Örneğin manipülatör bir insan çoğu zaman doğrudan bir istekte bulunmak yerine karşısındaki kişinin vicdanına dokunan cümleler kurar sen olmasan kimse bana yardım etmezdi, ben senin yerinde olsam bunu yapardım ya da demek ki benim için o kadar önemli değilmiş gibi ifadeler aslında açık bir talep içermese bile karşıdaki kişide bir sorumluluk duygusu oluşturur ve bu sorumluluk hissi zamanla davranışları yönlendiren görünmez bir baskıya dönüşür. Manipülasyonun en güçlü yönlerinden biri de gerçeklik algısını yavaş yavaş değiştirebilmesidir manipülatör kişi zamanla olayları farklı şekilde anlatır, geçmişte yaşanan durumları yeniden yorumlar, hatta bazen karşısındaki kişinin kendi hafızasını bile sorgulamasına neden olur ve bu durum psikolojide gaslighting olarak bilinen bir etki yaratır, yani insan bir süre sonra yaşadıklarının mı yoksa kendisine anlatılanların mı gerçek olduğunu ayırt etmekte zorlanmaya başlar. Bu süreç ilerledikçe manipülasyon yalnızca davranışları değil düşünce kalıplarını da etkiler kişi bir süre sonra manipülatörün beklentilerine göre hareket etmeye başlar, çünkü zihninde fark etmeden yeni bir denge kurulmuştur ve bu dengede karşı tarafın memnuniyeti, kişinin kendi ihtiyaçlarından daha önemli hale gelmiştir.
Manipülasyonun en tehlikeli yönlerinden biri ise genellikle sevgi, ilgi veya dostluk gibi olumlu duyguların arkasına saklanmasıdır çünkü açık bir düşmanlık insanı savunmaya geçirir fakat sıcak görünen bir ilişki insanın savunma mekanizmalarını gevşetir ve tam da bu noktada manipülasyonun görünmeyen ipleri daha rahat hareket eder. İnsan zihni sosyal bir varlık olarak kabul görmek, anlaşılmak ve değer görmek ister, bu yüzden manipülatör kişiler genellikle önce bu ihtiyaçları karşılar gibi davranır, ardından yavaş yavaş beklentiler oluşturmaya başlar ve bu beklentiler zamanla görünmez bir sözleşmeye dönüşür kişi artık yalnızca kendisi için değil, karşısındaki kişinin duygusal dengesini korumak için de hareket etmeye başlar. Ancak manipülasyonun en önemli kırılma noktası farkındalıktır, çünkü bir insan zihinsel olarak yönlendirildiğini fark ettiği anda görünmeyen ipler yavaş yavaş gevşemeye başlar kişi kendi duygularını, kararlarını ve sınırlarını yeniden değerlendirdiğinde manipülasyonun yarattığı psikolojik sis dağılmaya başlar ve o ana kadar doğal gibi görünen birçok davranış aslında bilinçli bir yönlendirme stratejisinin parçası olarak ortaya çıkar.
Bu yüzden manipülasyonu anlamak yalnızca başkalarını tanımak için değil, aynı zamanda insanın kendi zihinsel özgürlüğünü koruyabilmesi için de önemlidir çünkü gerçek özgürlük yalnızca fiziksel hareket alanı değil, aynı zamanda düşüncelerimizin ve kararlarımızın gerçekten bize ait olmasıdır ve görünmeyen ipleri fark eden bir zihin, artık başkalarının yazdığı bir hikayenin karakteri olmak yerine kendi hikayesinin yazarı olmaya başlar.