Hayvanlar İçin Hayvanat Bahçeleri Birer Hapishane Midir? [ 07 Ocak 2026 ]


Hayvanlar İçin Hayvanat Bahçeleri Birer Hapishane Midir?

Bu soru, yalnızca duygusal bir tepki ya da slogan düzeyinde bir itiraz değil, psikolojik ve etik açıdan ciddi biçimde düşünülmesi gereken bir meseledir. Çünkü hapishane kavramı, sadece kapatılmayı değil, özgür iradenin, doğal davranışın ve anlamlı yaşam alanının kısıtlanmasını ifade eder ve bu ölçütlerle bakıldığında birçok hayvanat bahçesi, hayvanlar açısından tam olarak bu tanıma yaklaşır.

Bir hayvan için özgürlük, bizim anladığımız gibi istediğini yapmak değil, doğasına uygun şekilde var olabilmektir; avlanmak, kaçmak, saklanmak, göç etmek, sürü kurmak, yalnız kalmak ya da temas etmek gibi davranışlar onun psikolojik bütünlüğünün parçasıdır ve bu davranışlar elinden alındığında, hayvan yalnızca fiziksel olarak sınırlandırılmış olmaz, zihinsel olarak da yoksunlaştırılır. Bu yüzden hayvanat bahçelerinde sıkça gözlenen ileri–geri yürüme, baş sallama, aynı noktaya defalarca bakma gibi davranışlar, bir alışkanlık değil, psikolojik stresin dışavurumudur. Yani hayvan, kafesin içinde hayatta kalır ama kendi hayatını yaşayamaz.

İronik olan ise, hayvanat bahçeleri çoğu zaman koruma, eğitim ve sevdirme amacıyla savunulur ancak bir canlıyı sevdirmenin yolu onu seyirlik bir nesneye dönüştürmek midir sorusu burada kaçınılmazdır. Çünkü hayvan izlenirken insan özgürdür, hayvan ise izlenmenin nesnesidir ve bu ilişki biçimi, doğrudan bir güç dengesizliği yaratır. Hayvan için günler birbirinin aynısıdır, mekan değişmez, rol değişmez, kaçış ihtimali yoktur; bu yönüyle hayvanat bahçesi, suç kavramı olmasa bile ceza mekanı mantığıyla çalışır.

Elbette her hayvanat bahçesini aynı kefeye koymak dürüst olmaz, rehabilitasyon merkezleri, yaralı ya da nesli tükenme riski altındaki hayvanları geçici olarak koruyan alanlar bu tartışmanın dışında tutulmalıdır ancak salt teşhir amacıyla, doğal davranışları ciddi biçimde kısıtlanmış hayvanların bulunduğu yerlerde hapishane benzetmesi mecazi değil, psikolojik olarak yerindedir. Çünkü burada kilit nokta ise, güvenlik sağlanmıştır ama özne olma hali askıya alınmıştır.

Sonuç olarak hayvanat bahçeleri meselesi, hayvanlardan çok insanın kendisiyle ilgilidir; biz bakarken rahat mıyız, öğrenirken üstün mü hissediyoruz, korurken kontrol mü ediyoruz soruları bu yapının temelini oluşturur ve belki de asıl rahatsız edici olan bir canlıyı özgürlüğünden ederek korumayı normalleştirdiğimizde, özgürlüğün değerini kimin için ne kadar savunduğumuz sorusu sessizce karşımıza dikilir. Bu yüzden birçok hayvan için hayvanat bahçesi, en hafif tabiri ile sadece tellerle çevrili bir alan değil, doğasından koparılmış bir hayatın uzun bekleme salonudur.