Tarih boyunca insanlığın ürettiği bazı eserler yalnızca taşıdıkları bilgiyle değil, etraflarında oluşan efsanelerle de dikkat çekmiş, yüzyıllar boyunca araştırmacıları, tarihçileri ve gizem meraklılarını kendilerine çekmeyi başarmıştır. İşte Codex Gigas da tam olarak bu eserlerden biridir. Latince Dev Kitap anlamına gelen Codex Gigas, yalnızca dünyanın günümüze ulaşan en büyük Orta Çağ el yazması olmasıyla değil, aynı zamanda içinde bulunan tam sayfa Şeytan tasviri nedeniyle Şeytan İncili adıyla anılmasıyla da tarihin en dikkat çekici el yazmalarından biri haline gelmiştir Yaklaşık sekiz yüz yıldır varlığını sürdüren bu devasa eser, bilim insanları tarafından tarihi bir hazine olarak incelenirken, halk arasında hala doğaüstü olaylarla ilişkilendirilen gizemli bir kitap olarak anlatılmaya devam etmektedir. Codex Gigas'ın 13. yüzyılın ilk yarısında, bugün Çekya sınırları içinde bulunan Podlazice'deki küçük bir Benedikten manastırında hazırlandığı düşünülmektedir. Kitabın fiziksel ölçüleri bile onu benzersiz kılmaktadır. Yaklaşık 92 santimetre yüksekliğinde, 50 santimetre genişliğinde ve 22 santimetre kalınlığında olan eserin ağırlığı yaklaşık 75 kilogramdır. Bu nedenle tek bir kişinin kitabı rahatça taşıması oldukça zordur. Araştırmalar, yüzlerce sayfanın hazırlanabilmesi için çok sayıda hayvan derisinin işlendiğini ve bunun dönemin şartlarında son derece büyük bir ekonomik güç gerektirdiğini göstermektedir. Her sayfanın aynı düzen aynı yazı karakteri ve aynı estetik anlayışla hazırlanmış olması ise kitabın üretim sürecini daha da dikkat çekici hale getirmektedir.
Kitabın en ilginç özelliklerinden biri, yalnızca kutsal metinlerden oluşmamasıdır. İçinde Eski ve Yeni Ahit'in büyük bölümü, tarihçi Josephus'un eserleri, tıp bilgileri, dönemin takvimleri, çeşitli dualar, manastır kuralları ve şeytan çıkarma duaları gibi birbirinden oldukça farklı konular yer almaktadır. Bu durum, Codex Gigas'ın yalnızca dini amaçlarla hazırlanmadığını, aynı zamanda bulunduğu manastır için adeta kapsamlı bir bilgi arşivi olarak tasarlandığını göstermektedir. Orta Çağ'da bilgiye ulaşmanın son derece zor olduğu düşünüldüğünde, böylesine kapsamlı bir el yazmasının hazırlanması olağanüstü bir emek ve sabır gerektirmiştir. Ancak Codex Gigas'ı dünyanın en gizemli kitaplarından biri yapan asıl unsur kitabın ortalarına yakın bölümde yer alan tam sayfa Şeytan tasviridir. Orta Çağ el yazmalarında iblis figürleri zaman zaman görülse de, bir sayfanın tamamını kaplayan ve böylesine ayrıntılı hazırlanmış başka bir örnek oldukça nadirdir. Resimde, pençeleri, uzun dili, boynuzları ve vahşi bakışlarıyla betimlenen Şeytan tek başına durmaktadır. İlginç olan ayrıntılardan biri ise Şeytan'ın karşı sayfasında göksel cenneti simgeleyen bir tasvirin bulunmasıdır. Bazı sanat tarihçileri bunun bilinçli bir tercih olduğunu ve iyilik ile kötülük arasındaki karşıtlığı simgelediğini düşünmektedir Kesin bir açıklama bulunmasa da bu düzenleme, kitabın sembolik yönünü daha da dikkat çekici hale getirmiştir.
Kitabın ününü artıran en büyük unsur ise onun etrafında anlatılan efsanedir. Rivayete göre manastırdaki bir keşiş, işlediği ağır bir suç nedeniyle çok sert bir cezaya çarptırılır. Cezadan kurtulabilmek için tek bir gecede insanlık tarihinin en büyük bilgi kitabını yazmayı teklif eder. Gece ilerledikçe bunun imkansız olduğunu anlayan keşişin, efsaneye göre Şeytan ile anlaşma yaptığı ve ruhunu ona sunduğu anlatılır. Hikayeye göre kitap sabaha kadar tamamlanır ve keşiş, kendisine yardım ettiğine inandığı Şeytan'ın tam sayfa resmini kitaba ekler. Bu dramatik anlatı yüzyıllar boyunca ağızdan ağıza aktarılmış, Codex Gigas'ın. Şeytan İncili olarak tanınmasına büyük katkı sağlamıştır. Bununla birlikte, tarihçiler bu hikayeyi destekleyen güvenilir bir belgeye sahip değildir ve bunu tarihsel bir gerçek değil, Orta Çağ efsanesi olarak değerlendirir. Modern bilimsel incelemeler ise çok farklı bir tablo ortaya koymaktadır. Yazı karakterleri, mürekkep kullanımı ve sayfa düzeni üzerinde yapılan analizler, kitabın büyük olasılıkla tek bir kişi tarafından yazıldığını göstermektedir. Ancak aynı analizler, böylesine büyük bir eserin tek gecede hazırlanmasının fiziksel olarak mümkün olmadığını da ortaya koymaktadır. Uzmanların hesaplamalarına göre, yalnızca metinlerin dikkatlice kopyalanması bile yıllar sürecek bir çalışmayı gerektirirdi. Resimler, süslemeler ve sayfa düzeni de eklendiğinde, Codex Gigas'ın hazırlanmasının yaklaşık 20 ila 30 yıllık kesintisiz bir emeğin ürünü olduğu düşünülmektedir.
Kitap yalnızca efsaneleriyle değil, geçirdiği tarihsel yolculukla da dikkat çeker. Orta Avrupa'daki siyasi karışıklıklar ve savaşlar sırasında farklı manastırlara taşınan eser, 1648 yılında Otuz Yıl Savaşları'nın son döneminde İsveç ordusu tarafından ganimet olarak alınarak Stockholm'e götürülmüştür. Günümüzde İsveç Ulusal Kütüphanesi'nde özel koruma koşulları altında muhafaza edilmekte ve dünyanın dört bir yanından gelen araştırmacılar tarafından incelenmektedir. Codex Gigas hakkında en çok tartışılan konulardan biri de kayıp sayfalardır. Günümüzde kitapta eksik olduğu bilinen birkaç yaprak bulunmaktadır. Bu sayfaların neden çıkarıldığı kesin olarak bilinmemektedir. Bazı araştırmacılar bunların manastır kurallarını içerdiğini düşünürken, popüler kültürde çok daha farklı iddialar ortaya atılmıştır. Kimi komplo teorileri bu kayıp sayfalarda yasak büyü ritüelleri, gizli bilgiler ya da tehlikeli metinlerin bulunduğunu öne sürmektedir. Ancak bu iddiaları doğrulayan herhangi bir tarihsel kanıt bulunmamaktadır.
Bugün Codex Gigas, tarih ile efsanenin iç içe geçtiği en ilginç eserlerden biri olarak kabul edilmektedir. Bir yanda Orta Çağ'ın bilgi birikimini tek ciltte toplamayı amaçlayan olağanüstü bir el yazması, diğer yanda ise yüzyıllardır insanların hayal gücünü besleyen gizemli hikayeler bulunmaktadır. Belki de Codex Gigas'ın gerçek gücü tam olarak burada yatmaktadır. Çünkü bu eser, yalnızca sayfalarında yazılı bilgilerle değil insanların yüzyıllardır sormaya devam ettiği cevaplanmamış sorularla da yaşamaya devam etmektedir. Şeytan resmi gerçekten yalnızca sembolik bir uyarı mıydı, yoksa dönemin düşünce dünyasında daha derin bir anlam mı taşıyordu. Kayıp sayfalarda gerçekten sıradan metinler mi vardı yoksa zamanın içinde kaybolmuş başka bilgiler mi saklıydı. Kesin cevaplar henüz bilinmese de Codex Gigas, hem tarihçilerin hem de gizem meraklılarının ilgisini gelecekte de üzerine çekmeye devam edecek benzersiz bir kültürel miras olarak varlığını sürdürmektedir.