Deliliktir Yaşamak! [ 01 Mayıs 2026 ]


Deliliktir Yaşamak!

Yaşamak çoğu zaman dışarıdan bakıldığında düzenli, mantıklı ve kontrol edilebilir bir süreç gibi görünür ama gerçeğe biraz daha yaklaştığında fark edersin ki aslında her gün tekrar ettiğin o sıradan hareketler, o alışkanlıklar, o normal dediğin şeyler, görünmez bir çizginin üzerinde yürümekten ibarettir. O çizginin bir tarafında düzen varsa diğer tarafında sessiz bir kaos bekler. İnsan dediğin varlık hem kendini korumak için gerçekliği sadeleştirir hem de o sadeleştirdiği gerçekliğin içinde yavaş yavaş boğulmaya başlar.

İnsan sabah uyanır, aynı yüzünü aynada görür, aynı sokaklardan geçer, aynı cümleleri kurar ama içinden geçenler hiçbir zaman aynı değildir. Çünkü zihnin, dış dünyadan çok daha hızlı ve çok daha düzensiz çalışır. Bir yandan geçmişte kalmış bir anıyı tekrar tekrar oynatırken diğer yandan henüz yaşanmamış ihtimallerle kendini tüketir ve bütün bunların ortasında sabit bir kimlik kurmaya çalışır. Belki de en büyük delilik, sürekli değişen bir şeyin sabit olduğunu sanmaktır.

Toplum sana neyin normal olduğunu öğretir, nasıl konuşacağını, nasıl davranacağını, neye güleceğini, neye susacağını gösterir ve sen de bu kuralları içselleştirip kendini güvende hissetmeye başlarsın ama fark etmezsin ki o güven dediğin şey, aslında sınırları çizilmiş bir alanın içinde özgür olduğunu sanmaktır. İnsan bazen en çok da bu yüzden yorulur, çünkü içinde bastırdığı her düşünce, her sorgu, her ya aslında böyle değilse ihtimali, bir süre sonra sessizliğini bozmak ister.

Belki de delilik, düşündüğün gibi kontrolünü kaybetmek değildir. Belki delilik, her şeyin farkında olup yine de yaşamaya devam etmektir. Gerçeğin net olmadığını, insanların göründüğü gibi olmadığını, kendi zihninin bile sana oyun oynayabileceğini bilip yine de sabah kalkıp hayatına devam etmektir. Bazı insanlar gerçeği gördüğünde kaçmayı seçer, bazıları inkar eder ama bazıları vardır ki görür, anlar ve yine de kalır.

Belki de delilik bir sapma değil, varsayılan durumdur ve normal dediğin şey, sadece çoğunluğun üzerinde anlaştığı bir hikayedir. Belki de gerçekten aklı başında olanlar değil, sorgulamayanlardır huzurlu olanlar. Ne kadar çok görürsen, o kadar çok çatlak fark edersin ve o çatlaklar büyüdükçe, yaşamak sadece bir alışkanlık olmaktan çıkar, bilinçli bir seçim haline gelir.

O yüzden belki de yaşamak gerçekten deliliktir, ama korkulacak bir delilik değil, aksine insanı insan yapan, onu sıradanlıktan koparıp kendi gerçeğine yaklaştıran bir delilik...