Çalıntı veya Kayıp Kredi Kartı ile Yapılan Alışverişlerde Hukuki Sorumluluk [ 19 Temmuz 2026 ]


Çalıntı veya Kayıp Kredi Kartı ile Yapılan Alışverişlerde Hukuki Sorumluluk

Teknolojik gelişmeler ve elektronik ödeme sistemlerinin yaygınlaşması, kredi kartı kullanımını günlük hayatın vazgeçilmez unsurlarından biri haline getirmiştir. Ancak kartlı ödeme sistemlerinin yaygınlaşması, kartların çalınması, kaybedilmesi veya üçüncü kişilerce hukuka aykırı şekilde kullanılması sonucunda ortaya çıkan zararların kim tarafından karşılanacağı sorununu da beraberinde getirmiştir.

Bu konuda önemli içtihatlardan biri, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 14.02.2019 tarihli, E.2017/2850 ve K.2019/154 sayılı kararıdır. Kararda, kart hamilinin kredi kartının kaybolduğunu bankaya bildirmesine rağmen, söz konusu kartla üçüncü kişiler tarafından alışveriş yapılmaya devam edildiği ve bu zarardan hangi kişilerin sorumlu olacağı değerlendirilmiştir.

Kartlı ödeme sistemlerinde temel hukuki ilişki, kart hamili ile banka arasındaki sözleşmeye dayanır. Bununla birlikte sisteme dahil olan üye işyerleri de belirli yükümlülükler altındadır. Bankalar, kartın güvenliğini sağlamak, kayıp veya çalıntı bildirimlerini derhal sisteme işlemek ve kartın kullanımını engellemekle yükümlüdür. Üye işyerleri ise kartla yapılan işlemlerde gerekli dikkat ve özeni göstermek, şüpheli durumlarda kimlik kontrolü yapmak ve ödeme kuruluşlarının belirlediği güvenlik prosedürlerine uymak zorundadır.

5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu da bu konuda çeşitli düzenlemeler içermektedir. Kanunun 12. maddesine göre kart hamili, kayıp veya çalıntı bildiriminden önceki belirli zararlar bakımından sınırlı şekilde sorumlu tutulmuş, bildirimin yapılmasından sonra gerçekleşen işlemler bakımından ise esasen kart hamilinin sorumluluğu kaldırılmıştır. Kanun koyucu böylece, bildirim sonrasında riskin ödeme kuruluşuna geçmesini amaçlamıştır.

İncelenen Hukuk Genel Kurulu kararında da bu yaklaşım benimsenmiştir. Yargıtay, kayıp ihbarı yapılmış bir kartın kullanılmaya devam edilmesinde, yalnızca bankanın teknik güvenlik eksikliğinin değil, aynı zamanda POS cihazını kullanan işyerinin gerekli kontrolleri yapmamasının da zararın meydana gelmesinde etkili olduğunu kabul etmiştir. Böylece zararın doğumunda birden fazla kişinin kusurunun bulunabileceği ve müteselsil sorumluluğun gündeme gelebileceği belirtilmiştir.

Kararın dikkat çekici yönlerinden biri, üye işyerlerinin yalnızca pasif bir aracı olarak görülmemesidir. Nitekim yüksek mahkeme, işyerlerinin ödeme sisteminin güvenli şekilde işlemesinde aktif bir sorumluluk taşıdığını ortaya koymuştur. Özellikle kart üzerindeki imzanın kontrol edilmemesi, kimlik ibrazının istenmemesi veya açık şekilde şüpheli görünen işlemlerin gerçekleştirilmesi hâlinde işyeri sahibinin kusuru gündeme gelebilecektir.

Bununla birlikte her somut olayda kart hamilinin davranışları da ayrıca değerlendirilmelidir. Kartın şifresinin kart üzerine yazılması, kart bilgilerinin üçüncü kişilerle paylaşılması veya kayıp durumunun makul süre içinde bankaya bildirilmemesi hallerinde kart hamilinin ağır ihmalinden söz edilebilir. Bu durumda tazminat sorumluluğunun belirlenmesinde kusur oranları dikkate alınacaktır.

Kararın bir diğer önemli sonucu, elektronik ödeme sistemlerinde güvenlik yükümlülüğünün çok taraflı bir nitelik taşıdığını göstermesidir. Kart hamili, banka ve üye işyeri, sistemin güvenli şekilde işlemesi bakımından birbirini tamamlayan yükümlülüklere sahiptir. Bu yükümlülüklerden birinin ihlali, zararın doğmasına neden olabileceği gibi birden fazla kişinin birlikte sorumluluğunu da gündeme getirebilir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E.2017/2850, K.2019/154 sayılı kararı, çalıntı veya kayıp kredi kartı ile gerçekleştirilen işlemlerde sorumluluğun yalnızca bankaya yüklenemeyeceğini, somut olayın özelliklerine göre POS cihazının bulunduğu işyerinin de gerekli özeni göstermemesi halinde zarardan sorumlu tutulabileceğini ortaya koymuştur. Bu yaklaşım, kartlı ödeme sistemlerinde güvenliğin sağlanması bakımından tüm taraflara aktif bir özen yükümlülüğü yüklemekte ve modern ödeme sistemlerinin güven esasına dayalı yapısını güçlendirmektedir.