İnsanlık elektriği keşfettiğini düşündüğünde, aslında sadece onun görünür kısmını anlamıştı çünkü elektrik, sadece bir güç değil, aynı zamanda bir frekanstı ve bu frekans, doğru şekilde yönlendirildiğinde sadece makineleri değil, çevresindeki alanı ve hatta canlıları bile etkileyebilecek potansiyele sahipti. Nikola Tesla, Tesla bobinini geliştirirken yalnızca enerji üretmeyi değil, enerjinin nasıl yayıldığını ve nasıl etkileşim kurduğunu anlamaya çalışıyordu çünkü ona göre evrenin temelinde titreşim vardı ve her şey, görünmeyen frekansların bir yansımasıydı.
Tesla bobini çalıştığında ortaya çıkan şey sadece kıvılcım değildir yüksek frekanslı elektromanyetik alanlar oluşur ve bu alanlar çevredeki nesneleri hatta bazen insan bedenini bile etkileyebilir. Peki nasıl. İnsan vücudu da aslında elektriksel sinyallerle çalışan bir sistemdir kalp ritminden beyin dalgalarına kadar her şey bir frekans düzeniyle işler ve bu yüzden güçlü elektromanyetik alanlar, bu düzenle etkileşime girebilir. Düşük seviyelerde bu etkileşim genellikle zararsızdır hatta Tesla bobini gösterilerinde insanların elinde floresan lambaların kablosuz şekilde yanması, bu frekans etkileşiminin zararsız ve görsel bir örneğidir.
Ama işin karanlık tarafı da vardır. Yüksek güçlü Tesla bobinleri, özellikle kontrolsüz kullanıldığında, radyo frekanslarını bozabilir, elektronik cihazları etkileyebilir ve çok yüksek voltaj nedeniyle ciddi fiziksel riskler oluşturabilir. İnsan sağlığı açısından bakıldığında ise, doğrudan temas olmadan bile oluşan güçlü elektromanyetik alanlar, uzun süreli ve yüksek maruziyette sinir sistemi üzerinde stres oluşturabilir kalp pili gibi hassas cihazlar kullanan kişiler için ise bu alanlar ciddi riskler barındırabilir. Bu yüzden Tesla bobini yasaklandı değil. Ama kontrol altına alındı. Çünkü mesele sadece enerji üretmek değildi. O enerjinin yaydığı görünmeyen dalgaları kontrol edebilmekti. Ve belki de en çarpıcı gerçek şu. İnsanlık elektriği kabloların içine hapsetti. Çünkü serbest bırakıldığında, sadece ışık değil etki de yayılıyordu.