Bazı otomobiller ulaşım aracı olarak tasarlanır, bazıları ise sürücüsüne duygu yaşatmak için üretilir. Ford GT ise bunların da ötesinde yarış pistlerinden aldığı genleri günlük kullanıma uyarlamayı başarmış nadir otomobillerden biridir. Bu otomobil yalnızca yüksek hızlara ulaşabilen güçlü bir süper otomobil değildir aerodinamiği, şasi dengesi, yol tutuş karakteri, fren sistemi, süspansiyonu ve sürücüyle kurduğu iletişim sayesinde direksiyon başındaki kişiye adeta profesyonel bir yarış otomobili kullanıyormuş hissi verir. Ford GT'nin tasarımındaki hemen her detayın arkasında tek bir amaç vardır. Hızı yalnızca artırmak değil, o hızı tam kontrol altında tutabilmek. Ford GT'nin kalbinde yer alan 3.5 litrelik çift turbo beslemeli EcoBoost V6 motor, yaklaşık 660 beygir güç ve 746 Nm tork üretmektedir. Bu motor ilk bakışta bazı otomobil tutkunlarına alışılmış büyük hacimli V8 motorlardan farklı gelebilir. Ancak Ford mühendisleri motor hacminden çok verimlilik, ağırlık dağılımı ve sürekli yüksek performans elde etmeye odaklanmıştır. Çift turbo sistemi sayesinde güç yalnızca yüksek devirlerde değil, orta devirlerden itibaren güçlü şekilde hissedilir ve gaz pedalına verilen her komutta otomobil son derece kararlı bir ivmelenme sunar.
Yedi ileri çift kavramalı şanzıman, vites geçişlerini milisaniyeler içinde gerçekleştirir. Vites değişimi sırasında güç aktarımı neredeyse hiç kesilmediği için sürücü hızlanmanın devam ettiğini hisseder. Özellikle tam gaz hızlanmalarda şanzımanın seri karakteri Ford GT'nin yarış otomobili kimliğini daha ilk saniyelerde hissettirir. Ford GT'nin en büyük silahlarından biri ise hafifliğidir. Karbon fiber monokok şasi sayesinde otomobil yüksek rijitliğe sahip olurken ağırlık minimum seviyede tutulmuştur. Karbon fiber yalnızca gövde yapısında değil, birçok dış panelde ve iç tasarımda da kullanılmıştır. Böylece otomobil hızlanırken daha çevik davranır, frenleme sırasında daha kısa mesafede durabilir ve virajlarda çok daha dengeli hareket eder. Ağırlık dağılımı performans otomobilleri için hayati önem taşır Ford GT'nin motorunun orta konumda yer alması sayesinde ağırlık merkezi otomobilin tam ortasına yakın bir noktada toplanır. Bu sayede ani yön değişimlerinde ön tarafın fazla yüklenmesi ya da arka tarafın kontrolsüz şekilde savrulması büyük ölçüde engellenir Viraj girişlerinde direksiyon komutlarına verdiği hızlı tepki ve viraj çıkışlarında sunduğu mekanik tutunma, otomobili sürmesi son derece keyifli hale getirir.
Aerodinamik yapı ise Ford GT'yi sıradan süper otomobillerden ayıran en önemli özelliklerden biridir. Gövdenin yan tarafında bulunan büyük hava kanalları yalnızca estetik amaçlı değildir. Bu kanallar yüksek hızlarda oluşan hava akışını düzenleyerek motorun soğutulmasına yardımcı olurken aynı zamanda hava direncini azaltır. Arka bölümde yer alan aktif spoiler ise sürüş hızına göre otomatik olarak pozisyon değiştirir. Düşük hızlarda daha az direnç oluştururken yüksek hızlarda yukarı kalkarak yere basma kuvvetini artırır ve arka aksın yola daha sağlam tutunmasını sağlar. Ford GT'nin alt kısmı tamamen düz olarak tasarlanmıştır. Bu tasarım sayesinde otomobilin altından geçen hava kontrollü biçimde yönlendirilir ve difüzör yardımıyla güçlü bir yere basma kuvveti oluşturulur. Böylece yüksek hızlarda aracın hafifleme eğilimi önemli ölçüde azaltılır. Saatte 250 kilometrenin üzerindeki hızlarda bile direksiyonun güven veren hissi büyük ölçüde korunur. Yol tutuş konusunda Ford GT adeta mühendislik gösterisine dönüşür. Adaptif süspansiyon sistemi yol şartlarını sürekli analiz ederek amortisör sertliğini anlık olarak değiştirir. Günlük kullanım modunda daha konforlu davranırken pist moduna geçildiğinde süspansiyon belirgin şekilde sertleşir, gövde yüksekliği azalır ve otomobil yere yaklaşarak aerodinamik verimliliğini artırır. Böylece yüksek hızlı virajlarda gövde salınımı minimum seviyeye iner.
Viraj performansı Ford GT'nin en çok övgü alan özelliklerinden biridir. Ön aksta oluşan yüksek mekanik tutuş sayesinde direksiyon komutlarına gecikmesiz tepki verirken, arka taraftaki dengeli güç aktarımı sürücünün otomobili hassas şekilde yönlendirmesine olanak tanır. Viraj ortasında gaz pedalına kontrollü şekilde basıldığında otomobil çizgisini bozmadan hızlanmaya devam eder. Elektronik diferansiyel yönetimi ve çekiş kontrol sistemi, gücün arka lastiklere en verimli şekilde aktarılmasını sağlayarak patinaj riskini azaltır Direksiyon sistemi de pist kullanımına uygun şekilde oldukça hassas ayarlanmıştır. Küçük direksiyon hareketleri bile ön lastiklere hızlı biçimde aktarılır. Bu durum özellikle teknik virajlarda sürücüye büyük avantaj sağlar. Direksiyonun ağırlığı arttıkça sürücü ön lastiklerin yol ile kurduğu teması daha net hisseder ve otomobilin limitlerine yaklaşırken daha güvenli kararlar verebilir. Fren sistemi Ford GT'nin en güçlü yönlerinden biridir. Büyük karbon seramik fren diskleri yüksek sıcaklıklarda bile performans kaybı yaşamadan çalışabilecek şekilde geliştirilmiştir. Sert frenlemelerde oluşabilecek fren solması etkisi önemli ölçüde azaltılmıştır. Altı pistonlu ön fren kaliperleri ve güçlü arka fren sistemi sayesinde otomobil çok yüksek hızlardan kısa mesafede güvenle durabilir. ABS sistemi yalnızca güvenlik amacıyla değil, frenleme sırasında direksiyon hakimiyetini koruyacak şekilde hassas olarak kalibre edilmiştir.
Elektronik destek sistemleri sürüş keyfini azaltmadan güvenliği artırmayı hedefler. Gelişmiş çekiş kontrol sistemi, elektronik denge kontrolü ve farklı sürüş modları sayesinde sürücü ister daha güvenli bir karakter seçebilir ister pist kullanımına daha yakın ayarlarla otomobili kullanabilir. Pist modunda elektronik müdahaleler azaltılarak deneyimli sürücülere daha fazla özgürlük tanınır. Ford GT'nin lastik seçimi de performansın önemli parçalarından biridir. Fabrika çıkışında kullanılan yüksek performans odaklı Michelin Pilot Sport Cup 2 lastikleri, kuru zeminde olağanüstü yol tutuş sağlayacak şekilde geliştirilmiştir. Geniş tabanlı arka lastikler yüksek torkun asfaltla buluşmasını kolaylaştırırken, ön lastikler hassas direksiyon karakterini destekler. Lastik hamuru çalışma sıcaklığına ulaştığında tutunma seviyesi belirgin şekilde artar ve otomobil adeta ray üzerinde ilerliyormuş hissi verir. Bu lastikler yüksek hız stabilitesi, güçlü fren performansı ve viraj kabiliyeti açısından dünyanın en başarılı performans lastikleri arasında gösterilmektedir. İç mekan tamamen sürücü odaklı tasarlanmıştır. Sabit karbon fiber koltuklar, yarış otomobillerinden ilham alan kompakt direksiyon simidi, kolay okunabilen dijital gösterge paneli ve ergonomik kumandalar sürücünün dikkatini yoldan ayırmadan otomobile hakim olmasını sağlar Gereksiz ağırlık oluşturabilecek birçok donanımdan bilinçli olarak vazgeçilmiş ve performans her zaman ön planda tutulmuştur.
Ford GT yalnızca teknik verileriyle değil, tarihi mirasıyla da otomobil dünyasında özel bir yere sahiptir. 1960'lı yıllarda Le Mans yarışlarında Ferrari'nin uzun yıllar süren üstünlüğünü sona erdiren GT40'ın ruhunu modern teknolojiyle yeniden yorumlayan bu model geçmişin yarış efsanesini günümüz mühendisliğiyle buluşturur. Bu nedenle Ford GT'yi kullanan birçok kişi yalnızca yüksek performanslı bir otomobil sürmediğini, aynı zamanda motor sporlarının en unutulmaz hikayelerinden birinin devamını yaşadığını hisseder. Sonuç olarak Ford GT, yalnızca hız rekorları kırabilen güçlü bir süper otomobil değildir. Aerodinamiğiyle havayı yöneten karbon fiber yapısıyla hafifleyen, adaptif süspansiyonuyla zemine uyum sağlayan, karbon seramik frenleriyle güven veren, yarış odaklı direksiyon sistemiyle sürücüsüyle bütünleşen ve virajlarda sergilediği dengeyle gerçek performansın yalnızca düz yolda hızlı gitmekten ibaret olmadığını kanıtlayan mühendislik harikasıdır. Gaz pedalına her dokunuşta yalnızca motorun gücünü değil, onlarca yıllık yarış tecrübesini de hissedersiniz. İşte bu yüzden Ford GT, hız tutkunlarının hafızasında sıradan bir otomobil değil, asfalt üzerinde yaşayan bir yarış efsanesi olarak yerini korumaya devam etmektedir.