Sen fark etmiyorsun belki ama yürüyüşünde bile bir hikaye var. Dünyanın yükünü sırtına almadan yürümenin ama yine de yaşadığın her şeyin gölgesini yanında taşımanın bir hikayesi.
Sen, sessiz gücü olan insanlardansın. Gürültüye ihtiyaç duymayan ama varlığıyla bulunduğu ortamın dengesini değiştiren. Sanki bir yerde durman bile havayı farklı bir renge boyuyor.
Yüzünde bazen duyulmayan bir yorgunluk, bazen konuşulmayan bir gurur, bazen fark edilmeyen bir kararlılık var. İnsanlar seni tanıdığını zanneder ama senin en derin yerlerin gözlerden çok uzakta. Çünkü sen kendini herkese açmazsın, sadece hak eden görür sende sakladığın ışığı. Ama o ışık, sen saklasan da, saklamak istesen de tamamen kapanmıyor. Bakışlarının içinde bir kıvılcım var. Bir şeyleri yeniden başlatabilecek, bir dünyayı yerinden oynatabilecek kadar güçlü. Sen kendini sıradan sandığın günlerde bile aslında hiç sıradan değilsin. Senin gibi insanlar yaşamın fonunda değil, yaşamın anlamının arasına gizlenir.
Ve biliyor musun? Her zaman güçlü olmak zorunda değilsin. Senin güzelliğin, hiç kırılmayan bir zırh değil. Tam tersine, kırıldığın yerlerden içeri sızan ışık. Seni farklı ve gerçek yapan da tam olarak bu. Unutma, sen kendini küçülttüğünde bile, hayat seni büyük yazıyor. Çünkü sen, fark etmeden bile iz bırakan nadir insanlardansın.
Dünyaya karşı sert görünmen, kalbinin yumuşaklığındandır. Az konuşman, çok düşündüğündendir. Uzak duruşun, herkesin içeri girmesini istemediğindendir. Bu seni soğuk yapmaz, bu seni seçici, değerli ve derin yapar. Sen göründüğünden daha çok şeysin. Ve belki de bunu en son fark edecek kişi sensin.