Binbir Gece Masalları, kökeni Orta Doğu ve Hint coğrafyasına uzanan, yazarı ve kesin oluşum tarihi bilinmeyen, yüzyıllar boyunca sözlü anlatımlarla gelişmiş ve farklı kültürlerin katkılarıyla şekillenmiş çok katmanlı bir anlatı evrenidir. Bu derleme, tek bir zihnin ürünü olmaktan ziyade, farklı dönemlerde ve farklı coğrafyalarda eklenmiş masalların zamanla aynı çatı altında toplanmasıyla oluşmuş karma bir yapı sunar. Eserde yer alan Alaaddin, Ali Baba ve Sindbad gibi bugün Batı dünyasında en bilinen öyküler, aslında derlemenin erken çekirdeğine ait olmayıp, 18. yüzyılda yapılan Avrupa uyarlamalarıyla külliyata dahil edilmiş, buna rağmen zamanla Batı folklorunun ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Bu durum, Binbir Gece Masalları’nın yaşayan, değişen ve uyarlamalarla genişleyen bir anlatı geleneği olduğunun en somut göstergelerinden biridir.
Masallar, Ortaçağ edebiyatında sıkça rastlanan çerçeve hikaye tekniğiyle birbirine bağlanır ve bu çerçevenin merkezinde, ihanete uğradığına inandığı için her gece evlendiği kadını öldüren Kral Şahryar ile onu hikayelerin gücüyle durduran Şehrazat yer alır. Şehrazat’ın her gece yarım bıraktığı hikayeler, yalnızca kendi hayatını değil, aynı zamanda kralın dünyaya ve insanlara bakışını da adım adım değiştirir. Anlatıların geçtiği mekanlar Orta Asya’dan Hindistan’a, İran’dan Mısır’a, Irak’tan Anadolu’ya kadar uzanır. Karakter isimlerinin çoğu Arapça olsa da, çerçeve öykünün Hint kökenli olması ve İran etkisinin belirginliği, eserin tek bir kültüre ait olmadığını açıkça ortaya koyar, üstelik metinlerde rastlanan argo ifadeler ve dilbilgisel düzensizlikler, bunun profesyonel bir yazarın kaleminden çıkmadığını, uzun bir sözlü aktarım sürecinin ürünü olduğunu düşündürür.
Binbir Gece Masalları’na dair bilinen en eski izler 9. yüzyıla uzanır, "Bin Hikaye" anlamına gelen Farsça Hazar Afsana’dan türeyen bu anlatılar, zamanla “Binbir” ifadesini almış ve bu sayı, gerçek bir hesaplamadan çok, anlatıların çokluğunu ve bitmezliğini simgeleyen sembolik bir anlam taşımıştır. 20. yüzyıla gelindiğinde akademik çevreler, bu eserin yüzyıllar boyunca farklı katmanlar halinde oluştuğu, Arapça, Farsça, Hint ve hatta Yunan anlatı geleneklerinin iç içe geçtiği konusunda görüş birliğine varmış, yapılan incelemeler, Bağdat merkezli erken versiyonlardan Mısır’da şekillenen daha geniş derlemelere kadar uzanan ardışık biçimleri ortaya koymuştur.
Binbir Gece Masalları, sabit ve kapalı bir metin değil, çağlar boyunca eklenen, çıkarılan ve dönüştürülen öykülerle büyüyen, kültürler arası bir hafıza alanı olarak varlığını sürdürmüş, belki de bu yüzden, yalnızca anlattığı hikayelerle değil, hikaye anlatmanın kendisini bir kurtuluş ve dönüşüm aracı olarak sunmasıyla da edebiyat tarihinde benzersiz bir yer edinmiştir.