İnsan hayatının en büyük yanılgılarından biri, kazancı yalnızca anlık sonuçlarla ölçmesidir oysa gerçek kazanç, insanın geceleri başını yastığa koyduğunda vicdanıyla kurduğu sessiz diyaloğun niteliğinde saklıdır ve bu nedenle dürüst insan bazen maddi olarak kaybetmiş gibi görünse de, aslında en temel sermayesini yani karakterini, itibarını ve iç huzurunu koruduğu için uzun vadede kaybeden taraf değildir. Dürüst olan insan çoğu zaman kısa vadeli çıkarların cazibesine kapılmadığı için hızlı yükselişler yaşamaz, kolay para kazanmaz, manipülasyonla kalabalıkları etkilemez fakat zaman, sabırlı bir muhasebeci gibi çalışır ve yıllar geçtikçe herkesin gerçek niyetini, gerçek değerini ve gerçek gücünü ortaya çıkarır, işte o zaman dürüstlük bir yük değil, en sağlam yatırım olarak kendini gösterir.
Çünkü dürüstlük yalnızca doğruyu söylemek değildir dürüstlük, insanın kendi içindeki karanlık eğilimlere karşı verdiği mücadeledir, çıkarı ile vicdanı arasında kaldığında vicdanı seçebilmesidir, kimsenin görmediği yerde bile kendine ihanet etmemesidir ve bu tavır, insanın iç dünyasında öyle bir omurga oluşturur ki, dışarıdaki fırtınalar onu sarsabilir ama deviremez. Yanlış olan, yani çıkarı için eğilip bükülen, gerçeği çarpıtan, insanları araç olarak kullanan kişi ise çoğu zaman hızlı sonuçlar alır, çevresindekileri etkiler, kazandığını zanneder, hatta bir süre alkış bile alır fakat kurduğu her ilişki aslında pamuk ipliğine bağlıdır çünkü güvenin olmadığı yerde bağ yoktur, sadece geçici çıkar ortaklığı vardır ve çıkar bittiğinde bağ da çözülür.
Yanlış olanın kazancı, çoğu zaman dış dünyada görünür; para, güç, statü, kısa vadeli zaferler… Fakat iç dünyasında sürekli tetikte yaşar, maskesinin düşmesinden korkar, kurduğu düzenin bozulmasından endişe eder ve en önemlisi, kendi kendine saygısını kaybettiği için hiçbir başarı ona gerçek bir huzur vermez. Dürüst insan ise bazen yalnız kalır, bazen haksızlığa uğrar, bazen emeğinin karşılığını hemen alamaz; fakat karakteriyle kazandığı güven, uzun vadede en büyük referans olur, insanlar onun sözünü tartmadan kabul eder, yokluğunda bile arkasından iyi konuşur ve en önemlisi, kendi aynasına baktığında gözlerini kaçırmak zorunda kalmaz.
Hayatta en büyük kayıp, para kaybı değildir en büyük kayıp, insanın kendisini kaybetmesidir ve yanlış olan kişi tam da bunu yaşar, çünkü kazandığını sandığı her şey için biraz daha özünden ödün verir, biraz daha değerlerinden uzaklaşır ve bir gün dönüp baktığında elinde kalan şeyin sadece yorgun bir beden ve huzursuz bir zihin olduğunu fark eder. Dürüstlük ise sabır ister bazen haksızlığa uğradığında bile intikam yerine adaleti beklemeyi, kısa yoldan kazanç yerine uzun yoldan onuru seçmeyi gerektirir ve bu seçimler ilk bakışta kayıp gibi görünse de aslında insanın ruhuna yazılan kalıcı bir kazançtır, çünkü insanın gerçek sermayesi bankadaki parası değil, isminin çağrıştırdığı güvendir.
Yanlış olan kişi kazandığını zanneder çünkü sonucu hemen görür dürüst olan kişi kaybettiğini zanneder çünkü sonucu zamana bırakır, fakat zaman tarafsız değildir, zaman karakterden yana çalışır ve uzun vadede her şey yerini bulur. Bu yüzden dürüst insan bazen yalnız kalabilir ama asla sahipsiz değildir belki kalabalıkların içinde değildir ama doğru insanların yanında yer alır ve hayat bir maraton ise, dürüstlük o maratonun sonunda ayakta kalabilmenin tek gerçek garantisidir.
Çünkü dürüst olan kaybetmez sadece geç kazanır.
Yanlış olan kazanmaz sadece geç kaybeder.
Ve hayat, eninde sonunda herkese kendi seçimlerinin faturasını keser.