Güç insanı değiştirmez güç yalnızca insanın uzun zamandır sakladığı tarafları serbest bırakır, çünkü sıradanlık korku üretir ve korku rol yapmayı zorunlu kılar, oysa güç geldiğinde artık kimseye yaranma ihtiyacı kalmaz, kimsenin onayına ihtiyaç duyulmaz ve insanın içinde yıllardır bastırılmış olan karakter, zincirlerinden kurtulmuş bir hayvan gibi değil, daha çok kilidi açılmış bir sandık gibi ortaya dökülür. Adil olan biri gücü eline aldığında daha fazla korur, çünkü onun doğasında zaten muhafaza etmek, dengelemek, haksızlığı engellemek vardır ve güç onun için bir silah değil bir kalkan olur fakat hırsı karakterinin önüne geçmiş biri için güç, bir büyüteç gibidir ve içindeki açgözlülüğü büyütür, fırsatı istismara dönüştürür, insanları araç haline getirir, çünkü artık durdurulma korkusu yoktur.
Güvensiz olan kişi güce ulaştığında ise en tehlikeli dönüşüm başlar, çünkü özgüveni olmayan insan otoriteyi kişisel bir zırh gibi kullanır, eleştiriyi tehdit olarak algılar, kontrolü kaybetmemek için baskıyı artırır ve bir süre sonra kendini savunduğunu sanırken tiranlaşır oysa tiranlık çoğu zaman cesaretin değil, içsel yetersizlik hissinin yüksek sesle konuşmasıdır. Yozlaştıran güç değildir, yozlaşmaya hazır olan karakterdir güç yalnızca korkunun ortadan kalktığı bir ortam yaratır ve korku ortadan kalktığında insan artık saklanma gereği duymaz, böylece gerçek yüz görünür hale gelir.
İnsanların bazıları dürüst değildir, yalnızca sonuçlarından korktukları için kontrollüdür güç geldiğinde sonuç korkusu azalır ve kontrol gevşer, işte tam o noktada gerçek karakter su yüzüne çıkar. Güç zehirler derler, ama aslında zehir olan güç değil, kişinin içindeki bastırılmış arzuların bir anda sınırsız alana kavuşmasıdır güçlü ama dengeli bir insan, gücü taşıyabilir, çünkü karakteri kapasitesini aşmaz, fakat iç dünyası zayıf olan biri için güç ağır bir yük haline gelir ve taşıyamadığı yük insanı eğip büker.
Güç bir testtir, bir ödül değil bir insanın kim olduğunu anlamak için ona zenginlik, makam ya da mutlak söz hakkı verin ve izleyin, çünkü korku ortadan kalktığında insanın vicdanı tek denetleyici olur ve vicdanı güçlü olan biri özgürlükle büyürken, vicdanı zayıf olan biri özgürlükle saldırganlaşır. Bu yüzden mesele güce sahip olmak değildir mesele gücü taşıyabilecek bir karakter inşa edebilmektir, çünkü güç bir ateştir ve ateş hem ısıtır hem yakar, ama kimin ısınacağına ve kimin yanacağına karar veren şey ateş değil, ateşi tutan elin sağlamlığıdır. Gerçek güç, başkasını ezebilme ihtimali varken ezmemeyi seçebilmektir gerçek güç, korku kalmadığında bile adaleti koruyabilmektir gerçek güç, insanın kendi gölgesini tanıyıp ona teslim olmamasıdır.
Ve belki de en çarpıcı gerçek şudur. Güç, insanı değiştirmez güç, insanın kim olduğunu hızlandırılmış şekilde gösterir.