Kara Kedi; İnsanlar Seni En Son Ne Zaman Gördüklerini Bilmez [ 16 Ağustos 2026 ]


Kara Kedi; İnsanlar Seni En Son Ne Zaman Gördüklerini Bilmez

Kara Kedi o sabah apartmanın girişindeki mermer basamakta oturuyordu insanlar yanından geçiyor, kapılar açılıyor, telefonlar çalıyor birileri işe yetişmeye çalışıyor, birileri çocuğunu okula götürüyor, birileri aceleyle ayakkabısını bağlarken yukarıdaki bir sese . Akşam görüşürüz diye sesleniyordu ve hiç kimse Kara Kedi’nin neden orada olduğunu merak etmiyordu, çünkü insanlar hayatın büyük olaylarını beklerken küçük anların içinden ne kadar önemli şeylerin sessizce geçip gittiğini çoğu zaman fark etmiyordu.

Kara Kedi ise bakıyordu. Zaten onun yaptığı hep buydu. İnsanların önemsemediği anları izliyordu. Birinci kattaki kapı açıldı. Yaşlı bir adam dışarı çıktı, arkasından eşi seslendi. Ekmeği unutma. Adam gülümsedi, elini kaldırdı ve merdivenlerden indi. Kara Kedi başını çevirip adamın ardından uzun uzun baktı. Kadın birkaç saniye sonra kapıyı kapattı. Onun için sıradan bir sabahtı. Belki de insan hayatındaki en garip gerçek buydu birini son kez gördüğün anda, onu son kez gördüğünü bilmiyordun. Kara Kedi bunu insanlardan daha iyi biliyordu Çünkü insanlar vedaların büyük olması gerektiğini sanıyordu son konuşmada unutulmaz sözler söyleneceğini, son karşılaşmada insanın içine açıklayamadığı bir sıkıntı düşeceğini, zamanın biraz yavaşlayacağını düşünüyorlardı.

Kara Kedi yıllardır bunun böyle olmadığını görüyordu. Sonlar çoğu zaman sessizdi. Bir kahve biterdi. Bir telefon kapanırdı. Bir otobüs hareket ederdi. Bir kapı kapanırdı. Ve hayat hiçbir şey olmamış gibi devam ederdi. Öğleden sonra Kara Kedi başka bir sokağın köşesindeydi. Bir kafenin camının önüne kıvrılmış, içeride konuşan iki eski arkadaşı seyrediyordu. Adamlar kahvelerini içiyor, eski günlerden bahsediyor, birbirlerinin sözünü kesiyor, bazen kahkahalarla gülüyorlardı. Masanın üzerindeki kahveler soğurken yıllardır anlattıkları aynı hikayeleri yeniden anlatıyorlardı. Birinin telefonu titredi. Ekrana baktı. Sonra saate göz attı. Ben artık kaçayım. Diğeri sandalyesinden kalkmadan gülümsedi. Haftaya yine otururuz. Kara Kedi başını kaldırdı. İnsanlar bu kelimeleri ne kadar kolay söylüyordu. Haftaya. Sonra. Bir ara. Görüşürüz. Sanki önlerinde bitmeyecek kadar çok zaman varmış gibi... İki arkadaş hesabı ödedi ve kafenin kapısından birlikte çıktılar.

Kara Kedi ayağa kalktı. Adamlardan biri sağa, diğeri sola gidecekti. Yıllardır yaptıkları gibi birbirlerine sarılmadan, uzun uzun vedalaşmadan yalnızca ellerini kaldırdılar. Görüşürüz. Biri sağa yürüdü. Diğeri sola. İkisi de birkaç saniye sonra kalabalığın içine karıştı Hiçbiri arkasına dönmedi. Kara Kedi ise dönüp ikisine de baktı. Çünkü bazen dünyada bir karşılaşmanın son karşılaşma olduğunu bilen tek canlı, kaldırımın kenarında sessizce duran bir Kara Kedi olabilirdi. Bir süre sonra o da yürümeye başladı. İnsanlar önünden geçerken hiçbiri ona dikkat etmedi. Ama Kara Kedi az önce yaşanan o sıradan vedayı unutmayacaktı. Çünkü insan hayatındaki bazı sonlar büyük cümlelerle bitmezdi. Bazen yalnızca iki kelime yeterdi. Haftaya görüşürüz. Ve bazen... O hafta hiç gelmezdi.