Altın fiyatlarının hızla yükselip aynı hızla düşmesi, ekonomik olarak tek bir nedene değil, birden fazla belirsizliğin aynı anda çalıştığı bir ortama işaret eder ve bu tür oynaklık (volatilite), piyasaların denge aramakta zorlandığını gösteren klasik bir sinyaldir.
Bu tür dengesiz hareketler genellikle beklenti ekonomisinin hakim olduğunu gösterir. Yani fiyatlar, gerçekleşmiş verilerden çok geleceğe dair korkular, söylentiler ve beklentiler üzerinden şekillenmektedir. Altın normalde güvenli liman olarak kabul edilirken, aşırı dalgalanma yaşaması, enflasyon, faiz politikaları, merkez bankası kararları, jeopolitik riskler ve doların yönü konusunda net bir fiyatlama yapılamadığını gösterir. Kısaca piyasa, risk mi artıyor, yoksa geçici mi, sorusuna henüz karar verememiştir.
Bu ortamda uzun vadeli yatırımcı ile kısa vadeli spekülatör ayrışır. Uzun vadeli yatırımcı için bu dalgalanmalar psikolojik baskı yaratır ve yanlış zamanda alım–satım yapma riskini artırır. Kısa vadeli yatırımcı içinse bu oynaklık fırsat gibi görünür, ancak volatilitenin yüksek olduğu dönemlerde zarar ihtimali de simetrik biçimde yükselir. Davranışsal iktisat açısından bakıldığında, hızlı yükselişler, kaçırma korkusunu (FOMO), hızlı düşüşler ise, panik satışını tetikler ve bu da fiyatların gerçek değerinden daha da kopmasına neden olur.
İktisat açısından altındaki bu sert hareketler, parasal belirsizliğin ve güven krizinin göstergesidir. Eğer faiz politikaları net olsaydı altın daha istikrarlı seyrederdi, eğer enflasyon beklentileri sabit olsaydı ani sıçramalar görülmezdi. Dolayısıyla bu tablo, piyasaların “korunma aracı mı, getiri aracı mı?” sorusuna aynı anda iki farklı cevap verdiğini gösterir. Altın bu dönemlerde değer saklama aracı olmaktan geçici olarak spekülatif bir varlığa dönüşür.
Kaynaklar;
https://www.gold.org
https://www.imf.org
https://fred.stlouisfed.org
Shiller, Robert J. – Irrational Exuberance
Mankiw, N. Gregory – Principles of Economics