İnsan zihni kendini güçlü hissetmeyi sever, kontrol sahibi olduğuna inanmak ister ve çoğu zaman hayatın karmaşık, belirsiz ve öngörülemez yapısı karşısında en büyük savunmasını, ben farkındayım, bana kimse oyun oynayamaz düşüncesinin arkasına saklanarak kurar fakat ironik olan şu ki, tam da bu düşünce, yani manipülasyona karşı bağışık olduğunu sanma hali, insanı en savunmasız noktaya getiren görünmez bir kapı haline gelir. Çünkü manipülasyon her zaman açık, kaba ve doğrudan bir yönlendirme değildir çoğu zaman sessiz, ince, fark edilmesi zor ve hatta kişinin kendi düşüncesiymiş gibi hissettiren bir süreçtir ve bu yüzden en tehlikeli manipülasyon, fark edilmeden yapılan değil, fark edilmediği halde fark edildiği sanılan manipülasyondur.
Bir insan beni kimse manipüle edemez dediği anda, aslında zihninde bir kör nokta yaratır, çünkü bu cümle sorgulamayı değil, kapanmayı getirir ve sorgulama bittiği yerde etki başlar oysa gerçek farkındalık, kendini tamamen korumak değil, etkilenebilir olduğunu kabul edebilmektir. Manipülasyonun gücü çoğu zaman içerikten değil, bağlamdan gelir yani sana ne söylendiğinden çok, ne zaman söylendiği, kim tarafından söylendiği, hangi duygusal durumda olduğun ve o an neye ihtiyaç duyduğun belirleyici olur ve bu yüzden en zeki, en eğitimli, en sorgulayıcı insanlar bile doğru zamanda, doğru noktadan yakalandıklarında fark etmeden yönlendirilebilirler.
İnsan kendini mantıklı bir varlık olarak tanımlamayı sever, fakat kararlarının büyük bir kısmı aslında mantıkla değil, duygular, alışkanlıklar ve bilinçaltı kalıplarla şekillenir ve manipülasyon tam olarak bu alanlarda çalışır çünkü mantığı ikna etmek zordur ama duyguyu yönlendirmek çoğu zaman çok daha kolaydır. Örneğin bir fikir sana doğrudan sunulduğunda onu reddedebilirsin, fakat aynı fikir sana bir hikayenin içinde, bir deneyimin parçası olarak ya da sana aitmiş gibi hissettirilerek verildiğinde, onu savunmaya bile başlayabilirsin ve işte bu noktada manipülasyon dışarıdan gelen bir etki olmaktan çıkar, senin düşüncen gibi görünen bir iç sese dönüşür.
Ben manipüle olmam diyen kişi çoğu zaman manipülasyonu sadece belirli kalıplarla tanımlar yalan söylemek, baskı yapmak, açıkça yönlendirmek gibi fakat modern manipülasyon çok daha sofistike bir yapıya sahiptir, çünkü artık kimse sana ne düşüneceğini söylemez, sadece sana neyi nasıl görmen gerektiğini hissettirir. Ve belki de en kritik nokta şudur. Manipülasyonun amacı seni değiştirmek değil, seni zaten eğilimli olduğun yöne doğru biraz daha itmektir.
Bu yüzden manipülasyon her zaman dışsal bir güç değil, içsel bir zemin bulduğunda etkili olur yani seni yönlendiren şey sadece karşı taraf değil aynı zamanda senin geçmişin, korkuların, ihtiyaçların ve fark etmediğin boşluklardır. Beni kimse manipüle edemez düşüncesi bu yüzden bir güç göstergesi değil, çoğu zaman bir yanılgı maskesidir çünkü gerçek güç, etkilenmemek değil, etkilendiğini fark edebilmektir.
Belki de asıl soru şu olmalı. Gerçekten özgür müsün yoksa sadece kendi zihninin sana sunduğu seçenekler arasında seçim yaptığını mı sanıyorsun. Çünkü eğer seçenekleri bile sen seçmediysen, kararın sana ait olması neyi değiştirir.