Deniz kızı sendromu, tıbbi adıyla sirenomeli, bebeğin iki bacağının tamamen veya kısmen birleşik geliştiği son derece nadir bir doğumsal anomalidir. Görünümü nedeniyle mitolojideki deniz kızlarına benzetilmiş ve hastalık bu isimle anılmaya başlanmıştır. Ancak dışarıdan en dikkat çekici özellik birleşmiş bacaklar olsa da sirenomeliyi ağır bir hastalık haline getiren asıl sorun vücudun iç organlarında ortaya çıkan gelişim bozukluklarıdır.
Sirenomelinin anne karnındaki gelişimin çok erken dönemlerinde ortaya çıktığı düşünülüyor. Alt omurga, pelvis ve alt ekstremitelerin gelişimi etkilenebiliyor. Böbreklerin oluşmaması veya ciddi biçimde gelişmemesi, idrar yolları ve genital organ anomalileri, bağırsakların son bölümündeki gelişim sorunları ve tek bir göbek atardamarının bulunması gibi durumlar görülebiliyor. Böbreklerin çalışmaması anne karnındaki amniyon sıvısının ciddi biçimde azalmasına, bunun sonucunda da akciğerlerin yeterince gelişememesine yol açabiliyor.
Hastalığın kesin nedeni hala tam olarak bilinmiyor. Araştırmalarda embriyonun alt bölümüne giden kan akımının çok erken dönemde bozulması üzerinde özellikle duruluyor. Buna damar çalma teorisi adı veriliyor. Bunun yanında embriyonun alt kısmını oluşturacak dokuların gelişimindeki erken bir bozukluğun da sirenomeliye yol açabileceği düşünülüyor. Anne diyabeti gibi bazı durumlarla ilişki bildirilmiş olsa da tek bir neden gösterilemiyor. Bu nedenle sirenomeliyi yalnızca genetik bir hastalık olarak tanımlamak da doğru değil.
Sirenomeli son derece nadir görülüyor. Tıbbi kaynaklarda yaklaşık 100 bin doğumda bir görüldüğüne ilişkin tahminler bulunmakla birlikte çalışmalar arasında oranlar değişebiliyor. Vakaların büyük bölümü ne yazık ki yaşamla bağdaşmayan ciddi iç organ anomalileri taşıyor. Bazı bebekler anne karnında veya doğum sırasında kaybedilirken, doğanların önemli bir bölümü böbrek ve akciğer sorunları nedeniyle kısa süre içinde hayatını kaybediyor.
Buna rağmen tıp tarihinde yıllarca yaşayan çok az sayıda sirenomeli vakası da bulunuyor. Bunların en tanınanlarından biri 1988'de ABD'de doğan Tiffany Yorks oldu. Bacaklarını ayırmak amacıyla çocukluk döneminde ameliyatlar geçiren Yorks, 27 yaşına kadar yaşadı. Peru'da 2004'te doğan Milagros Cerrón da bacaklarının ayrılması için birden fazla operasyon geçirdi ve çocukluk yıllarına ulaşabildi. Bu sıra dışı vakaların yaşayabilmesinde böbrekler gibi hayati organların durumunun daha elverişli olması büyük önem taşıyordu.
Deniz kızı sendromunun çarpıcı görüntüsü hastalığın en görünür tarafı olsa da sirenomelinin gerçek hikayesi birleşmiş iki bacaktan çok daha karmaşıktır. Bebeğin yaşam şansını belirleyen temel unsur bacakların biçiminden ziyade böbreklerin, akciğerlerin, sindirim ve üriner sistemin ne ölçüde gelişebildiğidir. Modern ultrason sayesinde bazı vakalar artık gebelik sırasında fark edilebiliyor. Sirenomeli bugün hala embriyonun gelişiminin ilk haftalarında meydana gelen küçücük bir değişikliğin, insan bedeninin sonraki oluşumunu ne kadar büyük ölçüde etkileyebileceğini gösteren en nadir doğumsal anomalilerden biri olarak kabul ediliyor.