İnsan bedeninin önemli bir bölümünü oluşturan, gezegenimizin yüzeyinin büyük kısmını kaplayan ve yaşamın devamı için vazgeçilmez olan su, yalnızca kimyasal formülü H₂O olan sıradan bir sıvı değildir molekülleri sürekli hareket eden, çevresindeki sıcaklık, basınç, elektriksel alanlar ve mekanik titreşimler gibi fiziksel koşullara tepki veren dinamik bir madde olduğu için, özellikle son yıllarda sıkça sorulan Su frekanstan etkilenir mi sorusu hem bilimsel araştırmaların hem de popüler kültürün dikkat çekici konularından biri haline gelmiştir. Burada ilk olarak çok önemli bir ayrım yapmak gerekir, çünkü internette sıkça kullanılan suyun frekansı ifadesi, sanki suyun her koşulda geçerli tek ve özel bir frekansı varmış gibi algılanabilmektedir oysa fizik açısından su moleküllerinin farklı titreşim ve dönme modları bulunurken, bir kaptaki suyun mekanik titreşimlere verdiği tepki de kabın biçimine, suyun miktarına, sıcaklığa ve uygulanan frekansa bağlı olarak değişebilir.
SU GERÇEKTEN FREKANSTAN ETKİLENİR Mİ
Evet, fakat bunun ne anlama geldiğini doğru anlamak gerekir. Ses aslında bir ortam içerisinde ilerleyen mekanik basınç dalgalarıdır ve yeterli enerjiyle suya ulaştığında su içerisinde basınç değişimleri meydana getirebilir, yüzeyde dalgalar oluşturabilir ve uygun koşullarda oldukça düzenli görünen hareketlerin ortaya çıkmasına neden olabilir. Bunun en çarpıcı örneklerini, ses ve titreşimin kum, toz veya sıvılar üzerindeki etkilerinin görselleştirildiği ve bugün genellikle cymatics adıyla anılan deneylerde görmek mümkündür. Bir sıvının bulunduğu yüzey belirli frekanslarda titreştirildiğinde, yüzey üzerinde simetrik dalgalar ve desenler ortaya çıkabilir frekans değiştirildiğinde ise gördüğümüz desen de değişebilir çünkü sistem farklı titreşim modlarına geçmektedir. İşte insanların karşısına çıkan o büyüleyici görüntülerin arkasında gizemli bir mesajdan önce oldukça güçlü bir fizik vardır. Rezonans, dalga hareketi ve titreşim.
REZONANS NEDEN BU KADAR ÖNEMLİ
Her fiziksel sistem belirli koşullarda bazı titreşimlere diğerlerinden daha güçlü tepki verebilir ve dışarıdan uygulanan titreşimin frekansı sistemin doğal titreşim davranışlarından biriyle örtüştüğünde ortaya çıkan etkinin büyümesine rezonans denir. Bir bardak veya kap içerisindeki suyu düşündüğümüzde de yalnızca suyun kendisi değil, kabın büyüklüğü, geometrisi, suyun derinliği ve titreşimin uygulanma biçimi ortaya çıkan hareketi belirler. Bu nedenle internette gördüğümüz Bu frekans suya şu şekli verdi türündeki görüntüler etkileyici olsa da aynı sonucu yalnızca frekans numarasına bakarak her ortamda elde etmeyi beklemek doğru değildir. Çünkü gördüğümüz desen yalnızca frekansın değil, bütün fiziksel sistemin sonucudur.
SES SUYUN İÇİNDE NASIL DAVRANIR
Su, ses dalgalarını iletebilir ve sesin sudaki yayılma davranışı havadakinden farklıdır bu özellik sonar sistemlerinden deniz araştırmalarına kadar pek çok teknolojinin temelinde yer alır. Daha yüksek yoğunluklu ses enerjisinin sıvılar üzerindeki etkileri ise çok daha çarpıcı olabilir.
Örneğin ultrason, insan kulağının işitebildiği aralığın üzerindeki frekansları kullanır ve tıptan endüstriye kadar birçok alanda değerlendirilir yeterince güçlü ultrasonik alanlar sıvı içerisinde çok küçük kabarcıkların oluşmasına, büyümesine ve hızla çökmesine yol açabilen kavitasyon adı verilen fiziksel süreci meydana getirebilir. Bu olay bize frekans ve ses enerjisinin sıvılar üzerinde gerçek ve ölçülebilir etkiler yaratabileceğini açık biçimde gösterir. Fakat tam bu noktada bilimsel gerçeklerle popüler iddiaların yolları ayrılmaya başlar.
PEKİ SU KELİMELERİ VE DUYGULARI HATIRLAR MI
Su ve frekans denildiğinde internette en çok karşılaşılan fikirlerden biri, suyun kendisine söylenen kelimeleri, insanların niyetlerini veya dinletilen müziği bir şekilde hatırladığı iddiasıdır. Bu düşüncenin popülerleşmesinde Japon yazar Masaru Emoto'nun çalışmaları büyük rol oynadı Emoto, farklı sözlere, müziklere veya niyetlere maruz bırakılan su örneklerinden elde edilen buz kristallerinin farklı göründüğünü ileri sürdü ve özellikle olumlu ifadelerle ilişkilendirilen örneklerin daha düzenli kristaller oluşturduğunu savundu. Fotoğraflar dünya çapında büyük ilgi gördü.
Ancak bu iddialar bilim dünyasında ciddi biçimde eleştirildi, çünkü deneylerin körleme, örnek seçimi, tekrarlanabilirlik ve deneysel kontrol gibi bilimsel yöntemin temel koşullarını yeterince karşılamadığı yönünde önemli sorunlar bulunuyordu. Bu nedenle bugün Su olumlu veya olumsuz kelimeleri hatırlar ya da İnsan düşüncesi su moleküllerini kalıcı biçimde programlar şeklindeki iddiaları kanıtlanmış bilimsel gerçekler olarak sunmak doğru değildir.
SUYUN HAFIZASI VAR MI
Su hafızası ifadesi de özellikle alternatif tıp ve homeopati tartışmalarında sık sık karşımıza çıkar. Bu iddiaya göre su, daha önce temas ettiği maddelerin bazı özelliklerini, o maddeler artık ortamda bulunmasa bile koruyabilir ancak bu anlamdaki uzun süreli ve özel bir su hafızasının varlığı güvenilir bilimsel kanıtlarla ortaya konmuş değildir. Sıvı su içerisindeki hidrojen bağları sürekli oluşup bozulduğu için suyun mikroskobik yapısı durağan değildir dolayısıyla günlük dilde kullandığımız hatırlamak kavramını doğrudan su moleküllerine aktarmak bilimsel açıdan oldukça problemli hale gelir. Bu, suyun çevresinden etkilenmediği anlamına gelmez. Tam tersine su sıcaklıktan, basınçtan, çözünmüş maddelerden elektriksel koşullardan ve mekanik titreşimlerden etkilenebilir ancak fiziksel etkileşim ile hafıza aynı şey değildir.
432 HZ, 528 HZ VE ŞİFALI FREKANSLAR SUYU DEĞİŞTİRİR Mİ
İnternette özellikle 432 Hz ve 528 Hz gibi frekansların su üzerinde özel etkileri olduğu, suyun moleküler yapısını değiştirdiği veya insan bedenindeki suyu belirli biçimlerde düzenlediği yönünde çok sayıda içerik bulunuyor. Burada da iki ayrı konuyu birbirinden ayırmak gerekiyor.
Sesin suyu fiziksel olarak titreştirebilmesi gerçektir. Fakat buradan hareket ederek belirli bir müzik frekansının suyu özel biçimde iyileştirdiğini enerjisini yükselttiğini veya insan bedenindeki suyu yeniden programladığını söylemek için çok daha güçlü ve tekrarlanabilir bilimsel kanıtlara ihtiyaç vardır. Dolayısıyla Ses suyu etkileyebilir cümlesiyle Belirli bir frekans suyu iyileştirir cümlesi aynı bilimsel iddia değildir. Aralarındaki küçük görünen fark aslında bütün konunun kilit noktasıdır.
İNSAN BEDENİNDEKİ SU DA FREKANSTAN ETKİLENİR Mİ
İnsan vücudunun önemli bir bölümü sudan oluştuğu için Ses suyu titreştiriyorsa müzik bedenimizdeki suyu da değiştirebilir mi sorusu son derece çekicidir, ancak insan bedeni bir bardak su değildir. Vücudumuz hücreler, proteinler, yağlar, mineraller, kemikler, kan, organlar ve çok karmaşık biyolojik sistemlerden meydana gelir dolayısıyla dışarıdan gelen bir sesin bedendeki etkisini yalnızca Vücudumuz sudan oluşuyor düşüncesiyle açıklamak büyük bir basitleştirme olur. Buna rağmen sesin insan üzerinde gerçek etkileri vardır. Müzik duygularımızı değiştirebilir, ritim dikkatimizi ve hareketimizi etkileyebilir, belirli sesler rahatlatıcı veya rahatsız edici olabilir ve ultrason gibi teknolojiler kontrollü koşullarda tıbbi amaçlarla kullanılabilir. Ancak bu etkilerin varlığı, vücuttaki suyun düşünceler veya belirli müzik frekansları tarafından yeniden kodlandığını göstermez.
SU VE FREKANSIN GERÇEK SIRRI BELKİ DE DAHA İLGİNÇ
Suyun frekanslarla ilişkisini ilginç hale getirmek için ona doğaüstü özellikler yüklemeye aslında gerek yoktur. Görünmeyen bir ses dalgasının suyun yüzeyine ulaştığında hareket oluşturabilmesi, belirli koşullarda düzenli desenlerin ortaya çıkması, rezonansın küçük bir titreşimi büyütebilmesi ve güçlü ultrason dalgalarının sıvı içerisinde mikroskobik kabarcıklar meydana getirebilmesi zaten başlı başına şaşırtıcı fiziksel olaylardır. Belki de su ve frekans konusunda sorulması gereken en ilginç soru Su düşüncelerimizi hatırlıyor mu değildir. Asıl soru şudur
Göremediğimiz titreşimler, görebildiğimiz maddeyi nasıl harekete geçiriyor. Çünkü frekansın su üzerindeki gerçek hikayesi tam burada başlar görünmeyen bir dalga suya ulaştığında, gözümüzün göremediği hareket bir anda dalgalara, desenlere ve fiziksel değişimlere dönüşür. Ve belki de bu yüzden su, frekansı anlamak için doğanın önümüze koyduğu en etkileyici aynalardan biridir.