Bir İhtimali Yok Etmek; Bir Ömrü Eksik Yaşamaktır [ 06 Nisan 2026 ]


Bir İhtimali Yok Etmek; Bir Ömrü Eksik Yaşamaktır

Bazen insan hayatının en büyük hatasını bir şey yaparak değil, tam tersine hiçbir şey yapmayarak, bir adım atmaktan kaçınarak, bir ihtimali daha başlamadan susturarak yapar ve bunu o an fark etmez çünkü zanneder ki zaman hep oradadır, insanlar hep aynı yerde durur, duygular çağrıldığında geri gelir, istersem dönerim dediği her şey aslında onun için beklemeye devam eder. Oysa hayat, bekleyenler için değil, cesaret edenler için akmaya devam eder. Ve sen bir gün hiçbir şey olmamış gibi geçen günlerin içinde, aslında en büyük şeyin hiç yaşanmamış olduğunu fark edersin. Bir ihtimali yok ettiğini, belki de hayatının en gerçek, en derin, en sana ait olabilecek hikayesini daha başlamadan bitirdiğini anlarsın İşte o an insanın içinde tuhaf bir boşluk açılır ne tam pişmanlık diyebilirsin ne de tam özlem ama ikisinin arasında, tarif edilemeyen bir eksiklik yerleşir. Çünkü bazı insanlar hayatımızdan gitmez. Hiç başlamadığı için içimizde kalır. Ve en ağır yük de budur zaten yaşanmış bir hikayenin hatırası değil, yaşanabilirdi dediğin bir ihtimalin sessizliği.

Düşünsene…
Bir şans verseydin, belki bambaşka bir hayatın olacaktı.
Belki aynı şehirde ama farklı bir ruhla yaşayacaktın.
Belki sabahları başka birinin sesiyle uyanacak, akşamları başka bir huzurla uyuyacaktın.
Belki daha çok gülecek, daha az yorulacaktın.
Belki de ilk defa gerçekten tamamım diyecektin. Ama sen o kapıyı hiç açmadın.

Kendine güvenmek yerine beklemeyi seçtin, hissetmek yerine analiz ettin, yaklaşmak yerine geri durdun, ya olmazsa ihtimalini ya olursa ihtimalinden daha gerçek sandın ve fark etmeden kendi hayatından bir parçayı, sadece korktuğun için, sadece kontrolü kaybetmek istemediğin için, sadece alıştığın yalnızlıktan vazgeçemediğin için kendine sevdiğini itiraf etmemek için farklı yollara bambaşka duygulara koşarak atlatmak için yaptığın hatalarla sessizce sildin. İnsan bazen kaybettiği kişiye değil, kaybettiği ihtimale aşık kalır. Ve bu öyle bir duygudur ki, yıllar geçse bile peşini bırakmaz. Bir şarkıda çıkar karşına, bir sokakta yürürken omzuna dokunur, bir gece ansızın zihnine düşer ve sana hep aynı soruyu fısıldar Ya deneseydin. İşte bu soru… insanın içini en çok yakan sorudur. Çünkü cevabı yoktur. Çünkü geri dönüşü yoktur. Çünkü zaman, ikinci kez aynı ihtimali sunmaz. Ve belki de en acısı şudur. Sen onun peşinden koşmadığın için değil. Hiç başlamadığı için, neyi kaybettiğini bile tam olarak bilemezsin. Ama hissedersin. Eksik olduğunu hissedersin. Tam olabilecekken yarım kaldığını hissedersin. Ve ne kadar hayatına devam etsen de ne kadar yeni insanlar tanısan da, içinin bir yerinde hep aynı düşünce yankılanır. Biz olsaydık… nasıl olurduk. İnsan bazen birini kaybetmez bir ihtimali kaybeder. Ve o ihtimal, ömrünün geri kalanında onunla birlikte yaşamaya devam eder. Çünkü bazı hatalar düzeltilmez. Sadece geç fark edilir. Ve bazı pişmanlıklar vardır ki, insan onları kimseye anlatamaz, sadece içinde taşır, sessizce, derin derin, ölene kadar... Ve belkide bir cok şey için geç olduğunu düşünsende çok daha çok geç olmadan adım atma zamanıdır...