İlk bakışta sıradan bir evlilik krizini konu alan, kara komedi ile gerilim arasında gidip gelen bir film izliyormuş hissi veren Cam Sehpa, ilerleyen dakikalarda izleyiciyi hazırlıksız yakalayan en sarsıcı yapımlardan birine dönüşüyor. Film, yeni anne baba olmuş bir çiftin, basit görünen bir cam sehpa satın almasıyla başlıyor. Ancak bu sıradan alışveriş, kısa süre içinde geri dönüşü olmayan olayların fitilini ateşliyor.
Tanıtımlarında kara komedi unsurları öne çıkarılsa da filmin asıl gücü, insan psikolojisini boğan atmosferinde ve giderek artan çaresizlik hissinde yatıyor. Yönetmen, büyük sürprizi kanlı sahnelerle değil, karakterlerin vicdanı, korkusu ve sessizliği üzerinden inşa ediyor. Bu nedenle film, klasik korku veya gerilim kalıplarından çok psikolojik bir yıkımı anlatıyor.
İzleyiciyi rahatsız eden şey gördükleri değil, karakterlerle birlikte hissettiği ağır yük oluyor. Özellikle son bölümleri, uzun süre etkisinden çıkılamayan ve "Ben az önce ne izledim?" dedirten türden. Bu yüzden Cam Sehpa, yalnızca bir gerilim filmi değil, kara mizah beklentisiyle başlayan, fakat insanın en karanlık duygularını yüzüne çarpan sıra dışı bir psikolojik deneyim olarak öne çıkıyor.