kısıtlandığını hissettiği anda ortaya çıkar ve tehdit edilen şey çoğu zaman davranışın kendisi değil, davranış üzerindeki kontrol algısıdır yani mesele sigarayı bırakmak değildir, mesele bırakmalısın cümlesinin zihinde yarattığı baskı hissidir ve zihin bu baskıya karşı, paradoksal biçimde tam tersini yaparak kendini özgür hissetmeye çalışır.
Fakat bireysel ters psikolojinin asıl çarpıcı yönü, bu mekanizmanın dış uyarana ihtiyaç duymadan da çalışabilmesidir insan bir süre sonra kendi kendine kurallar koyar, hedefler belirler, kararlar alır ve ardından bu kararları yine kendi içinden yükselen bir karşı koyuşla bozmaya başlar, çünkü zihnin ilkel katmanları, sınırı koyanın kim olduğuna bakmaksızın, sınırın kendisini tehdit olarak algılar. Bu nedenle diyet kararı alan bir kişinin gece yarısı buzdolabının önünde bulduğu kendisi yalnızca irade zayıflığının değil, zihinsel özgürlük refleksinin kurbanıdır; artık yazmayacağım diyen birinin mesaj ekranına geri dönmesi yalnızca duygusal zaaf değil, yasaklanmış davranışın değer kazanmasıdır ve umursamayacağım diyen birinin daha fazla düşünmesi, zihnin paradoksal doğasının en sade göstergesidir.
İnsan zihni yasakla barışık değildir, çünkü yasak seçenekleri azaltır ve seçeneklerin azalması kontrol hissini zedeler kontrol hissi zedelendiğinde ise kişi, bilinçli olarak istediği şeyden uzaklaşsa bile bilinçdışı düzeyde kaybettiği özgürlüğü geri kazanma çabası içine girer ve bu çaba çoğu zaman kendine zarar veren davranışlar üretir. Bireysel ters psikoloji tam da bu noktada içsel sabotaj biçimini alır; kişi başarıya yaklaşırken geri adım atar, düzen kurduğu bir hayatı sebepsiz yere dağıtır, istikrarlı bir ilişkiyi anlamsız tartışmalarla yıpratır ve bütün bunları yaparken bilinçli düzeyde bir açıklama üretmekte zorlanır, çünkü gerçek motivasyon mantıksal değil, özgürlük algısının korunmasıdır.
Başarı, beraberinde sorumluluk getirir sorumluluk ise sınır, disiplin ve süreklilik demektir zihin, disiplinin kalıcı hale gelmesini bir kısıtlanma olarak yorumladığında, birey yükselme eşiğinde bilinçsizce frene basabilir ve bunu çoğu zaman içime sinmedi ya da zaten çok da istemiyordum gibi gerekçelerle rasyonalize eder, oysa derinde işleyen mekanizma, kontrolü kaybetmeme çabasıdır. Bu durum özellikle çocukluk döneminde yoğun kontrol altında büyüyen bireylerde daha belirgin biçimde gözlemlenir sürekli yönlendirilen, sıkça eleştirilen ya da iradesi bastırılan çocuk yetişkinlikte her türlü yönlendirmeye karşı aşırı duyarlı hale gelebilir ve öneri ile emir arasındaki farkı ayırt etmekte zorlanarak, sırf kendi alanını korumak için faydalı olabilecek seçenekleri dahi reddedebilir.
Bu bireyler çoğu zaman kimse bana karışamaz söylemiyle hareket ederken, aslında geçmişte kaybettikleri kontrol duygusunu telafi etmeye çalışırlar ve ironik biçimde, özgürlüklerini savunma refleksi onları tekrar tekrar kendi potansiyellerini sınırlayan davranışlara sürükler. Bireysel ters psikolojinin en karmaşık tarafı ise kişinin bunu fark etmemesidir çünkü insan kendi iç direncini çoğu zaman karakter, prensip ya da duruş olarak yorumlar ve bir şeye karşı çıkmayı bilinçli bir tercih zanneder, oysa gerçekte yaptığı şey çoğu zaman yalnızca bir şeye tepki vermektir.
Tepki ile seçim arasındaki fark anlaşılmadığında, birey özgür olduğunu düşünürken reflekslerinin yönettiği bir hayat sürer çünkü gerçek seçim, bir davranışı sırf yasak olduğu için değil, gerçekten istendiği için yapmaktır ve gerçek özgürlük, tersini yapma hakkını kullanmak değil, doğru olanı bilinçli şekilde seçebilme kapasitesidir. Bu noktada sorulması gereken temel soru şudur. Bir şeyi gerçekten istiyor musun, yoksa yalnızca bir sınır çizildiği için mi ona yöneliyorsun. Çünkü bireysel ters psikoloji, insanın dış dünyaya değil, kendi zihnine karşı verdiği sessiz bir savaştır ve bu savaşta çoğu zaman kaybedilen şey irade değil, farkındalıktır.
Gerçek özgürlük, her yasak karşısında isyan etmek değil, hangi yasağın gerçekten sana ait olduğunu anlayabilmektir aksi halde insan, kendi koyduğu kurallara karşı bile direnen bir zihinle yaşar ve hayatını bilinçli tercihlerle değil, görünmez içsel tepkilerle şekillendirir.