Hantavirüs, temel olarak kemirgenler üzerinden insanlara geçen ve bazı türleri oldukça ağır solunum ya da böbrek hastalıklarına yol açabilen zoonotik bir virüs grubudur. Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) ve CDC kayıtlarına göre bu virüs yeni ortaya çıkmış bir hastalık değildir. Onlarca yıldır dünyanın farklı bölgelerinde görülmektedir. Ancak özellikle son yıllarda ortaya çıkan bazı kümelenmiş vakalar nedeniyle yeniden dikkat çekmeye başlamıştır.
Hantavirüsün en kritik özelliği, insanların çoğu zaman virüsü fark etmeden solumasıdır. Çünkü virüs genellikle fare ve sıçan gibi kemirgenlerin idrarı, dışkısı ve tükürüğüyle çevreye yayılır. Bu maddeler kuruduğunda virüs mikroskobik parçacıklar haline gelir ve havaya karışır. İnsan da bu havayı soluduğunda enfeksiyon başlayabilir. Özellikle uzun süre kapalı kalmış depolar, bodrumlar, ahırlar, kulübeler, kırsal evler, terk edilmiş yapılar ve kemirgen istilası bulunan alanlar en riskli yerler olarak kabul edilir.
Virüsün ortaya çıkış süreci aslında doğrudan ekolojik dengelerle ilişkilidir. Kemirgen popülasyonlarının artması, iklim değişiklikleri, tarım alanlarının genişlemesi, ormanların tahribi ve insanların vahşi yaşam alanlarına daha fazla girmesi bulaş riskini artırır. Dünya Sağlık Örgütü raporlarında özellikle kırsal bölgelerde yaşayanlar, çiftçiler, ormancılar, kamp yapanlar ve kemirgen yoğunluğu bulunan yerlerde çalışan kişilerin daha yüksek risk altında olduğu vurgulanır.
Hantavirüs tek bir hastalık değildir, farklı kıtalarda farklı türleri bulunur. Amerika kıtasında görülen türler daha çok Hantavirus Pulmonary Syndrome (HPS) yani hantavirüs akciğer sendromuna yol açarken, Avrupa ve Asya’daki bazı türler böbrekleri etkileyen Hemorrhagic Fever with Renal Syndrome (HFRS) adı verilen tabloyla ilişkilidir. Özellikle Güney Amerika’daki Andes virüsü dikkat çeker çünkü diğer hantavirüs türlerinden farklı olarak nadir de olsa insandan insana bulaş potansiyeli göstermiştir. WHO son dönem değerlendirmelerinde bu durumu özellikle not etmiştir.
Virüs vücuda girdikten sonra hemen belirti vermeyebilir. Kuluçka süresi genellikle 1 ila 6 hafta arasında değişir. İlk belirtiler çoğu zaman grip ile karıştırılır. Yüksek ateş, halsizlik, yoğun kas ağrıları, baş ağrısı, mide bulantısı ve bazen kusma görülür. Bazı vakalarda birkaç gün içinde ani şekilde nefes darlığı gelişebilir. Çünkü virüs akciğerlerdeki ince damar sistemini etkileyerek sıvı sızıntısına neden olur ve akciğerler sıvıyla dolmaya başlayabilir. Bu aşama ölümcül olabilir.
WHO ve CDC kayıtlarına göre hantavirüsün ölüm oranı türüne göre değişse de bazı ağır formlarda %30–40 seviyelerine ulaşabilir. Özellikle Andes virüsüyle ilişkili bazı salgınlarda yüksek ölüm oranları bildirilmiştir. Bununla birlikte virüs yaygın bir pandemi tehdidi olarak değerlendirilmez çünkü çoğu hantavirüs türü insandan insana kolay bulaşmaz.
Son günlerde dünya basınında yer alan cruise gemisi vakası da bu yüzden dikkat çekmiştir. WHO, bazı vakalarda Andes türü hantavirüs nedeniyle sınırlı insandan insana bulaş şüphesi üzerinde çalıştığını açıklamıştır. Ancak küresel riskin düşük olduğu belirtilmiştir.
Tanı süreci genellikle zor olabilir çünkü erken belirtiler grip, zatürre veya ağır viral enfeksiyonlarla karışabilir. Doktorlar özellikle kemirgen teması öyküsü varsa hantavirüsten şüphelenir. Tanıda PCR testleri, antikor testleri, akciğer görüntülemeleri ve kan değerleri kullanılır. Şu anda hantavirüse karşı kesin bir antiviral tedavi veya yaygın kullanılan bir aşı bulunmamaktadır. Tedavi büyük ölçüde destekleyicidir. Hastanın oksijen desteği alması, yoğun bakımda takip edilmesi ve organ yetmezliğinin kontrol edilmesi hedeflenir.
Korunma kısmı ise aslında hastalığın en önemli noktasıdır. Çünkü WHO ve CDC’ye göre hantavirüsle mücadelede en etkili yöntem kemirgen temasını engellemektir. En sık yapılan hata ise fare dışkısını süpürmek veya kuru şekilde temizlemektir. Bu işlem virüsü havaya kaldırabilir. Bunun yerine alanın önce çamaşır suyu benzeri dezenfektanlarla ıslatılması, maske ve eldiven kullanılması önerilir. Ayrıca yiyeceklerin kapalı tutulması, evlerde kemirgen giriş noktalarının kapatılması ve uzun süre kapalı kalmış alanların dikkatli havalandırılması gerekir.
Hantavirüs, COVID gibi yüksek yayılım gösteren bir küresel salgın tehdidi olarak görülmese de halk sağlığı uzmanları onu sessiz ama ciddi zoonotik hastalıklardan biri olarak değerlendiriyor. Çünkü modern dünyada insan ile vahşi yaşam arasındaki sınırlar giderek silinirken, kemirgen kaynaklı hastalıkların ortaya çıkma ihtimali de artıyor. WHO kayıtlarında özellikle iklim değişikliği, göç hareketleri, tarımsal değişimler ve çevresel bozulmaların gelecekte hantavirüs benzeri enfeksiyonların görülme sıklığını etkileyebileceği vurgulanıyor.
Kaynak; DSÖ yayınları