İnsan hayatında bazı eşikler vardır o eşikler sessizdir, dramatik değildir, gökten işaret düşmez ama insanın içinde bir şey artık eski yerinde duramaz, çünkü sürekli başkalarının beklentilerine göre şekil değiştiren ruh bir noktada kendi omurgasını geri ister ve işte tam o anda insan kimseye bağırmadan, kimseyi suçlamadan, kimseyi incitmeden ama kendini de inkar etmeden şu cümleyi kurar. Ben kendimi seçiyorum.; Bir Vazgeçiş Değil, Bir Doğuş
Kendini seçmek; kimseyi terk etmek değildir, ama önce kendini terk etmeyi bırakmaktır.
Kendini seçmek; sevgiye sırt dönmek değildir, ama sevgi adı altında kendini eksiltmemektir.
Kendini seçmek; yalnız kalmayı göze almak demektir, ama yalnızlıktan korkmamaktır.
Çünkü insan en çok, kendini sürekli ikinci plana attığında yorulur.
En çok, aman kırılmasın diye kendi sınırlarını çiğnediğinde incinir.
En çok, başkasının huzuru için kendi iç savaşını susturduğunda tükenir.
Ve bir gün fark eder ki herkes için güçlü olmaya çalışırken, kendisi için kimse güçlü olmamıştır. Kendini Seçmek Bencillik Değildir Toplum, fedakarlığı kutsallaştırır ama çoğu zaman sağlıklı sınırları öğretmez. Alttan al. İdare et. Sen büyüksün. Boşver. Bu cümleler ilk başta olgunluk gibi görünür ama sürekli tekrarlandığında insanın iç sesini bastıran bir alışkanlığa dönüşür ve insan kendi ihtiyaçlarını ayıp sanmaya başlar. Oysa ihtiyaç duymak zayıflık değil, insan olmaktır. Kendini seçmek demek yorgunken dinlenmeyi hak görmek, kırıldığında susmamak, sevmediğin yerde kalmamayı öğrenmek, hayır demeyi vicdansızlık sanmamaktır.
Bu bir savaş değil, bu bir hizalanmadır. Ruhunla, değerlerinle, sınırlarınla aynı yerde durabilme cesaretidir. Ben Kendimi Seçiyorum Demek Ne Anlama Gelir. Bu cümle aslında şunu söyler. Artık onay bağımlılığımı bırakıyorum. Artık sevgiyi kırıntı halinde kabul etmiyorum. Artık beni sürekli küçülten ortamlarda kalmıyorum. Artık kendimi anlatmak için yalvarmıyorum.
Ve belki de en önemlisi: Artık kendimi suçlu hissetmeden mutlu olmayı seçiyorum. İnsan çoğu zaman kendini seçmekten korkar, çünkü yalnız kalacağını düşünür; oysa kendini seçmeyen insan zaten içten içe yalnızdır. Çünkü kendinle bağın kopmuşsa, kalabalık içinde bile eksiksin demektir.
Kendini Seçmek Bir İsyan Değil, Bir İnşadır.
Bu cümle asi bir çığlık değil bilge bir karardır.
Çünkü kendini seçen insan, başkasını ezmez.
Kendini seçen insan, başkasını değersizleştirmez.
Kendini seçen insan, sadece kendini değersiz bırakmaz.
Bu, ben herkesten üstünüm demek değildir.
Bu, ben de en az herkes kadar değerliyim demektir.
Ve işte bu fark, insanın hayatını değiştirir. Kendini Seçtiğin Gün Ne Değişir. Bir şey dramatik biçimde değişmez belki. Ama sen değişirsin.
Daha net konuşursun.
Daha az açıklama yaparsın.
Daha az özür dilersin.
Daha çok huzur ararsın. Ve en önemlisi, içindeki çocuğu susturmazsın. Onu korursun. Çünkü kendini seçmek; geçmişte susturulmuş, ötelenmiş, ihmal edilmiş yanlarını sahiplenmektir. Onlara Artık buradayım. demektir.
Gerçek Güç Nedir?
Gerçek güç; herkesi memnun etmek değil, kendinle barışabilmektir.
Gerçek güç; kaybetme ihtimali olsa bile değerlerinden vazgeçmemektir.
Gerçek güç; beni sevmiyorsan zorlamam diyebilmektir.
Kendini seçmek bazen bir ilişkiyi bitirir,
bazen bir dostluğu,
bazen bir alışkanlığı,
bazen de yıllardır taşıdığın bir korkuyu. Ama her bitiş, içsel bir başlangıçtır. Sonuç Yerine Kendini Seçmek Bir Lüks Değil, Bir Sorumluluktur
Bu hayat sana verilmiş tek deneyim. Ve eğer bu deneyimde sürekli başkalarının senaryosunda figüran oluyorsan, ruhun bir noktada isyan eder.
Ben kendimi seçiyorum demek.
kendi hikayende başrolü geri almaktır.
Kendi değerini dışarıdan değil, içeriden tanımlamaktır.
Kendi varlığını pazarlık konusu yapmamaktır.
Ve belki de en sade haliyle şudur
Ben kendimi seçiyorum.
Çünkü kendimle yaşamak zorundayım.
Ve artık kendime yabancı olmak istemiyorum.