Gerçekle Barışmak; Yeni Bir Ben’e Doğuş [ 21 Şubat 2026 ]


Gerçekle Barışmak; Yeni Bir Ben’e Doğuş

İnsan bazen hayatın içinden değil, kendi içinden kaçar hatıralardan, yüzleşmelerden, yarım kalmış cümlelerden, söylenmemiş özürlerden ve belki de en çok kendine itiraf edemediği gerçeklerden uzaklaşmaya çalışırken aslında omzuna görünmez bir yük alır ve o yükle yürüdüğünü zannederken sürünmeye başlar. Kaçmak ilk bakışta bir korunma refleksi gibi görünür sanki zihnin kapısını kapatınca sorunlar dışarıda kalacakmış gibi gelir, oysa bastırılan her duygu içeride yankılanır, her ertelenen yüzleşme geceleri karanlıkta daha yüksek sesle konuşur ve insan en çok kaçtığı şeyle baş başa kalır.

Kabullenmek ise bir teslimiyet değil, bir farkındalık eşiğidir olanı inkar etmeden, olmuşu geri çevirmeye çalışmadan, evet bu yaşandı ve ben buradayım diyebilme cesaretidir ve bu cümle söylendiği anda zihnin içinde uzun süredir açık kalan bir pencere kapanır, rüzgar diner, içsel gürültü azalır. Kabullenmenin verdiği rahatlık, çözümün hemen bulunmasından değil, savaşın bitmesinden gelir çünkü insan en çok gerçekle değil gerçekle kavga ederken yorulur ve kavga bittiğinde, haklı ya da haksız olmaktan bağımsız olarak, bir dinginlik doğar.

Bu dinginlik pasif bir suskunluk değildir tam tersine, içsel bir alan açar, insanın nefesini genişletir, omuzlarını indirir, kalbini gevşetir ve şimdi ne yapabilirim sorusunu ilk kez sakin bir zihinle sorabilmesini sağlar. Kabullenmek, geçmişi onaylamak değil, geçmişin seni yönetmesine izin vermemektir bir ilişkinin bittiğini kabul etmek o kişiyi haklı çıkarmak değildir, bir hatayı kabul etmek değersiz olduğunu söylemek değildir, bir kaybı kabul etmek zayıflık değildir.

Tam aksine, kabullenmek insanın kendi içindeki otoritesini geri almasıdır çünkü inkar edilen her gerçek seni yönetir, kabul edilen her gerçek ise senin yönetimine geçer. Ve işte o noktada yeni hayatlar başlar. Yeni hayatlar çoğu zaman dramatik başlangıçlarla değil, sessiz bir iç karar ile doğar bir sabah uyanıp tamam, bu böyleydi ve ben yoluma devam ediyorum dediğin anda eski hayatın seni tutan görünmez ipleri gevşer ve fark etmeden daha dik yürümeye başlarsın.

Kabullenmeyle gelen huzur, dış koşullar değiştiği için değil, iç dengelerin yerine oturduğu için oluşur dünya aynı dünyadır, insanlar aynı insanlardır şehir aynı şehirdir ama sen artık kaçmıyorsundur, saklanmıyorsundur, savaşmıyorsundur. Ve insan savaşmadığında, kendini savunmak zorunda hissetmediğinde, kendine karşı dürüst olduğunda içsel bir özgürlük alanı oluşur, o alanın içinde yeni kararlar filizlenir, yeni sınırlar çizilir, yeni ilişkiler başlar, yeni versiyonun yavaş yavaş ortaya çıkar.

Kaçmak seni geçmişin gölgesinde tutar. Kabullenmek ise seni geleceğin kapısına götürür. Huzur, her şeyin mükemmel olduğu yerde değil olanı olduğu gibi görebildiğin yerde başlar. Ve belki de en büyük dönüşüm, neden böyle oldu sorusundan buradan nasıl güçlenirim sorusuna geçtiğin anda gerçekleşir. Çünkü yeni hayatlar, kaçtığın yerden değil durup baktığın yerden başlar.