Kim Kaldı
Silah Atılmıyor
Güvercin Şakırtısıdır
Şafakta Yaldızlanan
Şadırvanda Su
Ihlamurlarda Ezan
Görkemli Bir Namaz Uğultusu
Heyhat
Hamzabey Cami-İ Şerif'inden Kim Kaldı
Kim Kaldı Eski Selanik'ten
Laternalar Sustu
Sürahiler Tenha
Tek Kibrit Çakılmıyor
Kim Kaldı İttihat Ve Terakki'den
O Jöntürkler Ki - `Hariçten
Evrak-I Muzırra Celbederlerdi' -
O Fedailer Ki Barut Öksürürler
Sakal Tıraşları Mavi
Kırmızı Bıyıkları Biber
Kim Kaldı
Müdafaa-İ Hukuk Cemiyeti'nden
Avcı Ceketi
Körüklu Çizme
Astragan Kalpak
Bazen `İttihatçı'
Hafif `İştirakiyun'
Öfkeli Kaşları Salkım Saçak
Kumral Bıyıkları Mahzun
Hani Felaket Tütün İçerler
Ceplerinde İdam Fermanları
Bellerinde Söğüt Yaprağı Bıçak
Ya Millet Meclisi'nde Meb'us
Ya Kuva-Yi Seyyarede Asker
Kadehlerde Rakı
Nazlı Beyaz
Vaniköy Korusunun `Teşrinler'deki Sisi
Gramofonda İncesaz
Meyhane Musikisi
O Şenliklerden Heyhat Kim Kaldı
Ezeli Dalgınlığımızın Islığıdır Ney
Keman Yanlış Anlaşılmasından Tedirgin
Utlar Vahim Sorular Soruyor
Öldü Nazım Samilof Sarı Mustafa
Yıkılmış Strasnoy Ploscat'ın Saat Kulesi
Eski Bolşeviklerden Kim Kaldı
Peki Attila İlhan bize ne anlatmak istiyor?
Yüzeyde bir şiir kitabı gibi dursa da aslında çok daha sert, çok daha politik ve çok daha varoluşsal bir metindir. İlhan bu kitapta “kim kaldı?” sorusunu bir yoklama gibi sorar ama bu yoklama isimlere değil, duruşlara, vicdanlara, sadakate ve hafızaya yöneliktir.
Kitap, Türkiye’nin kırılma anlarının içinden konuşur, ideallerin yıprandığı, devrimci heyecanın yerini suskunluğa bıraktığı, herkesin bir şekilde hayata uyum sağladığı ama bunun bedelini inkar ederek ödediği dönemleri anlatır ve sorusunu da tam buradan kurar. Yola çıktığımız değerlerden kim vazgeçmedi, kim yalnız kalmayı göze aldı, kim hala hatırlıyor?
Attila İlhan burada romantik bir nostalji yapmaz aksine, serttir, yer yer öfkelidir, yer yer kırgındır ve şiirin ritmini bir hesaplaşma aracı gibi kullanır. Bireysel yalnızlık ile toplumsal çözülmeyi aynı cümlede buluşturur, kalmak fiilini pasif bir bekleyiş değil, aktif bir direniş olarak tanımlar. Bu yüzden Kim Kaldı, bir dönemin kaybına ağıt yakmaktan çok, okurun yüzüne tutulmuş bir aynadır, herkes gitti demeden önce kendine bakmayı, konforla idealler arasındaki pazarlığı fark etmeyi ve sessizliğin de bir tercih olduğunu kabul etmeyi zorlar.
Attila İlhan bu kitapta şunu söyler; herkes gitmiş olabilir ama mesele kimin kaldığı değil, neyi terk etmeden kaldığıdır.